türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Karşılıksız çekten cezaevinde yatanlar en geç 8 Şubat’ta özgür



Cezaevinde ‘ÇEK’tirmeyecek kanun yarın TBMM’de

Çekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan ve cezaevine girmek için gün sayanları kurtaracak yasa tasarısı yarın TBMM Genel Kurulu’na geliyor.


Cezaevinde ‘ÇEK’tirmeyecek kanun yarın TBMM’de
Yasanın yarın TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ve ardından Cumhurbaşkanı Gül’ün onaylaması durumunda karşılıksız çekten cezaevinde yatanlar en geç 8 Şubat’ta özgürlüğüne kavuşacak.

Çekleri karşılıksız çıktığı için cezaevinde bulunan ve cezaevine girmek için gün sayanları kurtaracak yasa tasarısı yarın TBMM Genel Kurulu’na geliyor. Yeni kanunun TBMM’den geçtikten sonra onay için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderilmesi ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi arasında geçecek zaman ise en fazla 15 günü bulacak. Bir başka ifadeyle Şubat ayının 8’inde çek suçluları özgürlüğüne kavuşacak. Meclis, Çek Kununu’nun yanısıra hükümlü ve tutukluların ağır hasta yakınlarını ziyarete imkan veren düzenlemeyi de ele alacak. Meclis’te Adalet Komisyonu tarafından kabul edilen düzenlemenin Genel Kurul’da kanunlaşması durumunda çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıt, üzerinden 10 yıl geçmesi halinde Merkez Bankası tarafından resen silinecek. Böylece karşılıksız çek kesen kişilere 10 yıl süreyle çek verilmeyecek. Kanuni ibraz süresi içinde, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürülecek. Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişiye, her bir çekle ilgili olarak uygulanan 1 yıla kadar hapis cezası, 300 TL’den 3 bin TL’ye kadar idari para cezasına dönüştürülecek. Karşılıksız kalan çek bedeli, faizi ile birlikte ödenmesi durumunda çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kaldırılacak. Bankalar, 31 Aralık 2012 yılına kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verecek.
23 Ocak 2012 Pazartesi
Türkiye gazetesi

Çek mağdurlarından teşekkür yağıyor



Krizlerin vurduğu esnaf ve iş adamları “Çek bir ızdırap” haberinin ardından gazetemizi telefon, faks ve e-mail yağmuruna tuttu. “Çalmadık, çırpmadık, devlete yıllarca vergi ödedik” diyen müflis iş adamları, “Yuvalar yıkılarak borç ödenmez” dedi


Haber Merkezi

Gazetemizde dün yer alan “Çek bir ızdırap” başlıklı habere yurdun dörtbir yanından tebrik yağdı. Çek mağduru binlerce esnaf, iş adamı, yatırımcı, sanayici konuya gösterdiğimiz duyarlılık için teşekkür ederken, yasa değişikliği için siyasilerin ilgisini beklediklerini dile getirdiler. “Çalmadık, dolandırmadık, yatırım yaptık, istihdam sağladık, kriz ilk bizi vurdu mağdur olduk” diyen vatandaşlar “Bizi adi suçlularla aynı koğuşlara yollamak çözüm değil, çek mağduru onlarca arkadaşımız canına kıydı, binlerce aile dağıldı, alacaklılarımız değil bizler mağdur olduk” diyerek dert yandılar.

ÇEK MAĞDURLARI NE DEDİ?
> Hasan Kavacık / Ankara : Yıllarca devlete vergi verdik, 14- 15 yıllık esnafım. Ne vergi, ne elektrik, ne SGK borcumuz var. Diğer borçlulardan da bir farkımız yok. Artık hapis korkusuyla ne iş yapabiliyor, ne iş görüşmelerine gidebiliyor, ne dolaşabiliyoruz.
> İdris Özden / İzmir: Ben sizi 200 iş adamı arkadaşım adına arıyorum. Bu bizim büyük bir yaramız. Çoğumuzun ailesi dağıldı. Yuvalar yıkılarak borç ödenmez. 130 işçi çalıştırıyorum. Maaş ödüyor, vergimi veriyorum. Fakat üstümüzde bir hapis korkusu, baskısı var. Biliyor musunuz çoğu arkadaşımız evine gidip uyuyamıyor. Böyle bir sıkıntıyı dile getirdiğiniz için teşekkür ediyoruz.
> Celal Düzgün / Nazilli: 17 yıl boyunca Tuhafiyeciler Odası başkanlığı yaptım. İnsanların iyiliği için çalıştım, çalışacağım da. Hep yatırım yaptım, 5 dükkanım vardı. Krize yakalandım. 65 tane icralık dosyam oldu. 39 aydır boğuşuyorum. Türkiye Gazetesi çok büyük bir sıkıntıyı gündeme getirdiği için çok mutlu oldum. Bu haber buzdağının bir ucunu gösteriyor. STK’lar bunu görmek istemiyor. Sanki ayıpmış gibi gündeme getirmiyorlar. Üç defa hapse girdim çıktım. Esnafın, köylünün büyük çoğunluğu bu sıkıntının altında.
> Ahmet Solmaz: Yanımda 1000 kişi çalışıyordu. Aylık cirom 3 milyon liraydı, verdiğim çekler gününden önce yazdırıldı, bankalar kredileri kapattı. Asıl dolandırılan bizler olduk. Bu sıkıntının aşılması için yetkililerin ilgisini bekliyoruz.
> Yaşar Sökelioğlu/İzmir: Büyüklerimizin bu olayın üzerine gitmesini bekliyoruz, 10 yılda 3 çek yasası çıktı. 5941 sayılı yasa çıktığından beri bu idam cezası gibi. Adam öldürenler bu kadar ceza almıyor. Devlete bu kadar vergi ödemiş ve şimdi zor günler geçiren iş adamları için bunun bedeli hapis. Eski yasada hakim sizi dinlemeden karar verebiliyordu. Düşünebiliyor musunuz? Bir akıl hastasına tebligat yapılmış.
> Murat Gürbüz/Aydın: Bu sıkıntımızı böyle cesaretle gündeme getiren Türkiye Gazetesi’ne teşekkür ediyorum. Birçok aile bu yüzden dağıldı. Nazilli’de 11 arkadaşımız canına kıydı.
> Ramazan Taş: 40 dosyam var ne yapacağım bilemiyorum, 20 yıllık esnafım yanımda 27 kişi çalışıyor. Ben bu sıkıntı öncesi her ay 8 bin lira stopaj ödüyordum. Yetkililer bu çek yasasına mutlaka bir çözüm bulmalı.

AİLELERİMİZ DAĞILDI
> Recep Gök/Bursa: 130 çalışanı olan 30 yıllık bir sanayiciyim. Bu çeklerden bir türlü yakamızı kurtaramadık. Bugüne kadar vergimizi aksatmadık. Benim gibi, nice işadamları ne zorluklar çekiyor, bu konuda bilemezsiniz. Çalmadık, çırpmadık ama buna rağmen yaşadıklarımız kâbus gibi. Önümüz kapalı, ne rahatla evimize gidebiliyoruz, ne de seyahate. Şu an kazancımızı avukat ve mahkeme masraflarına gidiyor. Kaçıyoruz adeta. Çok sayıda esnafın yatırımcının ailesi dağıldı. Bursa’da binlerce kişi bu konunun mağduru. Yetkililerden, bu konuda acil çözüm bekliyoruz.
> Ali Serter: 12 yıllık bir şirketim vardı. Bu zaman zarfında 15 bine yakın çek ödedim. 30-35 arasında eleman çalıştırdım. 1 gün olsun ne SSK ne de vergi borcum oldu. Bu kadar sürede toplam 5 adet çekim yazıldı -ki gerek yazanlar ve gerekse yazdıranlar binbir özür dilediler-. Banka müdürleri iş yerime kadar geldi ve çek koçanları ve kredi teklifleri ile biz ettik siz etmeyin demeye kadar vardırdılar işi. Ama ne oldu ise yine bankalar tarafından özellikle 2 banka sözleşmişcesine çeklerimi erken takasa soktular. O seneki cirom 1 milyon dolar ve üzerinde gerçekleşti. Beni bitiren müşterilerim değil, tedarikçilerim değil bankalar ve factoringler oldu.


www.turkiyegazetesi.com

Birçok yuva yıkıldı. 167 bin kişi yargılandı.





“Karşılıksız çek” ekonomik krizin vurduğu patronları batırdı. Birçok yuva yıkıldı. 167 bin kişi yargılandı. 30 bini hapiste, 61 bin kişi de sıra bekliyor.

Türkiye’de  2001 krizinin ardından peş peşe gelen iflaslar en çok çek kullanan  esnafı, üreticiyi, sanayiciyi vurdu. Krizin yaralarının sarıldığı  ilerleyen günlerde “Karşılıksız çek vermek” suçundan yargı önüne çıkan  167 bin kişiden halen 30 bini cezaevlerinde çıkacağı günü beklerken, 61  bin kişi mahkemenin cezaevine girmesi için vereceği günü bekliyor.

5941 İDAM CEZASI GİBİ
Halen  2 bine yakın iş adamı, işveren ve yatırımcının çek kanununa muhalefet,  karşılıksız çek keşide etmek gibi suçlardan arandığını ve yurt dışında  yaşadığını belirten çek mağdurları, adi suçlular gibi yargılanmaktan  şikayetçi. Cezaevinde çok zor şartlarda yaşayan, işini, kurulu düzenini  hatta ailesini bile kaybedenlerin olduğunu belirten çek mağdurları,  “Umudumuz son torba yasasında konuyla ilgili bir düzenleme yapılmasıydı,  ancak bu yapılmadı. Siyasilerin yaşadığımız sıkıntıya çözüm bulmasını  istiyoruz” diyerek dert yandılar. 5941 sayılı Çek Yasası’nın gelişen  Türkiye’nin şartlarına göre yeniden hazırlanması gerektiğini belirten  çek mağdurları seslerini duyurabilmek için 25 Ocakta Ankara’da bir araya  gelecek.

İNTİHAR EDENLER VAR
Adana’da önceki gün intihar eden  Akif Demirci’nin de çek mağdurlarından biri olduğu ortaya çıktı. Seyhan  Dilberler Sekisi yanında tek kurşunla canına kıyan Demirci’nin cebinde  üç sayfalık bir not çıktı. “Beni tefeciler bitirdi” diyen Akif  Demirci‘nin verdiği bir çekle başlayan sıkıntısının tefecilere kadar  uzanması sonunun da başlangıcı oldu. Acılı Demirci ailesi genç iş  adamının borcuna sadık biri olmasına rağmen yaşadığı sıkıntıyı bir türlü  atlatamadığını söyledi. İnternet ortamında kurdukları cekmagdurlari.com  adresinde bir araya gelen binlerce kişi, içlerinde en zor durumda  olanlara sahip çıkmak için yarışırken, çek yasasının değiştirilmesi için  Ankara’da mücadele ediyor.

PARÇALANAN AİLELER
5941 sayılı Çek  Yasası’na muhalefet suçundan hüküm giyip de cezaevine girmeyi  bekleyenler bir yandan da borçlarını ödemek için çalışıyor. İçeride  bulunan vatandaşların her biri adeta bir dram yaşıyor. Parçalanan  aileler, annesinin babasının cenazesine gidemeyenler var. Hapis yerine  “Çalışıp borçlarını ödeme” imkânı isteyen bu kişilerin tamamına yakını  iş yerlerini kapatmak zorunda kalmış. Bazı mahkûmların işini üstlenen  çalışanlar, patronlarının borçlarını kapatması için çaba harcıyor.


Türkiye Gazetesi

ÖZEL HABER
MEHMET KOCA

Ey dünya insanları hepiniz TÜRKsünüz



Tüm dünya aslında Türk


Geçen hafta bir konferans vermek üzere Türkiye'ye gelen Amerikalı araştırmacı yazar Gene D. Matlock, 'Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz' adlı kitabında da yer verdiği ilginç iddialarıyla 'Tüm dünyanın kökeninin aslında Türkler olduğu' tezini yeniden alevlendiriyor. AKŞAM PAZAR'a konuşan Matlock, kitabında din, dil, tarih ve kültür odaklı pek çok kaynak aracılığıyla tezine çarpıcı kanıtlar da sunuyor.

matlock

Kadim Türkler, tüm insanların ataları olabilir mi? Maya ve Azteklerden Kızılderililere, Ruslardan Hintlilere, Araplardan İngiliz, İtalyan ve Kuzey Avrupalılara hepsinin kökenlerinin Türk olduğu söylense inanır mısınız? Peki, acaba Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammet ve Buda da Türk müydü? Tüm dinler Kadim Türklerin Tengri dininden mi türedi?
Bunlar kafa karıştıran ama bir o kadar da merak uyandıran, cevaplaması zor sorular. Ancak bir araştırmacı bu soruların hepsine 'evet' cevabını veriyor. Ve iddiasının doğruluğuna dair kanıtları da 'Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz' adlı kitabında önümüze sunuyor. İşin ilginç yanı, bu tezin sahibi Türk değil, bir Amerikalı: Gene D. Matlock.
Temmuz ayında Hermes Yayınları tarafından Türkçe olarak basılan 'Ey Dünya İnsanları Hepiniz Türksünüz / Kayıp Bir Uygarlığın Sırları Dünyayı Nasıl Değiştirebilir' adlı kitabında Gene D. Matlock ilk insanların Türklerle başlayıp daha sonra dünyaya dağıldığını, ilk konuşulan dilin Türkçe olduğunu, bilimin, felsefe ve dinin yine Türklerden doğduğunu söylüyor. 65 yıldır Meksika'da yaşayan ve hem Hıristiyanlığın kökenleri hem de Meksika'daki Amerikan yerlilerinin kökenleri üzerine uzun yıllar boyunca araştırmalar yapan Matlock'un dini kitaplar, mitolojiler, kültür, gelenekler ve özellikle de dil biliminin ışığında elde ettiği ipuçlarını birleştirerek sunduğu kanıtlar da hayli şaşırtıcı. 81 yaşındaki Matlock ile bir konferans vermek için geldiği İstanbul'da buluştuk ve çarpıcı iddiası üzerine konuştuk.

- Dünyadaki tüm insanların Türklerden geldiğini söylüyorsunuz. Sizi bu konuda bir araştırma yapmaya yönelten şey neydi?
Yıllar önce İsraillilerin Filistinlilere yaptığı kötü muamele sebebiyle çok üzülmüştüm ve bu insanların bir türlü paylaşamadığı kutsal toprakların tarihi ve buradaki dinlerin kökenleri üzerine araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımı bir yandan da yazıyordum. Araştırma ilerledikçe her şey beni önce Hindistan'a, daha da derinleştiğindeyse Hindistan'ın kuzeyine götürdü. Elimi neye atsam önünde sonunda her şeyin kaynağı olarak karşıma Türkler ve coğrafya olarak da Türkiye ve Orta Asya çıkıyordu. Zira dikkatle incelediğimde Eski Ahit (Kitab-ı Mukaddes'in ilk bölümünü oluşturan, Tevrat ve Zebur'u da kapsayan 39 kitap) ve İncil'de İsrail'den bahsedilmediğini gördüm. Kutsal kitaplarda bahsedilenler aslında Türkiye ile bağdaşıyordu. Nuh'un Gemisi efsanesi, Büyük Tufan... hepsinin kökeni Türkiye ve Türklere dayanıyordu. Bu da bana şunu gösteriyordu: İnsanlığın başladığı yer Türkiye idi. Biz insanlar tüm uygarlığın atası olarak Sümer, Yunanistan, Mısır ve Çin'i görmeye yanlış bir şekilde şartlanmışız.

İNSANLIK TÜRKİYE'DEN BAŞLADI
- Peki, nasıl oluyor da Türkler tüm insanlığın atası oluyor?
Birkaç bin yıl önce Kuzey Kutup bölgesinde bir cennette, bolluk içinde yaşayan ileri derecede uygarlaşmış bir halk vardı... Dünyadaki bütün dinler hangi ulusa ait olursa olsun insanlığın beş kökensel ırkı olduğunu söyler. Bu beş ırka Kurus, Krishti ya da Krishtaya deniliyordu. Yaşadıkları yere ise Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Aden denir. Hindular buraya Uttura Kuru adını verir. Eski Yunan tarihçileri ve mitolojisi ise buraya Hiperborea olarak göndermede bulunur. Tibetli Budistlar ise Khedar Hand (Tanrı Şiva'nın ülkesi) ve Şambala der. Aynı zamanda buraya Tanrı Şiva'nın toprakları anlamında Sivariya ve Sibirya da denmektedir. Yeni ilk insanların yaşadığı cennet bahçesi Sibirya bozkırlarıdır. Buradaki ilk insan olan Adem (İngilizcedeki yazılışıyla Adam) Türk dilinde 'insanoğlu' anlamında kullanılır. Nitekim buradaki yüksek zeka ve uygarlığa sahip ari ırk (aryan) Türk'tür. Türkler'in kendilerinden Kıpçaklar, Kurular ya da Aryanlar diye bahsetmesi de bunun kanıtıdır. Ancak pek çok farklı din ve mitolojide geçtiği üzere bu insanlar lanetlenip bir doğal felaket yaşar, dünya ekseninde meydana gelen ani bir sapma ile yaşadıkları yer donmuş, büyük seller olmuştur. Şimdi adına Türkler dediğimiz Kurular güneye, Orta Asya'ya kaçmak zorunda kalmıştır. Bu anlatılan Büyük Tufan'dı. Nuh ve insanlığın soyunu devam ettiren oğulları da işte bu kökenden geldi; yani Türk'tü. Nuh'un gemisinin karaya oturduğu Ararat Dağı'nın Türkiye'deki Ağrı Dağı olduğu inancı da bunu kanıtlıyor. Böylece Türk soyundan gelen insanlık Türkiye'ye ve aşağıya Mezopotamya ve Hindistan'a dağıldı. Dolayısıyla Sümerler, Hititler, Iraklılar, Kürtler, Hintliler, Mısırlılar hepsi aslında Türk'tü. Kuzey Kutbu'ndan aşağı inerek Kuzey Avrupa'ya İsveç, Finlandiya, İngiltere'ye ve tüm dünyaya yayıldılar. Bugün herkes kendi neslinin izlerini Türklere dek sürebilir.

- Buna kanıt olarak neleri gösterebiliyorsunuz?
Dünyanın her köşesinde kullanılan dilden inançlara ve tanrı isimlerine kadar her şeyin dil olarak aynı kökenden geldiğini görebilirsiniz. Bu tüm dinlerin, dillerin de tek bir kaynaktan çıktığını gösteriyor: Türklerden! İngiltere'den, Finlandiya'ya insan isimlerinden yer isimlerine Türkçe kökenli kelimelere rastlayabilirsiniz. Finlandiya'da Kırkpınar diye bir yer var! Urdu dilinde binlerce Türkçe kelime var. Hintlilerin Kutsal Kitabı Mahabharata aslında Türklerin tarihlerini anlatıyor. Yunanlıların büyük tanrısı Zeus'un ismi de Türkçe. Kudüs, İsa gibi kelimelerin kökeni de aslında Türkçe ve dahası bu bahsedilen yerler de aslında İsrail'de değil Türkiye'de; İsa da bu topraklarda yaşadı. Öte yandan yakın tarihte Keltlerin (İrlandalılar, Galiler, İskoçyalılar) DNA'sı incelendi ve Altay'dan geldikleri kanıtlandı. Vikingler, Finikeliler ve İtalya'nın Roma İmparatorluğu'ndan yıllar önce burada yaşayan ve Roma'nın kurucuları sayılan yerli halkı Etrüskler de Türk'tür. Estrüskler'in DNA'larının Türklerinkiyle yüzde 97 aynı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

- Amerika'daki Kızılderililerin de Türk olduğu sıkça dile getirilen bir iddiadır....
Evet, Kızılderililer Türk'tür, bunu kendileri de söyler. Kültür ve geleneklerindeki benzerlik aşikar. Özellikle Amerika'da Türk soyundan geldiğini söyleyen Meluncanlar'dan olan Cherokee'ler Türkiye ile bugün çok yakın ilişkiler içindedir.

- Bu iddialarınızı dünyanın pek çok yerinde dile getiriyorsunuz. Peki, nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Önceleri herkes bana gülmüştü ama şimdi durum değişiyor. Amerikanın yerli halkları, Kızılderililer, Meksikalılar bu teze çok pozitif tepki veriyor. Çoğu kabul de ediyor. Ancak ABD'deki Amerikalıların veya İngilizlerin pek hoşuna gitmiyor.

- Dünya bunu kabul etse ne olur sizce?
Hepimizin kardeş olduğuna inanmak insanlığın sahip olduğu tüm sorunlar ve huzursuzluk çözüme ulaşır. Dünya daha iyi bir yer olur.

Amerika'yı İspanyollar değil, Türkler keşfetti
'Amerİka kıtasındaki pek çok yer ismi aslında Türkçe kökenli. Meksika'daki Teotihuacan kalıntıları aslında Türkçe olan Tea (tanrı)+ Tiwa (Bir Türk boyu olan Tuvaların bugün bir cumhuriyeti de vardır) + Han (krallık anlamına gelen Türkçe kelime) kelimelerinden türemiştir. Peru'daki Karal kalıntılarındaki piramitler Mısır'dakilerden daha eskidir ve Türkçe'de 'hükümdar' anlamına gelen kral kelimesinden türemiştir. Meksika'da bugün de Türkçe kökenli birçok kelime kullanılıyor. Örneğin dağ/tepelere Meksika'da tepek deniliyor; Atatepek, Çapultepek isminde şehirler bulunuyor. Havasu diye bir yer bile var. İspanyollar Meksika'ya ilk geldiklerinde Aztek'lere hangi tanrıya inandıklarını sorduğunda onlar 'İnana' cevabını vermişti. Bu Antik Sümer'de de bir tanrıçanın adı. Yani Sümerler ile Aztekler aradaki onca mesafeye, okyanusa rağmen aynı adlı tanrıya inanıyor. Dahası Meksikalılar da Hintliler de Türkleri aynı kelimeyle 'Karaskus' diye adlandırıyordu. Demek ki Amerika'yı İspanyollar değil, önce Türkler keşfetmişti. Sonuçta bunlar gibi sayısız örnek şunu gösteriyor: Dünyanın her köşesindeki bütün uygarlıklar Orta Asya'dan geçmiş ve her yerde ortak olarak karşımıza çıkan din, dil, kültür ve inanışları buradan tüm dünyaya taşımıştır.'

MİNE AKVERDİ

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes