çek sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çek sorunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır.

 Evet arkadaşlar hakkınızı yasal yollardan arayın   bilgi alın adalet bakanlığı,ekonomi bakanlığı ve milletvekillemize gönderin ...

 Gönderilen her dilekçe özgürlüğe  bir adımdır.






Sn ………………………………….




Ülkemizde aylardır süre gelen ve bir türlü her kişi ve kurumun kabul ettiği fakat ne hikmetse hiçbir kurumun ve kişinin çözüm konusunda bişeyler yapmadığı,ağırdan aldığı ÇEK lerini ÖDEYEMEDİĞİNDEN dolayı önce adli para cezası ve maliyeye yatırılması gereken bu parayı ÖDEYEMEDİĞİNDEN hapis cezası alarak cezaevine girmek zorunda kalan binlerce hatta onbinlerce insanın bu sorununa EKONOMİ bozulur diyerek sürekli ertelenmesini tekrar dile getirmek için bişeyler yapmanın kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.


Ülkemizde çekten mahkumiyet alanların sayısına baktığımızda Adalet Bakanlığının verilerine göre sadece 2007 yılında mahkum olan insan sayısı 104 bin civarındadır.Bu sayı böyle olduğu halde milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verilen cevaplarda sayılar 1500 olarak ifade edilmektedir.Bu 1500 sayısının doğru olmadığı aşikardır.


Şüphesiz sonucu İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanması olan bir kanun öncelikle HUKUK kuralları dikkate alınarak yapılmalıdır.Ancak basında çıkan haberleri takip ettiğimiz zaman,yaşama hakkından sonra en önemli hak olan özgürlük hakkı EKONOMİ ortaya getirilerek HUKUK bir kenara atılmakta,bu kadar ciddi bir konu ÇEK denilen özünde nakittir denilen fakat kullanımda vadeli olarak kullanıldığı TBMM tarafından da yasa çıkartmak suretiyle kabul edilen bir kağıt parçası,putlaştırılarak insanların hayatlarını karartmakta ,aileler dağılmakta sosyal bir felakete doğru hızla ilerlemektedir.


Türk Ceza Kanunun 5. maddesi herkesin artık bildiği gibi 01.01.2009 tarihinde,2 defa süreli yasalarla uzatıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve 3167 sayılı kanunun bir çok maddesinin ceza kanunlarının anayasası sayılan TCK ile ya tamamen zıt ya da çeliştiği birçok hukuk profösörü tarafından kabul edilmiş ve 3167 sayılı kanunla cezaevinde bulunan insanların salıverilmesi gerektiği basında defalarca yazılmıştır.Bu durumu Adalet Komisyonu Başkanı gazatecilerle yaptığı röportajlarda dile getirmiştir.Durum bu kadar açık iken,okuma yazma bilen herkesin bir hukuksuzluğun yaşandığını anlayabildiği halde konuyu EKONOMİ gerekçelerine bağlayarak bu zulümü devam ettirmek ne kadar HUKUK DEVLETİ kriterlerine uygun taktiri size bırakıyorum.Fakat şu bir gerçektir ki bu yasadan dolayı ceza alan hapis yatan ve kaçak yaşayan insanlar ve bu insanların aileleri şu anda verilen bu cezanın ADİL olmadığını biliyor ve şu andaki çaresizliklerinden dolayı kanuni haklarını sınırlı olarak kullanabiliyor.Bakanlığınızın bu kanunsuz ceza uygulamasına son vermek için gerekeni yapmasının HUKUK’i ve VİCDANİ olarak çok ACİL olduğunu bir defa daha bilirtiyor.SAYGILAR SUNUYORUM.

TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri
TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri

Çek mağdurları yarın haykıracak


Çek mağdurları yarın haykıracak

Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşırken, 'çek mağdurları' yarın Ankara'da büyük bir gösteri yapacak
Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşırken, ‘çek mağdurları’ yarın Ankara’da büyük bir gösteri yapmaya hazırlanıyor. Yeni yıldan önce yasalaştırılması beklenen yeni Çek Yasa Tasarısı’nın ise, borçları nedeniyle hapse düşmüş ya da kaçak durumda olan mağdurlar için büyük bir umut oluşturuyor.

MÜJDE SİNYALİ

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, önceki gün yaptığı açıklamada, Meclis’te komisyon gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’nın yeni yıldan önce yasalaştırılacağını duyurmuştu. Ergin “Tasarının yasalaşması konusundaki çalışmalara bir an evvel başlayacağız. Cezaevine düşmüş, düşme riski altına olan insanların sorunu bizim sorunumuz. Öyle umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” demişti.

TOPLANTI 09.00’DA

Yarın saat 09.00'da Sıhhiye'deki Abdi İpekçi Parkı'nda toplanacak olan çek mağdurları, aynı gün 11.00'de basın açıklaması yapıp, daha sonra da TBMM'yi ziyaret etmeyi planlıyor. İnternet üzerinde yoğun bir dayanışma ve organizasyon içinde oldukları göze çarpan kitle, yine internet üzerinden duyurdukları toplantıda "Duyarlı olan her birey, her kurum, bu haksızlığa, bu adaletsizliğe dur demek için, ekmeğimiz, özgürlüğümüz ve onurumuz için Abdi İpekçi Parkı'na gelsin" diyor.

KARŞILIKSIZ ÇEKTE ARTIŞ BÜYÜK
Verilen bilgiye göre esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2 oranına çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarındaki artış ise ilk 6 ayda yüzde 29.27 oranında gerçekleşti.

http://www.posta.com.tr/

Teşekkürler SAyın RAMAZAN KERİM ÖZKAN (CHP Burdur)


CHP Burdur milletvekil Sayın Ramazan Kerim Özkan dün meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmasında yaşamış olduğumuz sorunları bir bir dile getirmiştir.Kendisine teşekkür ediyoruz

Sayın Ramazan Kerim Özkan'ın Meclisteki konuşması 15/10/2009

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Borçlar Kanunu'yla ilgili olaraktan verdiğimiz önergede Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, ikinci fıkranın madde metninden çıkarılmasını talep ediyoruz: "Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de aynı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır."

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, bu kanunlar görüşülürken yaz boyunca, günlerdir vatandaşlarımızdan çekle ilgili olsun, borçlarla ilgili olsun, bu yapılanmalarla ilgili olsun esnaflarımızdan mesajlar alıyoruz. 550 milletvekilimize değişik mesajlar geliyor ancak çekle ilgili olduğu için bakıp siliyorsunuz ama ben bunların yaklaşık on bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum; ne diyor, esnafımız ne diyor, işçimiz ne diyor, çek mağdurumuz ne diyor, onları sizlerle paylaşmak istiyorum metinden geldiği gibi:

"Esnaftım. 50 kişiye istihdam sağlıyordum. Bankalar beni bitirdi. Eşim kanser hastası. Çeklerim yazıldı. Bir de şimdi hapse gireceğim. Esnafa bir af verebilir misiniz?" Sayın Bakana söylüyor, bizlere söylüyor.

"Parası olmayan birini cezaevine gönderen tek hukuk kuralı bizde. Bir çeke imza attık, dünyam karardı. Üç yıl hapis aldım, lütfen kurtarın beni.

F. A."

"Vekilim, ekonomik kriz beni de vurdu, param kalmadı, çekimi ödeyemedim, sonum hapis. Hapisteyken kim benden para alacak. Borca hapis olur mu? Lütfen, bu çığlığı duyun. Çeklerden çektiğimiz yetmez mi?"

"Saygıdeğer Vekilim, beş yıl ceza gaspa, dolandırıcılığa, tecavüze verilmiyor. Bu işi çözeceğinize inanıyoruz. Onurumuzu kırmayın. AK PARTİ'yi, Cumhuriyet Halk Partisini, Milliyetçi Hareket Partisini ve tüm vekillerimizi çok seviyoruz. Ne olursunuz çek mahkûmlarını affedin. Kaçak yaşamaktan usandık. Ceza indirimi yok, şartlı tahliye yok, açık cezaevi yok. Beş yıl hapis. Bir terörist bile pişmanlık yasasından yararlanıyor. Artık bu feryatları bitirin."

"Ekonominin tek suçlusu esnaf mı? Çekini ödeyemeyen birine üç yıl ila beş yıl hapis reva mı? Yüce Allah bunun hesabını sormaz mı? Bir Cem Garipoğlu kadar ceza indirimi bile yapılmıyor. Çek Kanunu'nda -yazık, çok yazık- 700 bin kişi kaçak durumda. Likidite kaygısı olur diye bizi cezaevine atanları Allah'a havale ediyorum."

"Çeklerimi ödeyemedim. Hapis cezası aldım. Ailem dağıldı. Çocuklarımı bir yıldır göremedim. Aranıyorum, bu yüzden borcumu da ödeyemiyorum. Sizin huzurunuz yerinde mi? Çek keserken teminat olarak özgürlüğümüzü ve hürriyetimizi veriyoruz, farkında mısınız? Çocuklarımı özledim, yuvamı özledim. Üç bayramdır çile çekiyoruz."
"Bir çeke imza attım, ödeyemedim. Cezası bu kadar ağır olmamalı. Allah aşkına bizleri affedin. Devletimiz çeklerde tahsildar olmuş, ceza kesmiş, alamadığı para için de bizleri beş yıl hapse mahkûm etmiştir. Esnaf olarak bunu kaldırmamız mümkün değildir. Sayın Başbakanımız demokratik açılımda 'Her şey müzakereyle çözülecek.' diyor. Çek Kanunu'nda da müzakere istiyoruz. Eşler, çocuklar, analar, yakınları için ağlıyoruz."
Bu feryatlar telefonlarımıza gelen mesajlardan, aynen, hiçbir katkı koymadan alınmıştır. Sizlere de geliyor, sizler de biliyorsunuz.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli komisyon üyeleri; gerçekten, çeki alamayan, çek karşılığını alamayan borcunu ödemiyor. Çeki ödeyemeyen hapse giriyor, çalışamıyor. Bu sorunun bu Meclis tarafından çözülmesini talep ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup, işleme alıyorum:


TBMM tutanaklardan alıntıdır

MAĞDURLAR ADALET BEKLİYOR


Karşılıksız çek suçundan ötürü hapis cezasına devam edilmesi Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır! Avukat Gökhan Ahi bir hukuk dramını yorumluyor

AVUKAT GÖKHAN AHİ



TÜRKİYE’nin imzalamış olduğu ve uymayı taahhüt ettiği uluslararası sözleşmeler gereği, bazı teminatlar Anayasa’da hüküm altına alınmıştır. Anayasa, bir ülke için en üstün yasadır, dolayısıyla tüm kanunlar Anayasa’ya uygun ve uyumlu olmak zorundadır. Anayasa’nın 38. Maddesinde düzenlenen bu teminatlara göre, hiç kimse kanunla suç sayılmayan bir eylem için cezalandırılamayacağı gibi, hiç kimse sözleşmeden doğan yükümlülüğü yerine getir(e)mediği için özgürlüğünden alıkonamaz.



Dikkat edilecek olursa, yükümlülüğü yerine getirmemekten değil, yerine getirememekten bahsedilmektedir. Hal böyleyken, sözleşme benzeri olan çekin karşılığının öden(e)memesinin suç kabul edilmesi en başta Anayasa’ya aykırı düşmektedir. Nasıl ki, kredisini ödemeyen, borcunu ödemeyen kişilere hapis cezası uygulaması yoksa, çeke de hapis cezası veya para cezası uygulanmamalıdır. Nitekim mal beyanında bulunmama suçu da bu gerekçeyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, 16.04.2009 tarihinden itibaren de yürürlükten kalkacaktır. Anayasa Mahkemesi, bu kararı 16.04.2008 tarihinde yayınlamasına ve yürürlükte kalması için 1 yıl süre vermesine rağmen, lehe uygulama nedeniyle o tarihten bu yana mal beyanında bulunmama suçundan dolayı kimseye ceza verilmemiş, verilen cezalar da infaz edilmemiştir.



ASLINDA ÇEK NEDİR?

Çek, kambiyo senedi olduğundan dolayı bir ödeme aracıdır. Başka bir deyişle nakit yerine geçen güven aracıdır. Ancak, Türkiye’de çek, ne yazık ki bir ödeme aracı olmaktan çıkmış, vadelendirme veya kredilendirme aracına dönüşmüştür. Çekte asıl olan, nakit karşılığın bankada o anda bulunması ve banka tarafından bloke edilerek ibraz anında lehdara ödenmesidir. Tüm dünyada uygulanan model budur. Çekin karşılığı yoksa bile banka bu çeki lehdara ödeyecektir, çünkü çek verdiği kişilerden veya şirketlerden zaten yeterli teminatları almıştır. Ama Türk bankaları yeterli teminatı sağlamadan, talep eden herkese çek karnesi vermiş ve çeklerin karşılığını ödemekten kaçınabileceği yasal düzenlemelerin arkasına sığınmıştır. Başka bir deyişle, kendisine düşen araştırma, teminat alma ve güven sağlama yükümlülüğünü yasal düzenlemelerle bertaraf etmişlerdir. Sonuçta, Türk hukukunda mevcut olan çek uygulaması amacını aşmış ve kendine has başka bir araca dönüşmüştür.



KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇ OLMAKTAN ÇIKMIŞ MIDIR?

Karşılıksız çek vermek, suç olmaktan çıkmamıştır, fakat bu suça ceza verilmesi yasal boşluktan dolayı olanaksız hale gelmiştir. Şu anki mevcut kanunlarla karşılıksız çek suçuna ceza vermek mümkün değildir. Nitekim, 3167 sayılı yasanın 16/1-2.md ve 13/1. Maddelerinde düzenlenen cezaların “sistemin değişmesi” nedeniyle 1.1.2009 gününden itibaren uygulanmayacağı ortaya çıkmıştır.



Türk Ceza Kanunu’nun 5. Maddesine göre, ilk 75 maddeyi kapsayan “genel hükümler” 01.01.2009 tarihinden itibaren, ceza hükmü içeren tüm kanunlar için uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bunun böyle olmasının sebebi, çek kanunu gibi özel ceza hükümleri içeren onlarca kanunun yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihte külliyen değiştirilmesinin mümkün olamamasıdır. Kanun koyucu, üç buçuk yıllık bir ara dönem öngörerek bu tür özel ceza hükümlerinin zaman içinde yavaş yavaş değiştirilmesine ve yeni Türk Ceza Kanunu’na uyumlu olmasına olanak tanımıştır. Ancak, düzenlemeler için uzun bir süre tanınmasına rağmen, çek yasası ve bunun gibi özel yasalarda Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesine ters düşmeyecek gerekli yasal düzenlemeler bu güne kadar yapılmamıştır.



1 OCAK 2009 TARİHİNİN ÖNEMİ NEDİR?

31/12/2008 saat 24:000 itibariyle, genel hükümlere aykırı ceza maddelerinin uygulanması son bulmuştur. 5252 sayılı Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun geçici 1. Maddesi gereğince, diğer kanunların Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümlerine aykırı olan maddelerinin değişiklik yapılana kadar ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağına ilişkin kural, Çek yasasındaki “çek bedeli kadar” olan para cezası sistemini de ortadan kaldırmıştır. Bu tarihe kadar çek yasasının bu hükmü değiştirilmiş olsaydı, sorun çıkmayacaktı. Ancak bu değişikliği içeren yeni düzenleme yapılmadığı için yasal bir boşluk oluşmuştur.



Dolayısıyla takdire yer bırakmayan “çek bedeli kadar” şeklinde para cezası uygulaması 1.1.2009 gününden itibaren uygulanamaz hale gelmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda artık “adli para cezası” sistemine geçilmiş olup, özel kanunda geçen “çek bedeli kadar” ceza sistemi otomatik olarak yürürlükten kalkmıştır.



Bilindiği üzere Türk Ceza Kanunu’nun 45. Maddesinde sadece iki tip ceza vardır. Bunlar da, hapis ve adli para cezasıdır. 3167 sayılı kanunun 16/1-2 ,13/1 maddeleri gibi, ceza içeren tüm özel kanunlarda 1.1.2009 gününden itibaren Türk Ceza Kanunu’nun 52. Maddesine aykırı olmayacak şekilde ADLİ PARA CEZASI uygulamasına geçilmiştir. Yani çek suçlarında öngörülen “çek bedeli kadar” veya “doğrudan” para cezası uygulaması yerini belirli koşullara göre değişen ve hakimin “takdiri” ile belirlenen adli para cezasına bırakmıştır.



Türk Ceza Kanunu 52. maddeye göre adli para cezası hesaplanırken de alt ve üst sınırlarının takdirinde Türk Ceza Kanunu’nun 61/8 ve 61/9. Maddeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Yani, sanığın şahsi ve ekonomik durumuna göre adli para cezası takdir edilmelidir.



YENİ ÇEK YASASI ÇIKINCA HAPİS CEZALARI DEVAM EDECEK MİDİR?

Yasa koyucu yani Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda artık yeni bir düzenleme yapsa bile, Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesi gereği, 01.01.2009 tarihinden düzenleme yapılan güne kadar lehe olan kanunların uygulanmasına devam edilmelidir. Yani yasa değişikliği durumunda, Türk Ceza Kanunu’nun 2. Maddesinde anılan “kanunsuz suç ve ceza olmaz” prensibi gereği ve yine 7. Maddenin 2. Bendinde anılan “lehe uygulama” ilkesi gereği düzenleme yapılan güne kadar işlenmiş olan ve 1 Ocak 2009’dan önce de işlenmiş olan karşılıksız çek suçları cezalandırılamaz, cezalandırılmış olsa bile cezanın infazından vazgeçilmelidir. Örneğin, 1.1.2009 tarihinden itibaren, karşılıksız çek suçlarında tüzel kişiye de verilen para cezası, genel hükümlere uygun olmaması ve yeni Türk Ceza Kanunu’nda tüzel kişilere verilen ceza sistemi değiştiğinden dolayı, istisnasız olarak tüm mahkemelerce ortadan kaldırılmıştır.



Çok yerinde ve hukuka uygun olarak, bazı mahkemeler (Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi, itiraz üzerine verilen kararlarıyla Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi) karşılıksız çeke verilen cezanın yeni bir düzenleme yapılmaması ve yeni bir düzenleme yapılana kadar infazın yerine getirilmesinde tereddütler olacağı gerekçeleriyle beraat ya da infazın durdurulması kararı vermişlerdir. Ancak halen bir çok mahkeme, bu kadar açık ve net bir durum karşısında ceza vermeye devam etmekte, verilmiş cezalara yapılan infaz durdurma taleplerini reddetmektedir. Bu durum, eşitlik prensibine ve hakkaniyete aykırıdır.



Bir devlet, yasalarının eşit, adil ve herkese uygulanabilir olmasıyla ancak “hukuk devleti” olabilir. Eğer yasal boşluklar doldurulmazsa, adil olunamazsa ve vatandaşlar arasında eşitlik korunamazsa, “hukuk devleti” ilkesi sadece Anayasa’da yazılı bir ibare olarak kalır. Bu durum, yasalara saygısı kalmayan bir vatandaş topluluğu oluşturur ki, bir devlet için en tehlikeli tehdit bu olacaktır.
Kaynak::www.pressturk.com

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes