hapis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hapis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"ÇEK" te HAPİS CEZASINA SON


 "Çek"te hapis cezası kalkıyor
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.

ANKARA (ANKA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekini ödemeyen kişilerin hapis yatmayacağını belirterek, bu kişilere 10 yıl çek kullanma yasağı getirileceğini söyledi. Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) pozitif sicil uygulamasının bu aydan itibaren başlayacağını vurgulayan Babacan, artık çek yazacak kişilerin sicilinin TBB'den sorulabileceğini kaydetti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan MÜSİAD'ın "Başkanlar Toplantısı"na katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan Babacan, bankacılık siteminin kriz süreci ve kriz sonrası dönemde çok iyi bir performans gösterdiğine işaret ederek, Türkiye'nin bugün sermaye yeterliliği konusunda dünyanın en iyileri arasında olduğunu vurguladı. Bankaların bilançosundaki tahsili geçmiş alacakların hızla düştüğünü belirten Babacan, "2009'da yüzde 5.3'e kadar çıkmıştı bu oran şimdi bakıyoruz yüzde 2.7'ye kadar geriledi. Bankaların alacaklarının sadece yüzde 2.7'si gününde ödeme yapmış durumda. Bu batmış anlamında değil, 90 gün içinde ödenmemiş takip için kenara konulan rakamlar" dedi.

-ÇEKLERİN YÜZDE 97'Sİ GÜNÜNDE ÖDENİYOR-

Aynı durumun çeklerde de görüldüğüne işaret eden Babacan, "Merkez Bankası'nda takasa girip karşılıksız olan çek oranı krizin en şiddetli döneminde yüzde 10'a kadar çıkmıştı. 2011 boyunca yüzde 3'ler civarında seyretti. Mesela 100 TL'lik çek geliyorsa her gece bunun yüzde 3'ü karşılıksız çıkmıştı. Bu hiç ödenmediği anlamına gelmiyor, sorulduğu anda karşılığı yok anlamına geliyor. Çeklerin ilk gece yüzde 97'si gününde ödeniyor. Buda piyasalarda çarkların döndüğü anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.

-HAPİS CEZASI KAVRAMI KALKIYOR-

Çeklerle ilgili yeni bir düzenleme yapıldığı dile getiren Babacan, "Adalet Bakanlığı bu düzenlemeyi TBMM'ne gönderiyor. Artık bu hapis cezası kavramı kalkıyor. Çek ödenmediği zaman hapis cezası yerine 10 yıllık bir çek kullanma yasağı geliyor" dedi.

-TBB POZİTİF SİCİL UYGULAMASINA BAŞLAYACAK-

Bunu yanı sıra bu aydan itibaren Türkiye Bankalar Birliği'nin pozitif sicil uygulamasına başlayacağını duyuran Babacan, "Şu anda sadece sicil dediğimizde negatif sicil var. Tüm iş hayatı boyunca eğer tek bir çeki ödemediyse Merkez Bankası'nın kayıtlarında sadece onlar gözüküyor. Belki adam bin tane senet, çek ödedi. Biz bu yasa ile bu risk takibini Merkez Bankası'ndan aldık artık TBB'ye verdik. TBB'nde hem pozitif hem negatif kredi sicili artık tutuluyor. Bu veriler toparlandıktan ve bilgi işlem sistemi de devreye girdikten sonra, çek yazacak kişi "beni TBB'den sor' diyecek. Kendisiyle ilgili bilgileri sorması içinde yazılı bir onay verilecek. O kişinin onayı olmadan o bilgi kimseyle paylaşılmayacak. TBB'den sorulduğu zaman bu adam 15 yıldır çek vermiş çek ödemiş bunlar görülecek. Mesela 857 çekin 855 tanesi ödemiş. Artısıyla eksisiyle olan kredi sicili çek alıp vermede piyasa mekanizmalarıyla dengelerin getirecek en önemli uygulama olacak. Gelişmiş bütün ekonomilerde sistem böyle yürüyor" şeklinde konuştu.

-VATANDAŞLARIN ÖDEME ALIŞKANLIKLARI DA KAYIT ALTINA ALINACAK-

TBB'deki merkeze çok daha geniş bir yetki verdiklerini söyleyen Babacan, "Merkez gidip anlaşmalar yapacak. Örneğin Turkcell'le, Vodafon'la, Avea, gaz dağıtım şirketleri, elektrik dağıtım şirketleriyle anlaşmalar yapacak. Böylece tüm vatandaşların ödeme alışkanlıklarıyla ilgili pek çok veri orada birikecek. Tek telefon faturasını düzgün ödeyen oradan görülecek. Böylece herkes kendi kredi tarihini ne kadar temiz tutarsa ona göre ileride rahat borçlanma, rahat çek yazma imkanına sahip olacak. Türkiye'deki özel sektörün kendi iç kredilendirme, borç alacak meseleleri açısından gerçekten devrim niteliğinde önemli bir adım olacak" ifadelerini kullandı.

-TÜRKİYE 16 AB ÜLKESİNDEN DAHA EMNİYETLİ GÖZÜKÜYOR-

Dış göstergelere bakıldığında Avrupa Birliği'ndeki (AB) 16 ülkeden Türkiye'nin daha emniyetli göründüğünü vurgulayan Babacan, "Dikkatinizi çekerim Türkiye'nin yabancı para cinsinden borçlanırkenki risk göstergesi olmasına rağmen Euro bölgesi için kendi paraları cinsinden, yani sıkıştıklarında basıp onlar ödeyebilirler. Ama bizim öyle bir yansımız yok, bizim Merkez Bankamız Euro basamıyor. Türkiye'nin risk göstergeleri Euro bölgesindeki ülkelerin altında" dedi. (ANKA/DEVAM)
(EBR/ORH)

Ekonomik suça ekonomik ceza uygulanacak


'Çek'ten hapse son!
    ZÜBEYDE YALÇIN
    25.12.2011


Adalet Bakanlığı'nın karşılıksız çeklerle ilgili paketi 8 milyon dosyanın düşmesini sağlayacak. Paket karşılıksız çeke hapsi de kaldırıyor
Adalet Bakanlığı'nın, yargının hızlanması için hazırladığı paketin ayrıntılarına SABAH ulaştı. Önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu'na sunulacak paket, 8 milyon civarında dosyanın düşmesini sağlayarak hem yargının yükünü azaltacak, hem de karşılıksız çek verenleri rahatlatacak. Paket kapsamında, karşılıksız çek verenler hapse girmeyecek. Bunun yerine çek defterlerine el konulup banka hesapları sınırlandırılacak. Çeklerini iade etmeyenler ise dolandırıcı gibi yargılanacak. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan paketin, ilk Bakanlar Kurulu'nda ya da en kıza zamanda ele alınıp Meclis'e sevk edilmesi bekleniyor. Çek Yasası'nın yanında İcra İflas Yasası'nın 30 maddesi ile ilgili diğer yasalarda da kapsamlı bir değişiklik yapılacak. Bakanlar Kurulu toplantısından sonra çek ve diğer düzenlemelerin birlikte mi yoksa iki ayrı tasarı olarak mı Meclis'e geleceğine karar verilecek.

DEFTERE EL KONULACAK

Ekonomik suça ekonomik ceza uygulanacak. Çek karşılıksız çıktığı anda yargı süresi yerine ilgili kişilerin çek defterine el konulması süreci başlayacak. Karşılıksız çek verenlerin defterlerinin ellerinden alınmasının yanında banka hesaplarına da sınır konulacak. Karşılıksız çek verdiği için çek defterinin geri alınması karar verildiği halde çek kesmeye devam edenler, Ceza Kanunu'nun dolandırıcılık suçu kapsamında yargılanacak. Çek vermeye devam edenlere 1-5 yıl arasında hapis cezası verilebilecek.

Karşılıksız çekte son haftalar


Karşılıksız çekte son haftalar

Nedenine gelince, birçok önemli konuyu ve çıkacak yasaları, ilk kez Hürriyet’te okuyorlar.
Nitekim “karşılıksız çek” konusunda da öyle oldu.
Karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılacağını ve hapishanedekilerin de tahliye edileceğini, bu konudaki yasa tasarısını ve gerekçelerini, Hürriyet okurları ilk kez 7 Kasım tarihli yazımızdan öğrendiler.
DEĞİŞİKLİĞİN GEREKÇELERİ
Karşılıksız çek keşide etmenin, ceza hukukunun koruma alanından çıkartılmasının, iki temel gerekçesi var.
1. Ölçülülük İlkesi (Ekonomik suça ekonomik yaptırım ilkesi):
Çek Kanunu’nun beşinci maddesinde, karşılıksız çek keşide etme suçu için “adli para cezası” öngörülmüş olmasına karşılık, bu para cezasının ödenmemesi durumundaki infaz, para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi suretiyle yerine getirilmektedir. Bu durum ise, kanunda yaptırım olarak adli para cezası öngörülmüş olmasını, büyük ölçüde anlamsız kılmaktadır. Hapis cezası, borçlunun ticari hayatının ciddi şekilde sarsılmasına ve sona ermesine neden olmakta, borcunu ödeyebilme ihtimalini de ortadan kaldırmaktadır.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4 Numaralı Protokol’ünde, “Hiç kimse, yalnızca akdi ilişkiden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememiş olmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” ve Anayasa’nın 38. maddesinde de “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz” hükmüne yer verilmiştir.
2. Makul Süre İçinde Yargılanma Hakkı:
Çek Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, yargının iş yükünün artması ve yargılama sürecinin yavaş işlemesi son derece önemli.
Bu durum, Anayasamızın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kabul ettiği “makul sürede yargılama” yükümlülüğünün gereğinin yerine getirilmesini, önemli ölçüde etkiliyor.
CEZA DAVALARININ YÜZDE 36’SI
Karşılıksız çek nedeniyle açılan davalar (405.704), özel kanunlar nedeniyle ceza mahkemelerinde açılan davaların (1.119.617), yüzde 36.2’sini oluşturuyor. Yargıtay’da ise; dairelerde 53.544 ve Başsavcılıkta 163.621 olmak üzere, toplam 217.165 dosya var.
Görüldüğü gibi, çek kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar, ceza adalet sistemindeki iş yükünün önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Yasanın çıkması ile birlikte, yargının iş yükünde de ciddi bir azalma olacak.
YENİ DÜZENLEME
Hürriyet’te daha önce (7 ve 24 Kasım’da) ayrıntılı olarak yazdığımız gibi;
- Karşılıksız çekte, hapis cezası kalkacak.
- Hapiste olanlar, tahliye edilecek.
- Karşılıksız çek düzenleyene yaptırım olarak, sadece idari nitelikte bir önlem olarak, beş yıl süre ile “çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı” uygulanacak.
- Önceki düzenlemeden farklı olarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, “tüzel kişiler hakkında da” uygulanabilecek.
- Borçlu, Devlete para cezası ödemek zorunda olmayacağından, alacaklının alacağına kavuşma ihtimali artacak.
Tasarının bu ayın sonuna kadar ya da Ocak ayı içinde yasalaşması bekleniyor.


Şükrü KIZILOT
skizilot@yaklasim.com
8 Aralık 2011

Çek Mağdurlarına Müjde


Çek Mağdurlarına Bayram Müjdesi


KARŞILIKSIZ çek düzenlemede hapis cezası kaldırılıyor.
Adalet Bakanlığı’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı yasa değişikliği tasarısı son şeklini aldı.
Tasarının yasalaşması ile birlikte, karşılıksız çek düzenleme fiilini işleyen ve borcunu da ödemeyenler,
bundan böyle hapse girmeyecekler.
Şu anda hapiste olanlar da yeni düzenlemeden yararlanacak ve hürriyetlerine kavuşacaklar.
OLAY NEYDİ?
Yürürlükteki yasaya göre, karşılıksız çek düzenleyene hemen hapis cezası verilmiyor, bu fiil nedeniyle “adli para cezası” uygulanıyordu.
Örneğin 30 bin liralık karşılıksız çek için 30 bin lira da adli para cezası uygulanıyor bir anlamda borç ikiye katlanıyordu.
Cezanın ödenmemesi halinde ise karşılıksız çek düzenleyen hapse giriyordu.
Böyle olunca, ticari hayatı sarsılıyor hatta sona eriyor, borç iyice ödenemez hale geliyordu.
Şu anda “karşılıksız çek” nedeniyle hapiste veya hapse girme tehdidi altında binlerce kişi var.
YENİ DÜZENLEME
Hazırlanan tasarıda “ekonomik suça ekonomik yaptırım” ilkesi göz önüne alınarak, karşılıksız çek suç olmaktan çıkartılıyor.
Daha açık bir anlatımla, karşılıksız çek düzenleyenler, adli para cezasını ödemediklerinde haklarında hapis cezası uygulanması tümüyle
maziye karışıyor.
(Tasarının metni, gerekçeleri ve daha ayrıntılı bilgi için Av.Dr.Serkan Ağar’ın http://www.yaklasim.com adresindeki makalesine bakabilirsiniz).
Makaleye Ulaşmak içinTIKLAYINIZ
“Peki.. Karşılıksız çek düzenlemenin hiç mi yaptırımı olmayacak?” diye merak edenler için de açıklayalım.
Bu fiilin yaptırımı olarak, hapis cezası söz konusu olmayacak, mevcut sistemde de zaten var olan “çek düzenleme ve çek hesabı açma
yasağı” uygulanacak. Bu yaptırım 10 yıl süre ile geçerli olacak.
Tasarıya göre, idari yaptırım süreci şu şekilde işleyecek:
1. Çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılması üzerine, aldığı çek karşılıksız çıkan kişi, Cumhuriyet savcısından, “çek düzenleme
ve çek hesabı açma yasağına” karar verilmesini talep edecek.
2. Cumhuriyet savcısı, bu yasağa karar verecek. Başka bir anlatımla, olay hakime intikal etmeden savcı karar vermiş olacak.
3. Verilen karar ilgili kişiye tebliğ edilecek.
4. Hakkında yasak uygulanan kişi, bu yasağa itiraz edebilecek.
5. İtiraz başvurusunun kabulü halinde, yasak kaldırılacak ve TC Merkez Bankası’na bildirilecek.
Yukarıdaki yaptırımlar tüzel kişiler hakkında da uygulanabilecek.
ÖDEME VE YASAĞIN KALKMASI
Hakkında çek düzenleme ve karşılıksız çek hesabı açma yasağı olan kişi, karşılıksız çek bedelini faiziyle birlikte tamamen ödediğinde,
yasak kalkacak.
Mevcut çek düzenleme ve çek hesabı açma yasaklarının akıbetinin ne olacağı da tasarıya eklenen bir “geçici madde” ile çözümleniyor.
Buna göre, yeni yasanın yürürlük tarihinden önce verilen “çek düzenleme ve çek yasağına” ilişkin kayıtlar, bu yasa gereğince
silinmesini gerektiren koşullar oluşuncaya kadar, TC Merkez Bankası’nda
tutulmaya devam edecek.
Tasarı yasalaştığında, yargının iş yükü hafifleyecek ve hapiste olanlar da hürriyetine kavuşabilecek.
Çek mağdurlarına tam bir bayram müjdesi…
|Hürriyet Gazetesi| |07.11.2011|
Şükrü Kızılot

Çek Borcundan Yatılan Hapis AİHM'e Taşındı





Çek Borcundan Yatılan Hapis AİHM'e Taşındı
   
(AİHM) başvurdu. Hilmi Durak hakkında, bazı çek bedellerini ödeyememesi nedeniyle "Çek Kanunu'na muhalefet" suçlamasıyla bir dizi dava açıldı.

Çek Kanunu'na muhalefet ettiği gerekçesiyle adli para cezasına çarptırılan ve bu cezayı ödeyemediği için de 34 gün hapse mahkum edilen kişi, bu durumun, "hiç kimsenin, borcu dolayısıyla özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı" şartını getiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 4 no'lu protokolüne aykırı olduğu iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

(AİHM) başvurdu.

Hilmi Durak hakkında, bazı çek bedellerini ödeyememesi nedeniyle "Çek Kanunu'na muhalefet" suçlamasıyla bir dizi dava açıldı.

O dönemde ticaretle uğraşan Durak, Gebze 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bu suçlamadan yargılandığı bir davada 22 bin lira adli para cezasına mahkum edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın ardından Şubat 2001'de Durak'a, para cezasını ödeme emri tebliğ etti. Ancak Durak, bu cezayı ödeyemediği için tutuklanarak, 34 gün cezaevinde kaldı.

Durak, cezaevinden çıktıktan sonra avukatı Bilal Kolbüken aracılığıyla bu durumu AİHM'e taşıdı.

Avukat Kolbüken'in mahkemeye posta yoluyla gönderdiği başvuruda, AİHS'nin 4 no'lu protokolünün 1. maddesinin, "hiç kimsenin borcundan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı" şartını getirdiğine dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

"Başvurucunun (Durak) karşılıksız çıkan çek borcu dolayısıyla hapis cezasıyla cezalandırılması, sözleşmeye aykırılık teşkil etmektedir. Taraf devlet

(Türkiye), çek bedelinin ödenmemesi nedeniyle doğrudan hapis cezası vermiyor görüntüsü yaratmakta, oysa verilen adli para cezası ödenmediğinde, sanıklar fiilen özgürlüklerinden yoksun bırakılmaktadır. "

Bu durumun, "sözleşmenin doğrudan ihlal edilmesi" anlamına geldiği savunulan başvuruda, Durak'ın cezaevinde kaldığı 34 gün için Türkiye'den 17 bin Avro tazminat talep edildi.

- ANKARA
Anadolu Ajansı [2965994] Haber Yayın Tarihi : 01.09.2011 11:00

MHP önerisine Sn Ali Rıza ÖZTÜRK'ün TBMM konuşması


Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde ikinci söz, Mersin Milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk'e aittir.
Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı mağdur olanların sorunlarının araştırılmasına yönelik Meclis araştırma önergesinin lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Benden önce, AKP Grubu adına konuşan Arkadaşım belirtti, yersiz olduğunu söyledi; zaten AKP Grubuna göre ne yerli yerindedir onu anlamış değilim. Meclis gündeminin tıkalı olduğunu söyledi; Meclis gündemi ne zaman açık oldu ki? AKP Grubuna göre uygun olan şey, yerinde olan şey kendi yandaşlarının çıkarlarına hizmet edecek yasaları düzenlemektir. Kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması konusunda kanun tasarısı getirip kanun yapma tekniğine, adabına, ahlakına, usulüne, yöntemine, hatta millî iradeye, kanun yapma sürecine saygısız bir şekilde davranıp, onun içine kamu alacaklarının yapılandırılmasıyla ilgili olmayan -yargıyla, Orman Kanunu'yla, Sigortalar Kanunu'yla- aklınıza ne gelirse her şeyi dolduracaksınız ama gerçekten bu milletin ihtiyacı olan şeyleri dile getirmeyeceksiniz. Kendi yandaşlarınızı nasıl kurtarabilirizi hesap edeceksiniz, ona ilişkin düzenlemeleri bu torba, çuval kanunun içine dolduracaksınız, ondan sonra da karşılıksız çek keşide etme suçundan mağdur olanlarla ilgili gelen Meclis araştırma önergesi yerinde değil, uygun değil, Meclisin gündemi tıkalı? Bir senedir faili meçhullerin araştırılmasına ilişkin önerge getiriyoruz, bir senedir Meclis gündemi tıkalı. Meclisin gündemini gereksiz bir şekilde tıkayan sizsiniz, açmayan da sizsiniz. İstediğiniz yasaları buradan çıkartıyorsunuz, milletin, halkın ihtiyacı olan yasaları değil, kendinizin ve yandaşlarınızın ihtiyacı olan yasaları çıkartıyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, 5941 sayılı Çek Kanunu bu Mecliste görüşülürken, o zaman bu kürsüye geldik, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak bu 5941 sayılı Çek Kanunu'nun işe yaramadığını burada anlattık. Bu Kanun'un getirilmesine neden olarak gösterilen, ileri sürülen sebeplerin o gün geçerli olmadığını ve yaşanan sorunları çözemeyeceğini söyledik. O Kanun'un bugün yürürlükte kalması için az önce bu kürsüde ileri sürülen sorunların da bugün hâlâ bir geçerliliği yoktur, haklı bir dayanağı yoktur. Karşılıksız çek keşide etme fiilini suç olarak düzenleyen başka bir modern ceza hukuku yoktur.
5941 sayılı Yasa'nın görüşülmesi sırasında, Adalet Komisyonu Başkanı, Bakan, AKP'nin hukukçu milletvekillerinin çoğu ve Türk Ticaret Kanunu'nun bilim adamı olan Ünal Tekinalp, Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nu yapan bilim adamı Sayın İzzet Özgenç, hepsi ama hepsi istisnasız, karşılıksız çek keşide etmenin suç olarak düzenlenmesinin doğru olmadığını, modern ceza hukukun egemen olduğu ülkelerde böyle bir ceza yönteminin olmadığını açıklıkla dile getirdiler ve kendileri karşı olduklarını söylemelerine rağmen, burada -Başbakanın deyimiyle söylüyorum- ucube bir Çek Kanunu'nu getirdiler, Meclise dayattılar ve buradan, milletvekillerinin "indir parmaklarını, kaldır parmaklarını" etkinliğiyle o ucube kanunu geçirdiler. Sanki milletin sorunu çözüldü. Burada biz konuşurken AKP sıralarından söz atmışlar, Meclis tutanakları orada. Biz bu kanunun bu insanların sorununu çözemeyeceğini söylemişiz, "Çözer, çözer." demişler.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu karşılıksız çek keşide etme, 17/1/1929'la 2/4/1985 arasında doğrudan dolandırıcılık kapsamı içerisinde değerlendirilmiş, 3/4/1985'le 7/3/2003 arasında bağımsız bir suç tipi olarak öngörülmüş ve doğrudan hapis cezasıyla cezalandırılması öngörülmüş. Eğer sorunu çözebilseydi, o tarihte, doğrudan hapis cezasının modelinin öngörüldüğü bir dönemde bu sorun çözülebilirdi ve 8/3/2003 tarihinden itibaren de karşılıksız çek keşide etme fiili yine suç olarak düzenlenmiş ancak doğrudan hapis cezası değil, adli para cezası ödenmediği zaman hapis cezasına dönüşen bir adli para cezası sistemi getirilmiş. Bu, çek karşılığı için öngörülen adli para cezasını ödeme gücü olan adam bunu ödeyebilse zaten çekin bedelini öder, adli para cezasını ödemez. O zaman dava kendiliğinden düşer, hapishaneye girmez. Yani böyle bir ceza sisteminin öngörülmüş olmasının makul, haklı, kabul edilebilir, akla sığan bir yanı da yok. Yani ben eğer karşılıksız bir çek vermişsem, bunun için öngörülen adli para cezasını ödeme gücüm varsa onu ödemem, çekin bedelini öderim, dava zaten düşer.
Ve buna rağmen değerli arkadaşlarım, 5941 sayılı Yasa'yı geçen sene çıkartmışız, yine sistemi aynen korumuşuz, yani adli para cezasını tekrar korumuşuz. Bu ne demek? Karşılıksız çek bedeli ödenmediği takdirde, o zaman adli para cezasına dönüşecek, adli para cezası ödenmediği zaman otomatikman hapis cezasına dönüşecek değerli arkadaşlarım.
Peki, karşılıksız çek keşide etme suçu düzenlenince karşılıksız çek keşide etme sayısında bir azalma olmuş mu o tarihten bugüne kadar? Olmamış. Peki, karşılıksız çek keşide etmede çek kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine almış mı? Almamış. Kara paranın aklanmasının ya da terörü finansmanının önlenmesini sağlayabilmiş mi? Sağlayamamış. Dava sayısında artma olmuş mu? Olmamış. Şimdi arkadaşım burada söyledi, karşılıksız çek keşide etme suçunda azalma olmuş. Yok ya! 5941 sayılı Yasa Kasım-Aralık aylarında bu Meclisten çıkmış 2009'un sonunda. Bakın, ben söyleyeyim: 19.872 dava karara bağlanmış 2009 yılında, 2010 yılına 30.580 dava devretmiş değerli arkadaşlarım, 2010 yılına 30.580 dava devretmiş! Şimdi, şu anda, Yargıtay 10. Ceza Dairesinde 45 bin civarında karşılıksız çek dosyası bulunmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında 100 bin aşkını çek dosyası bulunmaktadır. Buna rağmen, bu kürsüye gelip bu sorunu çözülmüş gibi anlatmak doğru değildir. Eğer bu sorun çözülmüşse bu yaşta, bu kışta, yağmur altında, çek mağdurları olarak bilinen insanların -kadınların, erkeklerin- bugün Abdi İpekçi Parkı'nda ne işi vardı? Şimdi, bu çeki bir işçi kullanmaz, memur kullanmaz, bu çeki en azından kendi iş yerini çevirebilecek ekonomik gücü olan esnaf ya da iş adamları kullanır. Şimdi, karşılıksız çek keşide etmekten dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları için bu insanlar bir yandan kendi karşılığı olan çeklerin alacağını tahsil edemiyorlar, bir yandan da bu çeklerin bedeli olan borçlarını ödeyemiyorlar. Yani bundan ekonominin bir kazancı var mı Allah aşkına? Efendim, karşılıksız çek keşide etme suçunu muhafaza etmezsek ekonomi allak bullak olurmuş! Peki, her vesileyle burada söylediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde karşılıksız çek keşide etme suçu yok, Amerika'da karşılıksız çek keşide etme suçu yok; orada, kapitalizmin en gelişmiş ülkelerinde ekonomi allak bullak mı oluyor? Türkiye gibi birkaç tane yoksul, geri kalmış ülkede karşılıksız çek keşide etme suçu var.
Değerli arkadaşlarım, bir yandan Avrupa Birliğinin hukukuna özeneceksiniz, bir yandan Avrupa Birliğinin hukuk standartlarına ayak uydurmaya çalışacaksınız ama bir yandan da o ülkelerdeki hukuku kendi ülkenizde uygulamayacaksınız.
Şimdi, bakın, arkadaşlar, çek, peşin ödemenin aracıdır, çek -bundan önce bir arkadaşımın söylediği gibi- kredili alışverişin, vadeli alışverişin bir ödeme aracı değildir. Taksitli, vadeli, kredili alışverişin ödeme aracı senettir. Eğer siz, çeki, peşin ödeme aracından, vasfından çıkartıp vadeli bir alışverişin argümanı hâline getirirseniz onu bono vasfına indirgemişsiniz demektir. O zaman, bononun bağlı olduğu alacağın tahsili olmadığı zaman nasıl ki bir hapis cezası yok ise bono vasfına indirgenmiş vadeli bir çekin alacağı tahsil edilemediği zaman niye buna hapis cezası öngörüyorsunuz? Yani çekin bağlı olduğu alacağı bononun bağlı olduğu alacaktan daha fazla bir güvenceye sahip olmasını gerektiren hukuki, haklı neden nedir? Hatta, hem bonodan hem de çekten daha kuvvetli bir belgeye bağlı mahkeme ilamlarının içerisine alacak ne var?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayınız lütfen.
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Bu alacaklar ödenmediği zaman bunlara bir hapis cezası yok değerli arkadaşlarım. Yani bugüne kadar Türkiye'de yaşanan olaylar, karşılıksız çek keşide etme suçunun, fiilinin suç olarak düzenlenmesinden dolayı ekonominin de fayda görmediğini, bu karşılıksız çek keşide yapanların da bundan zarar gördüğünü, çek alacaklılarının da bundan zarar gördüğünü hiçbir kuşkuya ve duraksamaya yer bırakmayacak bir şekilde açıkça ispatlamıştır. Bunda ısrar etmenin anlamı yoktur, bunun kimseye bir faydası yoktur. Ekonominin kendi kuralları içerisinde işler hâle getirilebilmesi için ekonominin dinamiklerine saygı duymak gerekmektedir. Bununla yapılmak istenilen, sadece bu ülkenin sorunlarının devamında yarar görülmektedir. O nedenle, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun önerisinin çok yerinde bir öneri olduğunu düşünüyorum. Yani, AKP Grubunun temsilcisi gibi "Yersiz bir öneri." olarak değil çok yerinde, haklı bir öneri olduğunu düşünüyorum. O nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sonuna kadar bu önerinin lehinde olduğumuzu söylüyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

MHP ve CHP  nin bizlere vermiş olduğu destek için TEŞEKKÜRLER  akp ye gelince SANDIKTA GÖRÜŞÜRÜZ !

Karşılıksız çekten hapis yatanlar çözüm bekliyor

Ekonomik kriz yüzünden çeklerini ödeyemediklerini ifade eden ticaret erbabının gözü Meclis’te. Karşılıksız çek yüzünden verilen adli para cezasının idari para cezasına çevrilmesini isteyen bu durumdaki şirket sahibi ya da yöneticileri, çeşitli konularda düzenlemeler içeren Torba Tasarı’ya eklenecek bir madde ile problemlerinin çözülmesini talep ediyor.

Çek borcu yüzünden 1 yıl cezaevinde yatan Ercan Ergün, “Af ya da borçlarımız silinsin istemiyoruz. Biz, adli para cezasının idari para cezasına çevrilmesini, çekten hapsin tarih olmasını diliyoruz.” dedi. Kendine ait şirketi iflas edince Ankara menşeli bir firmada müdür olarak çalışmaya başladığını, ancak kısa zamanda büyüyen firmanın borçları birikince icralık olduklarını ve haciz esnasında patronlarının samimiyetine dayanarak şahsi çek kestiğini aktaran Ergün, başından geçenleri şöyle özetledi:

“Borcu ödeyemedim. Tutuklanacağımı öğrenince kaçtım. Ancak teslim oldum ve 1 yıl hapis yattım.Tüberküloz oldum. Tedavi gördüm. Tekrar iş kurmak istedim, başarılı olamadım. Çek borcum yüzünden kara listede bulunduğum için iş yerimi kapatmak durumunda kaldım. Af ya da borçlarımın silinmesini istemiyorum. Sicilimiz temizlensin ve adli para cezası idari para cezasına çevrilsin.”
Karşılıksız çekten 35 gün hapis yatan Nuri Tipon da Ercan Ergün gibi adli para cezasının idari para cezasına çevrilmesini istiyor. 2001 krizinde iflas ettiğini ve çek borçlarını ödeyemediği için tutuklandığını ifade eden Tipon, çekten hapis cezasının sadece Türkiye’de uygulandığını iddia ediyor. Çek yüzünden hapse atılmanın AB uyum yasaları çerçevesinde kaldırıldığını ancak getirilen adli para cezası dolayısıyla bunun uygulanmaya devam edildiğini ileri süren Tipon, şunları söyledi:

“Diğer suçlara indirim uygulanırken, çek cezasına 5 yıl gibi hapis cezası veriyor. Günlüğü de 20 TL’den hesaplanıp uygulanıyor. Çeke verilen cezada çek tutarını devlete ödeyip hapisten kurtulabilirsiniz ancak alacaklıya borcunuz devam ediyor. Merkez Bankası tarafından kara listeye alınan çek borçlusu bir daha iş yapamaz hale geliyor. Oysa kara liste uygulaması bir kenara bırakılıp vergi ve sigorta kurumları firmayı araştırabilir. Durumunu öğrenebilir.”



Cihan

TESK "Karşılıksız Çek'e Hapis Kaldırılsın"


Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken yargının yükünün azalması için çek mağdurlarının davalarını gündeme getirdi.
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, 1 milyon 104 bin kişinin karşılıksız çekten yargılandığını ifade ederek, ''Yargının yükünün hafiflemesi için karşılıksız çeke hapis cezasının kaldırılması gerekir'' dedi.
Palandöken yaptığı yazılı açıklamada, yargıdaki iş yükünün yılların birikimi olduğunu, sorunun dava sayısının azaltılmasıyla çözülebileceğini kaydetti.
Bu noktada karşılıksız çeke hapis cezasının kaldırılmasını isteyen Palandöken, temyizde 160 bin dosyanın beklediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
''Çek Kanununda 1 yıl önce yapılan değişiklikle hapisten çıkanlar taahhütlerini yerine getiremezse 20 Ocak 2011 tarihinden itibaren yeniden cezaevine dönme korkusu yaşıyor.
Sadece karşılıksız çek sorununu idari aşamada çözmek bile yargının iş yükünü büyük ölçüde azaltacaktır. İstenirse, insanların bu kadar sık mahkeme kapısına gitmesi engellenebilir.
Ayrıca, verilen hapis cezaları ekonomik suça ekonomik ceza ilkesine de doğrudan aykırıdır.''
Hapis cezasının sorunları çözmediğini de dile getiren Palandöken, ''Hapisteki bir vatandaş borcunu nasıl öder? Bu soruyu herkesin birbirine sorması gerekir.
Ayrıca, hapisteki vatandaşın eşi, çoluğu çocuğu ne yiyip ne içecek? Aile reisini hapse atmak, aslında ailesini, çocuklarını cezalandırmak değil midir?'' şeklinde konuştu.
AA

Çek yasası değişmeli


           
Türkiye'de çek konusundaki kuralların katı olduğuna dikkat çeken Ayhan Arıklı, bugün ise söz konusu kuralların yüzde yüz değiştirildiğini, çekler ve poliçeler yasasının ticari hukuk mahkemelerinin baktığı ticari davalar haline geldiğini söyledi. "İnsanlar gazetelerde devlet eliyle rezil edilip ticari itibarı ile oynanamaz" diye konuşan iş adamı, ülkemizde günün şartlarına göre revize edilemeyen yasa çerçevesinde polislerin tahsilatçı, devletin ise tefeci olduğunu kaydetti.



ARAL MORAL

Yatırımcı İşadamları Derneği, Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına, Başbakana, TC Lefkoşa Elçiliğine, Maliye Bakanlığına ve Merkez Bankasına yönelik yazdığı mektupta, çek yasasının AB uyum yasaları çerçevesinde değiştirilmesi gerektiğini belirterek, çek yasağına giren iş adamlarının devlet eliyle gazetelere verilerek itibarlarıyla oynandığını kaydetti.

Dernek adına mektubu kaleme alan Ayhan Arıklı, ülkemizde günün şartlarına göre revize edilemeyen yasa çerçevesinde polislerin tahsilatçı, devletin ise tefeci olduğunu kaydetti.

Her dönen çeke yüzde 10 ve aylık yüzde 15 faiz ödendiğinin altını çizen Ayhan Arıklı, "İş çevresi sıkıntıda olmasa çeki geri dönmez. Her gün çeklerin yüzde 60'ı takastan geri dönüyor. Ödenen yüzde 10 ceza artı fahiş faiz büyük bir tefeci sektörünü doğurmuştur. İş çevresi rezil olmamak ve ticari itibarını korumak, polisle karşılaşmamak ve yurt dışı yasağını yaşamamak için her ne istenilirse ödemek zorunda kalıyor" dedi.

"Avrupa'da çekin cezası, yasası yoktur"

Birçok yasanın siparişle hazırlandığını ifade eden Arıklı, "Meclisten detaylı görüşülmeden geçerken sıkıntılara göre daha sonra revize edilmesi gereken maddeler sanki anayasa maddesi gibi sanki dokunulmamaktadır" dedi.

Bu yasalardan birinin de çek yasası olduğuna dikkat çeken Ayhan Arıklı dünyanın hiçbir yerinde, ülkemizdeki çek yasasına benzer bir yasanın bulunmadığını ifade etti.

Avrupa'da çekin bankalardan para çekmek için kullanılan bir araçtan öteye fonksiyonu olmayan bir belge olduğuna dikkat çeken Arıklı, "Avrupa'da ayrıca çekin cezası, yasası yoktur. 'Karşılıksız' mührü vurulmaz, ayrıca çek yasağı diye bir olay da yoktur" diye konuştu.

"   "Polis tahsilatçı, devlet tefeci oldu"

Türkiye'de çek konusundaki kuralların katı olduğuna dikkat çeken Arıklı, bugün ise söz konusu kuralların yüzde yüz değiştirildiğini ve çekler ve poliçeler yasasının ticari hukuk mahkemelerinin baktığı ticari davalar haline geldiğinisöyledi.

"İnsanlar gazetelerde devlet eliyle rezil edilip ticari itibarı ile oynanamaz" diye konuşan iş adamı, ülkemizde günün şartlarına göre revize edilemeyen yasa çerçevesinde polislerin tahsilatçı, devletin ise tefeci olduğunu kaydetti.

Her dönen çeke yüzde 10 ve aylık yüzde 15 faiz ödendiğinin altını çizen Ayhan Arıklı, "İş çevresi sıkıntıda olmasa çeki geri dönmez. Her gün çeklerin yüzde 60'ı takastan geri dönüyor. Ödenen yüzde 10 ceza artı fahiş faiz büyük bir tefeci sektörünü doğurmuştur. İş çevresi rezil olmamak ve ticari itibarını korumak, polisle karşılaşmamak ve yurt dışı yasağını yaşamamak için her ne istenilirse ödemek zorunda kalıyor" dedi.

Arıklı ayrıca, iş adamlarının gazetelerde rezil edilmesini önleyecek ve mevcut yasanın AB uyum yasaları çerçevesinde değiştirilmesi amacıyla hükümetin acil önlem alması için girişim başlatılması çağrısında bulundu.


www.turkmedya.com

Yeni Ceza Yasası !

Yeni ceza yasası







Ergenekon gibi tutukluluğun yıllarca sürdüğü davaların yoğun eleştiriler alması üzerine Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Bu konuda önemli bir yasa değişikliği hazırlıyoruz. Avrupa ve ABD’deki gibi tutuklulara elektronik kelepçeli denetim uygulanacak” dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin dün CNNTürk’te katıldığı Eğrisi Doğrusu programında gündeme ilişkin açıklamalar yaptı. Ceza İnfaz Yasası’nda yıl sonuna kadar değişikliğe gidileceğini belirten Ergin, elektronik kelepçe kullanılmasını da gündeme getirdi. Yaklaşık 3 yıldır süren Ergenekon davası başta olmak üzere birçok davada tutukluluğun yıllarca sürmesi yoğun eleştiriler alıyordu. 1 Ekim’deki Türkiye Büyük Millet Meclisi açılış konuşmasında da Cumuhurbaşkanı Abdullah Gül, “Tutukluluk sureleri, fiili mahkumiyete dönmesin” uyarısını yapmıştı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin dün “Bu eleştirileri, dikkate alıyoruz. Önemli bir yasa değişikliği hazırlıyoruz” diyerek değişiklikleri söyledi. Buna göre, ABD ve Avrupa’daki gibi tutuklulara elektronik kelepçeli denetim uygulanacak. Böylece ayak bileklerine takılan elektronik bilezikle zanlıların 24 saat boyunca nerede olduğu izlenecek. Zanlılar ihtiyaç olması halinde çağırılacak. Yeri bilindiği için kaçamayacak. Suçlular için hapis cezası yerine ceza süresi kadar okul, hastane, huzurevi gibi kamu kurumlarında çalışma uygulaması getirilecek. Açık cezaevlerine nakil kolaylaştırılacak. Elektronik kelepçe ve kamuda çalışma uygulamasının iyice dolan cezaevlerini de büyük ölçüde boşaltması bekleniyor.

BİR ÇEK MAĞDURUNUN ACI VE İBRETLİK ÖYKÜSÜ


BEN BÖYLE OLSUN İSTEMEDİMKİ. (BİR ÇEK MAĞDURUNUN ACI VE İBRETLİK ÖYKÜSÜ)
Bugün eski dostlarımdan ve ticaret yapıpta borcumu ödeyemediğim bir arkadaşıma rast geldim. Baktım çökmüş, bitmiş, solmuş hayırdır dedim, ben bittim kardeşim iflas ettim dedi. O anda dünyam karardı. Beynimde şimşekler çaktı . Benim bu adama borcum var her nekadar bedeli bir esnafın iflasına neden olacak kadar büyük degil ama olsun, benim gibi bakalım kaç kişi borcunu ödemediki bu adam iflas etti. İlk mahkemede 1200 gün ceza aldıgını söyledi. O anda hayatım yaşadıklarım bir kaç saniyede bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. O anda yaptıgım ticaretede, beni bu hallere düşürenlerede isyan ettim, lanet okudum. Koskoca müessese, 50 yıllık köklü bir kuruluş ellerimden nasılda kaydı gitti, sahip çıkamadım, engel olamadım.Düşündüm bunda benim suçum, kabahatim, kabiliyetsizliğimin kötü sonuca etkisi ne. Vicdanen rahatlamaya çalıştım, kanımın son damlasına kadar, gücüm tükeninceye kadar, sırtımdan akacak ter kalmayıncaya kadar mücadele ettim. Enayilik derecesinde dürürüstlük ve kul hakkından korkma, allahın huzurunda nasıl cevap verecegim korkusunu iliklerime kadar hissettim, titredim, korktum.

Hayatımda hiç bir gayri meşru işim olmadı, sigaradan başkada kötü alışkanlıgım yok. Hayatta tek gayem aileme ve çocuklarıma iyi bir hayat yaşatmak, saglam bir gelecek kurmaktı. Ama olmadı başaramadım, iflas ettikten sonra yaşadıklarım kabus gibi, korku filmi olarak çekilse reyting rekorları kıracak cinsten.Alacaklının baskısı, hacizler inanırmısınız bir günde tam 28 haciz yaşadım. İsyanım borçlarımın hiç birinin günün gelmemiş olması, piyasadaki bir panik herkes saldırdı, neyim var neyim yok, avukatlara, alacaklılara, mafya bozuntularına, icralara kaptırdım. Tefecilerde cabası.Bir anda sudan çıkmış balıga döndüm.O panik ile saglıgımı kaybettim, psikolojik tedaviye başlandı, arkasından yüksek tansiyon, şeker hastalıgı, bir yandan borçlarla cebelleşirken diğer yandan saglık sorunlarına boguldum. Ben bunları yaşarken ailem ne yaptı, bu iflasın bana maliyeti şahsımın saglıgını kaybetmesi, eşimin akıl saglıgını yitirmesi babamın iki gözü ve iki ayagını kaybetmesi oldu.

Para maddiyat umurumda degil, itibarım bitti, sevdiğim dostlarım, arkadaşlarım hep iyi gün dostuymuş çevremde kimse kalmadı, beni görenler vebalıymışım gibi yolunu degiştirdi, telefonlara ulaşamaz oldum. Bunlarla ugraşırken bir gece sabaha yakın kapı kırılacak gibi çalınıyor, zil susmuyor zaten diken üstündeyim, tamam mafya geldi beni ve ailemi katledecek. Bunları düşünürken kapı kırıldı elleri silahlı 5-6 adam içeri girdi yatagımda yanımda eşim, 5 yaşındaki kızım korkuyla bakıyor aglıyorlar adamların ellerinde cep lambaları silahları üzerime dogrultup bagırıyorlar yat yere ellerini başının üstüne koy, daha ne oldugunu anlamadan ellerim arkamdan kelepçelendi, karga tulumba üzerimde pijamalarımla dışarı çıkardılar. Baktımki mahalle ayaga kalkmış, anam babam duymuş koşmuş gelmişler o kalabalıgın içinden geçerek arabaya bindirdiler ayagım çıplak, üzerimde pijamalar. Hala ne oldugunu anlayamadım ki, araba yürüdü, uzun süre gittikten sonra baktım bir yere geldik, önünde adliye yazıyor, arabadan indirmeden içeri girdiler, beş dakika sonra ellerinde bir dosya geri döndüler, tabi bu arada bana arabada hakaretler, fiili davranışlar devam ediyor, araba yürüdü dogru cezaevine içerde asker beni almadı, saglık raporu yok diye tekrar arabaya bin hastahaneye ellerim arkadan kelepçeli, acil servise girdik gazeteciler, televizyonlar görüntü alıyor bir odanın kapısında bekletildim, doktorun yüzünü görmeden darp yok raporu alındı. Tekrar geri cezaevine döndük, o girişle 2004 yılından bu yana cezaevleri meskenim yurdum oldu.

Yıl 2009 cezaevi savcısı koguşa geldi, herkes dilekçe yazacak, mahkeme kabul ederse şartlı olarak salıverileceksiniz. Çırpındım itiraz ettim ben dilekçe falan vermem, cezamın bitmesine az kaldı bitirip çıkacagım. Olmaz dendi, savcının yazdırdıgı matbu dilekçeyi imzaladık, bir gece yarısı salınıverdik. Cepte para yok, çıkacagımdan kimsenin haberi yok, yayan olarak tam 2 saat yürürdüm. Yürürmeyi unutmuşum, yollar yabancı, insanlar yabancı. İçerde katil, hırsız, gaspçıyla beraber yata yata insanların hep suçlu oldugu kanaatim oluşmuş.

Neyi yazdım, neyi imzaladım farkında bile degilim, neden sonra okuyup araştırarak ne yaptıgımı anladımki, 2010 yılı sonunda tekrar cezaevine girecegim. Çünkü ödeme şansım yok, piyasalar bitmiş, kurulu düzeni olan iş yapamıyorki, benim gibi sicili bozuk, sabıkalı biri çalışsın iş bulsun. Günlerce sigara parası bulabilmek için saga sola koşturdum. Bırakın borç ödemeyi , eve götürecek ekmek parası bulamıyorum. Hala geceleri lambayı yakmadan oturuyor, kapıya bile çıkamıyorum. Beklemek yatmaktan daha zormuş.

İşi olmayan insan ne yapar sadece düşünür, düşündükçe daralıyorum, bu vicdan azabı, bu sıkıntı beni yedi bitirdi. Artık bünyem bu yükü kaldıramıyor ezildikçe eziliyorum, yolda herkes bana bakıyor gibi, itibar sıfır, herkesin gözünde üçkagıtçı, dolandırıcı, sessiz çıglıgım çıg gibi ben dolandırıcı degilim, tokatçı degilim ama sesim çıkmıyorki.... Beni hayata baglayan küçük kızım bu yıl okula başladı, her gün soruyor baba ne zaman gideceksin. Beni mahfediyor yıkıyor, cevap yok sadece derin sessizlik var.

Evet ben suçluyum, iflas ettim borcumu ödeyemedim. Düşünüyorum yıllarca ticaret yaptım, ekmek kapısı oldum, işveren oldum vergi ödedim. Sırtımdan alacaklılar milyarlar kazandı o zaman dürüsttümde şimdimi bozuldum hayır asla ben beni çok iyi biliyorum, ben degişmedim aynıyım düşünüyorum ama anlatamıyorum. Kul hakkı evet çok zor allah kul hakkıyla kapıma gelme buyuruyor, amenna saddakna. Lakin islamın bir tavisyesi var borçluya kolaylık gösterin, süre tanıyın, gerekirse alacagınızı silin sizin alacagınızın kefili benim buyuruyor yüce yaradan. Benim özgürlüğümü elimden alarak borcunu öde diyorsunuz, ellerim baglı düz duvara tırman diyorsunuz, borçlu benim benim ailemle işiniz ne bana çektirdiklerinizi aynen ailemede çektiriyorsunuz onların suçu ne. Özgürlüğümden yoksun cezaevlerinde sürünürken paranızı alabildinizmi, mübarek ramazan ayında, bayramlarda ailemden uzakta hapis yattım, ailem kışın sogugunda yazın sıcagında görüş zulmü için cezaevleri kapısında sürünürken hiçmi kul hakkı olmadı. Özgürlüğümü elimden aldınız benim hiçmi kul hakkım dogmadı, tabiki dogdu, maddiyatı verende allah alanda gün gelir fırsat dogar borçlar ödenir, ama bu sikıntıların bu zülmün maddi bir bedeli varmı. Soruyorum size ey alacaklılar hiçmi allahtan korkunuz yok, sizlerle yanılamaz, torpilin sökmeyecegi, avukatın hakimin sözünün geçmeyecegi kıyamet gününde yüce mahkemede allahın huzurunda hesap soracagım. Ben suçluyum , insanım hata yapabilirim yaptımda, ama bedelini maddi manevi ödedim, sizler bana yaptıgınız zulmün hesabını nasıl vereceksiniz.

Bir çift sözümde siyasilere, ekonomik dengelerden bahsedip, haksızlıga çanak tutan, dünyanın hiç bir yerinde olmayan bu suç ile hizmet ettiğniz menfaat çeteleri sizi kıyamette kurtarabilecekmi. Ey hakimler azıcık vicdan sahibi olsanız hepinizin kabu ettiği bu haksızlıga karşı sesinizi yükselrirsiniz. hani arkanızdaki duvarda yazıyor ya ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR. bu yazı sadece orada kalıyor.

Evet ben suçluyum hatalıyım ama ben böyle olsun istemedimki. İdama gidene bile sorarlar son arzun ne, siz onu bile bize çok gördünüz, hiç sordunuzmu niye ödemedin, ceza vermek cezaevine atmak, insanların özgürlüğünü elinden almak sizce çok kolay.

Sami Kal

Emekli SAT komandosu , karşılıksız çek nedeniyle tutuklandı.



Emekli SAT komandosu Namık Ekin, 12 bin 750 liralık karşılıksız çek yüzünden cezaevine gönderildi. Yargılanan ve borcunu bugüne kadar ödeyemeyen Namık Ekin 4 ay  7 gün hapiste kalacak. 3 Aralık’ta Dünya Engelliler Günü kapsamında Taksim Meydanı’nda kendisine ayrılan bölmede ünlü illüzyonist David Blaine’in su dolu  bir fanus içinde 7 günlük rekorunu 8 güne çıkarmak için çaba harcayacağını belirten Namık Ekin, "Aylardır bu rekor için çalışıyorum. Adalet Bakanlığı’ndan 10 günlük izin istiyorum. Rekoru kırayım, tekrar cezaevine gideyim" dedi.

Namık Ekin, Halaskargazi Caddesi’ndeki spor salonunun kirasını ödeyemediği gerekçesiyle hakkında karşılıksız çek nedeniyle verilen para cezası, günlüğü 100 liradan hapis cezasına çevrildi. İnfaz Savcılığı’na çıkarılan Namık Ekin, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

“Rekorların adamı” olarak bilinen Namık Ekin, 2007 yılında Osmanbey Halaskargazi Caddesi üzerinde spor salonu açtı. Aylık kirası 12 bin 750 lira olan spor salonunun sahibi Ziya Aktürk’e Namık Ekin, 12 çek verdi. Çeklerin üçünü peşin ödeyen Ekin, dördüncü çeki ödemediği gerekçesiyle mal sahibi Ziya Aktürk tarafından icraya verildi. Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de Ekin hakkında karşılıksız çek suçundan dava açıldı. Mahkeme, Ekin’e çekin bedeli olan 12 bin 750 liralık para cezası verdi. Para cezasını ödeyemeyen Namık Ekin hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Bunu öğrenen Namık Ekin Üsküdar’daki evinden polise giderek teslim oldu. Gözaltına alınan Namık Ekin, Beyoğlu Adliyesi’ne getirildi. Mahkemedeki işlemlerinin ardından İnfaz Savcılığı’na çıkarılan Ekin hakkındaki kesinleşmiş para cezası, günlüğü 100 liradan 4 ay 7 gün hapse çevrildi.

Tutuklama kararı vicahiye çevrilen Namık Ekin, Metris Cezaevi’ne gönderildi. Namık Ekin’i, adliyede yakınları yalnız bırakmadı. Adliye çıkışında açıklama yapan Namık Ekin, "Üç aylık kirayı peşin vermiştim. İşyerimdeki leasingli eşyalar haciz yoluyla kaldırıldı. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde düzenlenecek olan etkinlikte belediye bana rekor kırmak için Taksim Meydanı’nda 500 metrekarelik bir yer ayırmıştı. Bu arada ünlü illüzyonist David Blaine’in bir cam fanusta havada asılı şekilde 7 gün 7 gecelik rekorunu egale edip kurulacak bir akvaryum içinde 8 gün 8 gece kalarak bu rekorunu kıracaktım. 3 Aralık’taki bu rekoru kırabilmem için Adalet Bakanlığı’ndan 10 günlük izin istiyorum. Sonra tekrar cezaevine dönerim" dedi.

Namık Ekin, eğer 12 bin 750 liralık para cezasını öderse cezaevinden çıkabilecek.

Hürriyet

AKP adaleti ve Hapishaneler

Türkiye’de, özellikle Ergenekon davası sürecindeki 3 yılı bulan tutukluluk süreleri nedeniyle “tutukluluğun infaza dö-nüştüğü” eleştirilerini, Adalet Bakanlığı verileri doğruladı. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, gelişmiş ülkelerde, cezaevinde bulunanların yüzde 10-15’ini tutuklular oluştururken, “temyiz” sürecini bekleyen “hükmen tutuklular” da ilave edildiğinde, Türkiye’de bu oran yüzde 60’ları buluyor. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 2015 yılına kadar kapasiteyi 40 bin kişi arttıracakları bilgisini verdi.

Ergenekon davası nedeniyle Türkiye’de cezaevlerindeki “hükümlü-tutuklu” oranı ile ilgili Adalet Bakanlığı’nın son verileri, bu konuda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. MHP Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, cezaevlerinde kalan tutuklu, hükümlü, hükmen tutuklu ve cezaevlerinin kapasitesi ile, son 5 yılda yapılması planlanan cezaevleri konusundaki sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AKP hükümetleri döneminde, 2002-2009 yılları arasında Türkiye’de 48 ceza infaz kurumunun hizmete açıldığını bildirdi.

Oran yüzde 60’ı buluyor

Daha önce yaptığı açıklamalarda, Türkiye’deki “tutuklu-hükümlü” oranının yüzde 50-yüzde 50 olduğunu ifade eden Ergin’in son verdiği rakamlar ise hükmen tutuklular da katıldığında oranın yüzde 60’ı bulduğunu ortaya koyuyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de, hükümlü sayısı 30 bin 879’ken, 24 bin 621’i tutuklu, 3 bin 929’u “hükmen tutuklu” olmak üzere toplam tutuklu sayısı 28 bin 550’yken, sonraki yıllarda tablo “tutuklular” aleyhine değişti. Özellikle 2003’ten sonra, hükümlü sayısı, tutukluların altında kalırken, cezaevindeki toplam tutuklu ve hükümlü sayısı, cezaevi kapasitesinin çok üzerine çıkarak iki katına yakın arttı. 2002 yılında toplam kapasitesi 73 bin 725 olan cezaevlerinde toplam 59 bin 429 tutuklu ve hükümlü bulunurken, 2009 yılı sonu itibarıyla toplam ka- pasite 106 bin 779’da kalırken, buralardaki tutuklu ve hükümlü sayısı 116 bin 340’a yükseldi.

Bakanlığın 31 Aralık 2009 itibarıyla verdiği rakamlara göre cezaevlerindeki 116 bin 340 kişiden 56 bin 581’ini hükümlüler oluştururken, bunlardan 40 bin 340’ını tutuklular, 19 bin 419’unu ise “hükmen tutuklular” oluşturuyor. Buna göre toplam tutuklu sayısı 59 bin 759’a ulaşıyor. Bakanlık verilerinde, cezaevlerinde kalan kişi sayısı, kapasitenin 10 bin üzerinde görünürken, Bakan Ergin, 20015 yılına kadar cezaevlerinin kapasitesine açılacak yeni cezaevleriyle birlikte 40 bin kişilik kapasite ekleneceğini bildirdi.

Cumhuriyet

YENİ ÇEK KANUNU “Askıya Alma Modeli”

GİRİŞ
Bilindiği gibi, karşılıksız çek keşide edenlere eski yasaya göre (ki yeni Yasa’da da aynı durum söz konusudur)  yani 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre (yeni 5941 sayılı Yasa’da  bu husus 5. maddede hüküm altına alınmıştır.)  karşılıksız çıkan çek bedeli tutarında adli para cezası verilmekte ve bu para cezası  ödenmediğinde de günlüğü 100 TL üzerinden hapis cezasına çevrilmekteydi.
Ekonomik krizin son yıllarda had safhaya çıkması, karşılıksız çeklerinde hızla artmasına neden olmuştur. Karşılıksız çekleri ödeyemeyen çek hamilleri de adli para  cezasına çarptırılmış ve bu para cezalarını da ödeyemedikleri için hapis cezasına  çevrilmesinden dolayı cezaevlerine düşmüşlerdir.
Çünkü, adli para cezasını ödeme gücü olan çek hamili zaten gider karşılıksız çıkan çekini öder ve verilen cezayı düşürürdü. Ödeme gücü olmadığından, çek bedelini ödeyemediği gibi verilen adli para cezasını da ödeyemediğinden hapis yatmak zorunda kalmışlardır.
Gerek art niyetli olarak ve sırf zaman kazanmak için gerekse  hataların ve yanlış kararların düzeltilmesini sağlamak için Asliye Ceza Mahkemelerinden verilen binlerce, onbinlerce ceza kararına karşı temyize gidildiğinden şu anda Yargıtay’da binlerce, onbinlerce incelenme sırasını bekleyen dosya mevcuttur. Kesinleşen dosyalarda ise verilen adli para cezasını ödeyemeyen yine binlerce kişi ceza evlerinde yatmaktadır.
Bütün bu beklentilere cevap vermek üzere, 5941 sayılı Çek Yasası esas komisyon olan Adalet Komisyonu’nda görüşülürken, komisyonda bu af beklentilerine bir çözüm olmak üzere  “Askıya Alma Modeli” benimsenmiş ve Yasa’ya geçici 2. madde eklenmiş ve genel kurulda da kabul edilerek yasalaşmıştır. Aşağıda bir nevi AF maddesi olan bu madde irdelenmiştir.

II- MADDE METNİ
5941 sayılı Çek Kanunu, 20.12.2009 tarih ve 27438 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.
Geçici Madde-2: (1) 3167 sayılı Kanun’un 16. maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 01.11.2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;
a) Şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.
b) Bu Kanun’un 6. maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.
(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 01.04.2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercîlerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikâyetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması hâlinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır. 
(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemez.
(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanun’un 6. maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
(5) Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir.
(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

III- AÇIKLAMALAR
Öncelikle maddeye ilişkin Adalet Komisyonu’nun gerekçesini belirtelim:  “01.11.2009 tarihi itibarıyla karşılıksız çek suçlarından adliyeye intikal edenler hakkında geçici bir uygulama öngörülmektedir. Bu kategorideki şüpheli, sanık ve hükümlüler yönünden cezai tehdit
olmaksızın çekte tecessüm eden borcu ödeme imkanı tanınmaktadır. Geçici madde, bu eksen içindeki hukuki yansımaları düzenlemektedir.”
Kanun’un geçici 2. maddesi, aslında çıkan Yeni Çek Kanunu’ndan daha çok konuşulan, daha umutla beklenen bir af maddesi olmuştur. 
Maddenin 1. fıkrasında da görüleceği üzere , karşılıksız çek keşidesi nedeniyle hakkında soruşturma, koğuşturma dosyası yahut kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan kişiler bu madde hükmünden yararlanabilecekler. Her ne kadar basında sadece cezaevlerindeki mahkumları  affedecek ve salıverilmelerini sağlayacak bir madde  gibi lanse edilen bu maddenin, aslında 01.11.2009 tarihi itibariyle dosyası savcılıkta bulunan (soruşturma şamasında olan) kişilere de uygulanacağı yadsınamaz bir gerçektir. Madde de ikili bir sistemle cezaları askıya alma modeli benimsenmiştir. Bu ikili sistemin ilki şikayetçi ile varılacak anlaşma sonucu askıya alma, ikincisi ise anlaşma olmaksızın taahhüt yoluyla askıya alma sistemidir. Şimdi bunları inceleyelim:
A- ŞİKAYETÇİ İLE ANLAŞMA YOLUYLA CEZANIN ASKIYA ALINMASI
Geçici 2. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemeye göre; bu bent hükmünden yararlanabilmek için;
a) Şikayetçi ile karşılıksız çek keşide edenin belirledikleri  bir miktar üzerinde anlaşmaları,
b) Şikayetçi ile karşılıksız çek keşide edenin belirledikleri miktarın belirledikleri vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaları,
c) Anlaşma metninin bir nüshasının şikayetçi yahut vekili tarafından yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına (soruşturma aşamasındaki dosyalar için) veya mahkemeye (koğuşturma aşamasındaki dosyalar yahut kesinleşmiş kararlı dosyalar için) verilmesi.
Bu şartların sağlanması halinde anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir.
Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmayacaktır.
Bu bent hükmünden karşılıksız çek keşide edenlerin yeterince yararlanmaları çoğu zaman mümkün olamayacaktır. Çünkü keşide tarihi 3-5 yıl öncesine ait olan çeklerde alacaklı (şikayetçi) ile keşidecinin borcun miktarı konusunda anlaşabilmeleri çok zayıf ihtimaldir ve hatta hiç anlaşamama ihtimalide mevcuttur.  Rastladığımız bir çok olayda, şikayetçiler veya genellikle vekilleri çok kısa bir vade belirleme ve ödenecek miktarı çok fahiş boyutlarda talep etmektedirler. Madde metninde bir asgari veya azami süre belirlenmemiş olması büyük bir eksikliktir.
İşte bu bent hükmüne göre anlaşamayan keşidecilere daha pratik bir başka yol daha sunulmuştur.
B- TAAHHÜT YOLUYLA CEZANIN ASKIYA ALINMASI
Geçici 2. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise çek keşidecilerine  kanuni ve kabul gerektirmeyen bir imkan sunulmuştur. Bu bent hükmünden yararlanmak için gerekli şartlar ise şöyle:
a) Karşılıksız çek keşide eden kişinin (hesap sahibinin), karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’a göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı (şu anda yürürlükteki faiz oranı yıllık % 16’dır. TCMB Tebliği) üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödemeyi taahhüt etmesi,
b) Toplam ödeme süresinin taahhüt tarihinden itibaren 2 yılı aşmaması ve belirli vadeler içermesi,
c) Taahhütnamede yer alacak birinci yıl ödenmesi gereken taksidin, toplam borcun üçte birinden az olmaması,
d) Taahhütnamenin, hesap sahibi çek keşidecisi), yasal temsilcisi yahut vekili tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi.
Bu şartların sağlanması halinde anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu halde, taahhütnamenin bir örneği de alacaklıya gönderilir.
Görüldüğü gibi, bu yolun uygulanması keşideciler açısından çok daha kolay ve pratikliği olan bir usul olacaktır. Çünkü, hem şikayetci (alacaklı) ile anlaşma şartı yoktur ve hemde 2 yıllık bir vade vardır.
Ancak, vade süresi 2 yıl olarak belirlenmiş fakat taksitlendirmelerin nasıl olacağı hususu gözardı edilmiştir. Şimdi bunu bir örnekle açıklayalım:
Örnek-1: Çek keşidecisi Bay (A)’nın, Yasa’ya göre yapılan hesaplamada toplam ödemesi gereken borcunun 5.000 TL olduğunu varsayalım. Bay (A), 31.12.2009 tarihinde taahhütte bulunuyor ve  ilk taksidini 31.12.2010 tarihinde ve 1.667 TL ikinci taksidini de 31.12.2011 tarihinde 3.333 TL olarak ödeyeceğini belirtiyor.
Bay(A)’nın, bu şekilde taahhütte bulunması tamamen Yasa’ya uygundur. Yasa’ya göre borcun vadesi 2 yılı geçemez şartına, ilk yıl taksidinin borcun 1/3’ünden aşağı olamayacağı  şartına uymuştur.
Örnek-2: Çek keşidecisi Bay (B)nin, maddeye göre yapılan hesaplamada toplam borcunun yine 5.000 TL olduğunu varsayalım. Bay (B), 31.12.2009 tarihinde taahhütte bulunuyor ve ilk taksidi 31.01.2010 tarihinde başlamak üzere  24  ay eşit taksitler halinde borcunu ödeyeceğini belirtiyor.
Bay (B)’nin, taahhüdü de tamamen yasaya uygundur. Şartları yerine getirmiştir.
Örnek-3: Çek keşidecisi Bay (C)’nin, toplam borcu yine 5.000 TL olduğunu varsayalım.  Bay (C ) 31.12.2009 tarihinde taahhütte bulunuyor ve borcun 1/3’ü olan 1.667 TL’yi ilk taksidi 31.01.2010 tarihinde başlamak üzere aylık 139 TL’lik taksitler halinde ödeyeceğini, kalan 3.333 TL’yi de  ilk taksidi 31.01.2011 tarihinde başlamak üzere aylık eşit taksitlerle bir yıl içinde ödeyeceğini taahhüt ediyor.
Bay (C)’nin taahhüdü de tamamen yasaya uygundur. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Bir başka hususta uygulanacak olan temerrüt faiz oranının hangi tarihteki oran olarak uygulanacağı yasada belirtilmemiştir. Bilindiği üzere T.C. Merkez Bankası tarafından bu oran günün şartlarına göre sürekli değiştirilmektedir. Bugün için uygulanan oran olan % 16 oranı borca ibraz tarihinden itibaren direk olarak yıllık bazda mı uygulanacak yoksa ibraz tarihinden itibaren TCMB Tebliğlerine göre kademeli oranlar mı uygulanacaktır. Örneğin;
İbraz tarihi 30.05.2005 olan bir çeke her yıl için % 16 oranı uygulanarak mı yoksa o tarihten itibaren belirlenen oranlar kademeli olarak uygulanarak mı borç miktarı tespit edilecektir. Bu konuda tereddüt bulunmaktadır. 
C- UYGULAMA İLE İLGİLİ DİĞER HÜKÜMLER
Maddenin 2. fıkrası ise 1. fıkranın (a) ve (b) bentlerindeki seçenekler arasında geçiş imkanı sunuyor.  2. fıkraya göre 1. fıkranın (a) ve (b) bentlerindeki seçeneklerden yararlanabilmek için (a) bendine göre hazırlanmış yazılı anlaşmanın yahut (b) bendine göre hazırlanan taahhütnamenin verilmesi ve hüküm doğurması için son tarih 1 Nisan 2010’dur.
Ayrıca, 1. fıkranın (b) bendine göre taahhütname veren kişi, taahhütnamede öngörülen ödeme süresi içinde şikayetçi ile anlaşır ve şikayetçi/vekili tarafından anlaşmanın bir nüshası yetkili Savcılık yahut Mahkemeye verilirse, yazılı anlaşma hükümlerinden yararlanabilecektir.
Bu son hükmün  pek rağbet görecek bir yanı yoktur. Ama 1. fıkranın (b)   bendine göre taahhütname verip, ilk yıl taksiti olarak mecburen ve tamamen ödenmesi gereken 1/3 oranındaki kısım ödenmezse; bu hükümle borçlu sanığa, alacaklıyla anlaşması şartıyla 2. bir imkan daha sunulmuş oluyor.
Maddenin 3. fıkrasına göre, soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı;  hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemeyecektir.
Maddenin 4. fıkrasına göre, 1. fıkranın (a) bendine göre hazırlanan anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş olması veya (b) bendine göre hazırlanan taahhüt ile karşılıksız kalan çek bedelinin, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’a göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilecektir.
Maddenin 5. fıkrasına göre, şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilecektir.
Maddenin 6. fıkrasına göre, soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Yasası’nın 109. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde yer alan Yurt Dışı Çıkış Yasağı adlî kontrol tedbirine karar verilebilecektir. 
Bu yurt dışı çıkış yasağı tedbiri takdiri bir tedbir olarak konulmuştur. Oysaki, büyük miktarlı borçları bulunan ve kesinleşmiş mahkumiyetleri olup da ceza evinden salıverilenler veya cezaevine girmemiş olmakla birlikte cezaları kesinleşenler için “adli kontrol tedbirine de hükmedilir” şeklinde düzenlenseydi kanaatimizce  yasanın ruhuna daha uygun düşerdi.

IV- SONUÇ

Yukarıda da açıklamaya çalıştığımız gibi, tüm eksikliklerine rağmen, bu AF niteliğindeki hükmün çıkarılmış olması son derece isabetli ve yararlı olmuştur. Her ne kadar af olarak nitelendirilse de bu bir af değil, yalnızca cezayı askıya alma uygulamasıdır. Çünkü af olsaydı, borçluların borçları sıfırlanarak salıverilmeleri gerekirdi. Oysa burada demoklesin kılıcı gibi,
Hapis ve adli para cezası yaptırımı çek keşidecilerinin borçlarını ödemesinin sağlanması için durmaktadır.
Ekonomik krizden dolayı çok güç durumda olan iyi niyetli borçlular ve çek keşidecileri için son derece sevindirici bir düzenleme olmuştur. Dileriz beklenen verim elde edilir ve binlerce, onbinlerce çek dosyaları  ortadan kalkar ve adalet sistemimizde bir rahatlama oluşur.
Yasa ile getirilen diğer tüm değişikliklerle ilgili açıklamalarımızı da başka yazılarımızda yapacağız.
www.yaklasim.com

Her 10 çiftçiden biri borçlarını ödeyemediği için hapiste


VATAN ekibi, ürettiği mahsulünü maliyetine dahi satamayan, bu yüzden de kredi borçlarını ödeyemeyip icralık olan köyleri dolaştı. Tablo vahim. Borcu olmayan çiftçi hemen hemen yok. Her 10 çiftçiden 3’ü icra takibinde. Diğerleri icra takibine düşmemek için kaçıyor. Her 10 çiftçiden biri ise ne yazık ki borçlarını ödeyemediği için hapiste

Çanakkale, Saruhan, Kırkağaç gibi bölgelerde icra müdürlükleri dosyalarla dolup taştı. Saruhan’da 17 bin kayıtlı çiftçi var. İcralık dosya sayısı 16 bin. Mahsulü ile 220 milyon liralık katma değer yaratan Saruhan’da çiftçilerin bankalara toplam borcu 350 milyon TL. Ürün gelirinin tamamıyla borç kapasalar da 130 milyon TL borçlu çıkıyorlar

Gel de çık işin içinden 55 kuruşa maledilebilen domates 25 kuruş ediyor

Domates denince akla ilk ’Çanakkale Domatesi’ gelir. Kumkalesi olarak adlandırılan eski adı ise Batak Ovası olan yerde önceden günde 80 kamyon domates çekiliyordu. Ancak domatesin her yıl fiyatının düşmesi, son 3 yıl içinde kilo fiyatının 60 kuruştan 20-25 kuruşa kadar gerilemesi çiftçilerin belini bükmüş vaziyette. Toplam 100 bin dönüm ekili alanın bulunduğu Batak Ovası, 4 bin çiftçiye ev sahipliği yapıyor. Ekonomiye her yıl 100 milyon TL girdi sağlayan çiftçinin borcu ise 150 milyon TL’yi geçmiş durumda. İcralık olan çiftçi sayısı ise tam 3 bin.


Neden böyle oldu?

Çanakkale Ziraat Odası Başkanı İlhan Ulus, artık çiftçinin para kazanamadığını söylüyor. Ortaya çıkan tabloyu ise rakamlarla şöyle açıklıyor: “Bundan 5 yıl önce domatesin dönüm başına maliyeti 500 ile 750 TL arasında değişiyordu. Köylü domatesi 90 kuruştan satıyordu. Şimdi maliyetler ikiye hatta üçe katlandı. Bir dönümün maliyeti bin TL ile bin 300 TL arasında değişiyor. Eğer bu gün çiftçi domatesin kilosunu 55 kuruştan satarsa ancak masrafını karşılar. Bu rakamın üstüne satacağı her kuruş ise kâr olur. Ancak bugün domatesin kilosu 20-25 kuruş arasında değişiyor. Kısacası çiftçi sattığı her kilo domateste 30 kuruş içeride. Bu şartlar altında çiftçi borcunu da ödeyemediği gibi harcadığı parayı da çıkartamıyor. Sistem kilitlendi. Nasıl çözülecek biz de bilmiyoruz. Yüzlerce çiftçi hakkında tutuklama kararı var. Artık ova değil ama çiftçi batak hale geldi.”

Peki çiftçi bu hale nasıl geldi? İlhan Ulus süreci şöyle açıklıyor: “Yıllardan beri yüksek enflasyona alışık bir toplumuz. Çiftçi yüzde 80-90’larla kredi alır ve rahatlıkla öderdi. Sonra banka kredilerinin faizi yüzde 30’lara düştü. Çiftçi bunu büyümek için fırsat bildi. ’Önceden yüzde 90 faizi ödedim, yüzde 30 faizi hayli hayli öderim’ dedi. Çünkü bizim ürünümüz her yıl prim yapıyordu. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Bizim ürünler bırakın prim yapmayı, aynı fiyatı bile koruyamadı. Buna karşın mazot, gübre, tohum, ilaç ve işçi parası hep arttı. Bankadan çekilen krediler ödenmez hale geldi. Çiftçi krediyi ödemek için başka bankadan kredi çekti. Böyle de birkaç yıl idare etti ama artık borçlar ödenemez durumda. Sistem kilitlendi, icralar başladı. Bugün hangi çiftçinin borcu yoksa, o çiftçiliği bırakmış demektir. Tarlasını eken, çalışan çiftçi borcunu ödeyemiyor.”

Baba ve 2 oğul hapiste anne firarda

ÇİFTÇİLERİN dertlerini dinlediğimiz 2 bin kilometre içinde belki de en acıklı hikayeye onlar sahip. Çünkü 4 kişilik Kurtçu Ailesi’nin reisi ve 2 çocuğu hapiste. Anne Hanife Kurtçu hakkında da yakalama emri var ama firarda. Komşularına sığınmış durumda ve onların yardımı ile ayakta kalıyor. Kurtçu Ailesi’nin tek suçu ise aldıkları traktörün kredisini zamanında ödeyememek. Komşularına sığınan Hanife Kurtçu ile yaşadıklarını konuştuk. Tam olarak borçlarını ve neden borç yaptıklarını bilemese bile yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. İşte onun ağzından Kurtçu Ailesi’nin dramı:

“Her şey 2 yıl önce o traktörü almakla başladı. Eşim İbrahim Kurtçu (62) bana geldi ve ’Bak traktör alacağız. Bu malı senin üstüne yapacağım. Ben ve oğlun ise kefil olacak’ dedi. Duyunca sevindim. Üzerime mal olacaktı. 36 bin TL tutacaktı ve 4 yılda ödeyecektik. Her yılın Eylül ayında 9 bin TL verecektik. İlk yıl güzelce ödedik. Bu yıl Eylül ayı gelince bizim adam ödeyemedi, çünkü ürünü para etmedi. Sonra icra memurları geldi eve. Bizim mallara, eşyalara baktılar beğenmediler. Sonra bir kağıt imzalattılar bizim adama. Oradan da diğer kefil bizim büyük oğlanın evine gittiler. Onun da eşyalarını beğenmediler. Ona da imzalatmışlar bir şeyler. Sonra da Ocak ayında geldiler, önce oğlumu, sonra da eşimi tutuklayıp götürdüler, koydular Çanakkale Cezaevi’ne. Geçen gün jandarma geldi. Beni de tutuklamaya gelmişler. Duyunca kaçtım evden. Sığındım komşulara. Şimdi ben ne yapayım. Bizim ana borç 9 bin TL. Ama faiz işleye işleye, avukat parasını içine yerleştire yerleştire yapmışlar bizim borcu 17 bin TL. Traktörü de bağladılar. Bir aileden sen 3 erkeği tutuklarsan bu borç nasıl ödenecek?”

Sarı taksi geldi mi köylüler yok oluyor

GökçalI Köyü, merkeze bağlı bir köy. 280 haneli, 800 nüfusa sahip köyde 260 hanenin geçim kapısı çiftçilik. Yıllardır kendilerine ekmek sağlayan topraklar, artık hayal kırıklığının, üzüntünün kol gezdiği yerler olmuş. Kim çiftçilikle uğraşıyorsa neredeyse hepsinin borcu var. Borcun 6 milyon TL’yi geçtiğini, bunun yarısından fazlasının ödenmez hale geldiğini söylüyorlar. Ama onların derdi bu borçları temizlemek değil. Onların derdi hapse girmemek. Çünkü neredeyse hepsi için yakalama emri çıkartılmış durumda. Köye gelen sarı taksiyi ve jandarma aracını gören ormana kaçıyor. Kaçamayanlar ise hapsi boyluyor. Köyde muhtardan imama herkesin borcu var. Muhtar, kefil olduğu kişi borcunu ödeyemediği için tutuklanmış. Eş, dost 7 bin TL’yi denkleştirmiş ve muhtarı kurtarmış. Köyün imamının durumu daha vahim. 100 bin TL borcu var. Ödeyemediği için jandarma peşinde. Yakalanmamak için 1 ay izin almış ve köyden kaçmış.


Bu masanın borcu 755 bin TL

Bu fotoğrafta 6 köylü var. Hepsi tarımla uğraşıyor ve hepsinin borcu var. Toplam borç ise 755 bin TL’yi buluyor. Soldan sağa gidersek Hasan Yıldırım’ın borcu 350 bin, Fahrettin Çiloğlu’nun borcu 40 bin, İsmail Köseoğlu’nun borcu 150 bin, Selman Babacan’ın borcu 35 bin, Ahmet Kasap’ın borcu 150 bin, Naim Kokaroğlu’nun borcu ise 30 bin TL’yi buluyor.

SARUHANLI

NÜFUS: 75 BİN

KAYITLI ÇİFTÇİ: 17 bin

BELDE SAYISI: 13

KÖY SAYISI: 29

ARAZİ: 460 bin dönüm

SULAK ALAN: 260 bin dönüm

YILLIK GELİR: 220 milyon TL

TOPLAM BORÇ: 350 milyon TL

İCRALIK DOSYA: 16 bin

KIRKAĞAÇ

NÜFUS: 50 BİN

KAYITLI ÇİFTÇİ: 11 bin

BELDE SAYISI: 4

KÖY SAYISI: 28

ARAZİ: 240 bin dönüm

SULAK ALAN: 142 bin dönüm

YILLIK GELİR: 100 milyon TL

TOPLAM BORÇ: 120 milyon TL

İCRALIK DOSYA: 6 bin

BATAK OVASI

NÜFUS: 15 BİN

KAYITLI ÇİFTÇİ: 4 bin

BELDE SAYISI: 2

KÖY SAYISI: 13

ARAZİ: 100 bin dönüm

SULAK ALAN: 100 bin dönüm

YILLIK GELİR: 100 milyon TL

TOPLAM BORÇ: 150 milyon TL

İCRALIK DOSYA: 3 bin 



VATAN

Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması




Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu’nun gündemindeki Çek Yasa Tasarısı için Adalet Bakanlığı’nda yeni çalışma başlatıldı.

Bakanlık, anlaşma ve taksit olmak üzere iki seçenek geliştirdi. Öncelikle karşılıksız çek verip hapse düşen alacaklının anlaşması istenecek. Alacak ödeme planına bağlanırsa suçlu hapisten çıkacak. Borcunu 1 yılda ödemek üzere takside bağlayan da tahliye edilecek. Hükümetin, Çek Yasa Tasarısı üzerindeki çalışması ile cezaevindeki 2 bin dolayındaki mahkuma tahliye yolu açılacak.

Çek suçundan mahkum olan kişi, borcunu 1 yıl içinde ödemek üzere takside bağladığı halde taksitleri aksatırsa veya ödemeyi tamamlamazsa, yeniden cezaevine girecek. Bu formülleri, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da inceleyecek. Hükümetin hazırladığı metin daha sonra Adalet Komisyonu’ndaki tasarıya eklenecek. Yasanın yeni yılda çıkabileceği ifade ediliyor. Tasarının, bütçe görüşmelerinin ardından gündeme gelmesi bekleniyor. Çek suçları nedeniyle yerel mahkemelerde 400 bin dolayında kişi hakkında, 1 milyona yakın dosya bulunuyor. Yargıtay’da ise 45 bini dairelerde, 70 bini Yargıtay Savcılığı’nda olmak üzere 115 bin dosya görüşülmeyi bekliyor.

Hapis tümüyle kalkmıyor

Son aşamaya gelen düzenlemede hapis cezasının tamamen kalkması söz konusu değil. “Hapis cezası kalkarsa çeke güven azalır” diyen hükümet yetkilileri, ekonominin zarar görmemesi amacı ile hapis cezasının muhafaza edileceğini belirtti. Yani karşılıksız çek kesene hapis yolu yine görünecek. Ak Parti’nin üzerinde çalıştığı formül, çek nedeniyle hapiste yatan herkese tahliye yolunu açarken, düzenlemede ilk formül, borçlu ve alacaklıların anlaşması.

Hazırlanan yasa taslağına göre, borçlu ile alacaklının vekilleri aracılığı ile veya doğrudan irtibat kurmaları sağlanacak. Anlaşarak belli bir ödeme planı oluşturulacak ve borçlu taraf hapisten çıkacak. Diğer seçenek, anlaşma olmaması halinde devreye girecek. Buna göre, borçlu hapisten çıkacak ama ödeme yapması için 1 yıl süre tanınacak. Bu sürede, borçların ödenip ödenmediği takip edilecek. Her iki durumda da ödeme gerçekleşmezse borçlu yeniden hapse atılacak. Karşılıksız çek nedeniyle 2009 yılının ilk 7 ayında açılan dava sayısı 159 bini aşmıştı.

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes