adalet bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adalet bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çek kanununda alacaklı mağdur değil

Adalet Bakanı Ergin Malatya’da

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Dink davasına ilişkin, “Hrant Dink davasıyla ilgili sürecin soğukkanlılıkla takibi ve süreç sonunda ortaya çıkacak tabloyu da hep beraber izlememiz gerekiyor. Bu ülkede karanlıklar aydınlığa çıkarılıncaya
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Dink davasına ilişkin, “Hrant Dink davasıyla ilgili sürecin soğukkanlılıkla takibi ve süreç sonunda ortaya çıkacak tabloyu da hep beraber izlememiz gerekiyor. Bu ülkede karanlıklar aydınlığa çıkarılıncaya kadar bize rahat yok” dedi.

Malatya Valiliği’ni, AK Parti Malatya Milletvekilleri, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti İl Başkanı Bülent Tüfenkçi ve diğer yetkilerle birlikte ziyaret eden Adalet Bakanı Sadullah Ergin, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.Hrant Dink’in davasına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Bakan Ergin, “Hrand Dink’e sıkılan kurşunlar Türkiye’nin kardeşliğine, huzuruna ve barışına sıkılan kurşunlardır. Türkiye bu tür provokasyonlarla ilk kez karşılaşmıyor. Milletimiz müsterih olsun. Bütün bu karanlık

olayların üzerine gitmek için, varlık nedenini buna adamış bir AK Parti’nin döneminde her türlü karanlık olaylar aydınlığa çıkarılacaktır. Elden gelen tüm gayretler devam edecektir. Hrant Dink davasıyla ilgili mahkeme kısa kararını vermiştir. Gerekçeli karar henüz çıkmadı. Cumhuriyet savcısı da temyiz için süre tutum dilekçesi vermiş ve süre tutum dilekçesinde yazmış olduğu cümleler gazetelere yansımış. Dolayısıyla önümüzde bir temyiz süreci de vardır. Ayrıca davayı oluşturan cinayetle ilgili olarak

varsa kamu görevlileriyle ilgili görevi kötüye kullanmaları ile ilgili olarak ayrı soruşturmalar da var. Dolayısıyla bu sürecin soğukkanlılıkla takibi ve süreç sonunda ortaya çıkacak tabloyu da hep beraber izlememiz gerekiyor. Tekrar ediyorum, bu ülkede karanlıklar aydınlığa çıkarılıncaya kadar bize rahat yok. Bunları aydınlığa çıkarmak için yola çıktık. Bu yönde önemli adımlar attık ve mesafeler kat ettik” dedi.

Yeni yargı paketinde çek verip de ödemeyenlere hapis cezasının kaldırılıp, alacaklıların mağdur edileceği şeklindeki iddiaları da cevaplayan Bakan Ergin, “Eksik bilgilere dayalı değerlendirme yapılıyor. Şu anda, mevcut çek yasamızda, karşılıksız çek verenlerin hürriyeti bağlayıcı cezaya çarptırılmaları ikinci cezadır. İlk defa adli para cezasına çarptırılıyorlar. Adli para cezasını ödemediği takdirde hürriyeti bağlayıcı ceza alıyorlar. Hürriyeti bağlayıcı cezayı aldı. Adli para cezasını ödemekle

hapisten kurtuluyor. Adli para cezasını kime ödüyor? Alacaklıya ödemiyor. Adliyeye, yani devlete ödüyor. Alacaklı yine alacağıyla buluşamıyor. Dolayısıyla mevcut mekanizma, işleyen sistem alacaklının lehine de değil. Getirdiğimiz sistem alacaklının lehinedir” şeklinde konuştu.

Esas alacaklıyı koruyacak sistemin, Merkez Bankası bünyesinde oluşturulduğunu söyleyen Bakan Ergin, “Merkez Bankası bünyesinde Risk Santarzisyon Merkezi kuruldu. Bununla kredili alışveriş yapmak isteyenlerin durumu görülebilecek. Tacir de bunu görebilecektir. En büyük yaptırım, çeklerini ödemeyenler ticaret hayatında, çek hesabı açamayacaklar, çek defteri alamayacaklar. Bu açıdan yeni getirilen sistemde alacakların da hukukunu koruyacak önemli tedbirler var. Detaylı olarak kamuoyuyla paylaşılamadığından

değişik yorumlar yapılıyor. Bunları önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Bölge Adliye Mahkemeleri kurulmasına ilişkin soruya ise Bakan Ergin, “Türkiye’de ilk etapta 15 ilde kurulacak. 2013 adli yıl başlangıcında faaliyete girecekler. Bu iller arasında ilk etapta Malatya yoktur. Yaygınlaştırma esnasında ikinci etapta Malatya yer alacaktır. Şu aşamada, daha önce ilan ettiğimiz 15 merkezde devam edecektir” şeklinde yanıt verdi.

Vali Ulvi Saran ise, “Adliye teşkilatımızın sorun ve ihtiyaçlarını görüşmek üzere ilimize gelen sayın bakanımızı misafir etmekten onur ve gurur duyuyoruz” dedi.

20 Ocak 2012 Cuma 11:33

Adaleti hızlandırmak için ikinci yargı reformu paketi


Adalet Bakanlığı CHP ve BDP’nin protestolarına gerekçe olarak gösterilen uzun tutukluluk sürelerini düzenlemek ve yargının iş yükünü azaltmak amacıyla ikinci reform paketi için hazırlığa başladı.
ADALET Bakanlığı, yargı hizmetlerinin hızlandırılması, etkin ve verimli bir hale getirilmesi için ikinci bir paketin hazırlanması için çalışma başlattı. Bakanlık, öncelikle hakim ve savcıların konuyla ilgili görüş, değerlendirme ve önerilerini sunmaları için UYAP üzerinden tartışma başlattı. 14 Mart’ta yürürlüğe giren ve adli ve idari yargıdaki yaklaşık 800 bin dosyanın Yargıtay ve Danıştay’a gitmeden mahallinde çözümünü sağlayan Birinci Paket’in ardından Adalet Bakanlığı yargı aktörlerinin görüşleri doğrultusunda ikinci bir paket için kolları sıvadı. Bakanlık, hangi konuda çalışma yapılacağını hakim, savcı, avukat ve vatandaşlardan gelecek görüş ve öneriler doğrultusunda belirleyecek. Vatandaşlar  önerilerini kgm.cezahukuku2@adalet.gov.tr  adresine yazabilecek.
Özellikle ana muhalefet partisi ve BDP’li milletvekillerinin protestosuna gerekçe olarak gösterilen uzun tutukluluk süresinin yeni çalışmada yer alması bekleniyor.
Paketin amacı tutukluluk süresi
Avrupa Birliği Komisyonu’nun 2010 Türkiye İlerleme Raporu ve AİHM’in 2010 yılı raporularında tutukluluk süresi özellikle yer aldı. AİHM’in Türkiye hakkında verdiği 228 kararın 83’ü uzun tutukluluk süresiyle alakalı. AİHM’in Türkiye hakkında verdiği kararların yüzde 36.4’ü tutukluluk süresine ilişkin. Türkiye’de CMK 102. Maddede yapılan değişiklikle tutukluluk sürelerine sınırlama getirildi. Bu yasa 31 Aralık 2010’da yürürlüğe girdi. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte aralarında Hizbullah ve PKK üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi tutukluluk sürelerini aştıkları gerekçesiyle salıverildi. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tutukluluk süresiyle ilgili bir içtihat kararı aldı. Buna göre ilk derece mahkemenin verdiği hükümle birlikte tutukluluk süresi sona erecek. Daha önce Yargıtay aşaması da tutukluluk süresi içinde yer alıyordu.
Hapistekilerin yüzde 26’sı tutuklu
 Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 31 Mayıs 2011 tarihi itibariyle 33 bin 600 tutuklu bulunuyor. Cezaevlerindeki toplam sayı ise 125 bin. Bu verilere göre Yargıtay aşaması hesaba katılmadan cezaevlerinde bulunanların sadece yüzde 26’sı tutuklu. Ancak buna dosyaları Yargıtay aşamasında bulunan ve “hükmen tutuklu” olarak istatistiklere yansıyan sayı eklendiğinde oran yüzde 49.6’ya yükseliyor. 8LÜTFİ KAPLAN ANKARA
YÜZDE 70 MAHKUMİYET
Türkiye’de beraat oranları yüksek
 Türkiye Barolar Birliği verilerine göre, İngiltere, İsveç, Almanya ve Fransa gibi ülkelere nazaran Türkiye en çok beraat kararı veren ülke. Bu durum verilen tutuklama kararlarının “özensizliği” olarak değerlendirdi. Japonya’da yapılan yargılamaların yüzde 99.9’u mahkumiyetle sona ererken bu oran, Çin’de yüzde 99.6, Kore’de yüzde 99.6, Fransa’da 98.9, Almanya’da 96.5, İsveç’te yüzde 94.7, İngiltere’de 90.3 olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de ise yapılan yargılamaların yüzde 70’i mahkumiyetle sonlanırken yüzde 30’u ise beraatle sonuçlandı.

Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır.

 Evet arkadaşlar hakkınızı yasal yollardan arayın   bilgi alın adalet bakanlığı,ekonomi bakanlığı ve milletvekillemize gönderin ...

 Gönderilen her dilekçe özgürlüğe  bir adımdır.






Sn ………………………………….




Ülkemizde aylardır süre gelen ve bir türlü her kişi ve kurumun kabul ettiği fakat ne hikmetse hiçbir kurumun ve kişinin çözüm konusunda bişeyler yapmadığı,ağırdan aldığı ÇEK lerini ÖDEYEMEDİĞİNDEN dolayı önce adli para cezası ve maliyeye yatırılması gereken bu parayı ÖDEYEMEDİĞİNDEN hapis cezası alarak cezaevine girmek zorunda kalan binlerce hatta onbinlerce insanın bu sorununa EKONOMİ bozulur diyerek sürekli ertelenmesini tekrar dile getirmek için bişeyler yapmanın kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.


Ülkemizde çekten mahkumiyet alanların sayısına baktığımızda Adalet Bakanlığının verilerine göre sadece 2007 yılında mahkum olan insan sayısı 104 bin civarındadır.Bu sayı böyle olduğu halde milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verilen cevaplarda sayılar 1500 olarak ifade edilmektedir.Bu 1500 sayısının doğru olmadığı aşikardır.


Şüphesiz sonucu İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanması olan bir kanun öncelikle HUKUK kuralları dikkate alınarak yapılmalıdır.Ancak basında çıkan haberleri takip ettiğimiz zaman,yaşama hakkından sonra en önemli hak olan özgürlük hakkı EKONOMİ ortaya getirilerek HUKUK bir kenara atılmakta,bu kadar ciddi bir konu ÇEK denilen özünde nakittir denilen fakat kullanımda vadeli olarak kullanıldığı TBMM tarafından da yasa çıkartmak suretiyle kabul edilen bir kağıt parçası,putlaştırılarak insanların hayatlarını karartmakta ,aileler dağılmakta sosyal bir felakete doğru hızla ilerlemektedir.


Türk Ceza Kanunun 5. maddesi herkesin artık bildiği gibi 01.01.2009 tarihinde,2 defa süreli yasalarla uzatıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve 3167 sayılı kanunun bir çok maddesinin ceza kanunlarının anayasası sayılan TCK ile ya tamamen zıt ya da çeliştiği birçok hukuk profösörü tarafından kabul edilmiş ve 3167 sayılı kanunla cezaevinde bulunan insanların salıverilmesi gerektiği basında defalarca yazılmıştır.Bu durumu Adalet Komisyonu Başkanı gazatecilerle yaptığı röportajlarda dile getirmiştir.Durum bu kadar açık iken,okuma yazma bilen herkesin bir hukuksuzluğun yaşandığını anlayabildiği halde konuyu EKONOMİ gerekçelerine bağlayarak bu zulümü devam ettirmek ne kadar HUKUK DEVLETİ kriterlerine uygun taktiri size bırakıyorum.Fakat şu bir gerçektir ki bu yasadan dolayı ceza alan hapis yatan ve kaçak yaşayan insanlar ve bu insanların aileleri şu anda verilen bu cezanın ADİL olmadığını biliyor ve şu andaki çaresizliklerinden dolayı kanuni haklarını sınırlı olarak kullanabiliyor.Bakanlığınızın bu kanunsuz ceza uygulamasına son vermek için gerekeni yapmasının HUKUK’i ve VİCDANİ olarak çok ACİL olduğunu bir defa daha bilirtiyor.SAYGILAR SUNUYORUM.

TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri
TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri

Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları




 

 

 

 


CEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI




CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ



2009 YILINA AİT VERİLER  ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI  VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ




 

 

 

 

 

 

 

 





CEZA MAHKEMELERİNE  AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI
(HAZİRAN 2009 A KADAR)



 2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI





Kaynak TBMM                                                                                                                                  

VADELİ ÇEK var olmalıydı.?


Değerli Arkadaşlar

Sn Adalet Bakanının konuşmasına baktığımızda dikkatleri çekmemiz gereken en önemli cümle

"PİYASADA 200 MİLYAR LİRALIK ÇEK VAR "

Bu cümleden ne anlamamız gerekiyor...bir günde 200 milyar tl lik çek olamayacağına göre bu bir itiraf niteliği taşıyor..

Bunun doğru açıklaması piyasada 200 milyar tllik VADELİ ÇEK var olmalıydı.gerçek olan bu...

Pekii bu ne anlama geliyor.bizim piyasamızda dolaşıyor gibi görünen nakit para değil VADELİ ÇEK bu durumu herkes biliyor.fakat iş ceza vermeye geldiğinde ÇEK=NAKİT ceza veriyorlar..çünkü 2002 deki anayasa mahkemesi kararı açık.ne diyordu o kararda ÇEK BİR HAVALEDİR...hesapta para yoksa o çeki keşide ederse keşideci cezalandırılır...

Bakan ne diyor piyasada 200 milyarlık çek var...asıl anlaşılması gereken nokta zaten burada eğer borcun vadesi varsa buna karşı verilen ödeme aracının adına çek te deseniz bu çekin hem dünyadaki tanımına hemde ticaret kanunundaki tanımına uymaz...ve gene türk ticaret kanunun 692 ve 707 maddesinde çekin tanımı açık ve nettir...

Madde 692 - Çek:

1. "Çek" kelimesini ve eğer senet Türkçe'den başka bir dille yazılmış ise o dilde "Çek" karşılığı olarak kullanılan kelimeyi;

2. Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için havaleyi;

3. Ödeyecek kimsenin "muhatabın" ad ve soyadını;

4. Ödeme yerini;

5. Keşide gününü ve yerini;

6. Çeki çeken kimsenin (Keşidecinin) imzasını; ihtiva eder.

II- UNSURLARIN BULUNMAMASI:

Madde 693 - Yukarıki maddede gösterilen hususlardan birini ihtiva etmiyen bir senet aşağıdaki fıkralarda yazılı haller dışında, çek sayılmaz.

bu durumda vadeli olan bir kağıt parçasına çek diyemezsiniz...zaten yargıtay başkanınında açıkladığı ve yanlışınızı yüzüne vurduğu 5838 sayılı yasayla eklediğiniz madde ile bunu yasa koyucu da kabul etti...hal böyle iken de tanımına bile uymayan bir kağıt parçası ile insanları hapsetmek HUKUK kurallarını katletmek anlamı taşır...

Ayrıca alacaklının hakkını koruyacağız diye borçluyu hapsetmekte anayasamızdaki eşitlik ilkesine aykırı olur...

Çek yasasının TCK 21. ve 52.maddeye aykırılıkları da cabası...kısaca likidite söylemleriyle bu yanlışlıkları kapatmaya kimsenin ne şansı nede hakkı vardır....

Artık bütün bu bilmezden geldikleri gerçekleri görmeliler ve doğru olanı yapmalılar.aylardır hatta yıllardır boşu boşuna hapis yatırdıkları insanlardan da bi özür dilemeleri şart.

ttk 707

II - VADE:

Madde 707 - Çek, görüldüğünde ödenir. Buna aykırı her hangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir.

Keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir.


Yukarıda ttk 707. madde ve aşağıda çek yasasına 5838 sayılı kanunla eklenen madde...

VE  canım ülkemde yapılan kanunlar..

MADDE 18 – 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 2 – 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”

My Way

Başı derde girenlerin sayısı bir milyona ulaşınca


Bir milyon kişinin mağdur olduğu çeke acil neşter


Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı 1 milyona ulaşınca hükümet harekete geçti. Adalet Bakanı Ergin “Bütçe görüşmeleri başlamadan müjde verebiliriz” dedi


Mevcut Çek Yasası nedeniyle başı derde girenlerin sayısı bir milyona ulaşınca hükümet harekete geçti. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Meclis’te komisyon gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’nın yeni yıldan önce yasalaştırılacağını açıkladı. Adalet Bakanı Ergin “Tasarının yasalaşması konusundaki çalışmalara bir an evvel başlayacağız. Cezaevine düşmüş, düşme riski altına olan insanların sorunu bizim sorunumuz. Öyle umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” diye konuştu.

PİYASADA 200 MİLYAR LİRALIK ÇEK VAR

Ergin “Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme toplantısında, piyasada yaklaşık olarak 200 milyar liranın üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir” dedi. Adalet Bakanı Ergin “Çek Yasası’yla ilgili ciddi bir gayretimiz, çalışmamız var. Öteki siyasi parti temsilcilerimizle de bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.

KARŞILIKSIZ ÇEKTE ARTIŞ BÜYÜK

Verilen bilgiye göre esnafın ve tüccarın elinin darda olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden olan karşılıksız çek sayısında ciddi artışlar dikkati çekiyor. 2007 yılının ilk 7 ayından, 2008 yılının ilk 7 ayına kadar karşılıksız çek sayısında yüzde 11.5 artış yaşanmışken, 2008’den 2009’a bakıldığında artış oranının yüzde 28.2 oranına çıktığı göze çarpıyor. Türkiye’de her ay yaklaşık 100 bin adede yakın çek karşılıksız çıkıyor ve hukuki işleme tabi oluyor. Protestolu senet tutarındaki artış ise ilk 6 ayda yüzde 29.27 oranında gerçekleşti.

6 ayda bin 500 kişi hapse girdi

Verilere göre, sadece 2009’un ilk 6 ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı. 2009’un 6 ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çek Kanunu’na muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.


Ünlülerin de başı dertte

Çek Yasası ile başı derde girenler arasında birçok ünlü isim de bulunuyor. Son olarak usta oyuncu Uğur Yücel ve ünlü sinema yönetmeni Ezel Akay’ın başı karşılıksız çek nedeniyle derde girmişti. Yücel, 97 bin liralık karşılıksız çek verdiği nedeniyle hapse mahkum oldu. Yönetmen Ezel Akay ise önceki gün, Altın Portakal Film Festivali için bulunduğu Antalya’da ‘Çek Yasası’na muhalefet’ iddiasıyla gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.

22 Ekim’de Ankara’da eylem var

Çek Yasası nedeniyle mağdur olanlar internette de biraraya gelerek site kurdu. Sitede yer alan duyuruya göre çek mağdurları 22 Ekim perşembe günü Ankara Güvenpark’ta toplanacak. “Konu komşu toplanın gelin. Artık bu işi çözelim” sloganıyla buluşmaya hazırlanan çek mağdurları aynı gün TBMM’yi de ziyaret etmeye hazırlanıyor.

Star Gazete

NEVİN BİLGİN ANKARA

KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK


Bu kanun hayatımızda herşeyi değiştirecek


KARŞILIKSIZ ÇEKTEN ‘YATANLAR’ KURTULACAK
Karşılıksız çekten hapse düşenlere ya da düşme riski altında olanlara iyi haber. Hapis cezasını kaldıracak tasarı çok yakında kanunlaşacak

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı’na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, “Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur” dedi.

Üzerinde çalışılan yeni Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek kullanana hapis değil para cezası verilecek. Çek borcunu faiziyle ödeyene dava açılamayacak, mahkum edilenler ise serbest kalacak.

ÇEK MAĞDURU DENİLSİN
Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39.1 artarak 1 milyon 508 bin 504’e çıktı. Ergin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Ergin, “çek mağduru” ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti ve ekledi; “Piyasada yaklaşık 200 trilyon TL’nin üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir.”

Kaynak
Mynet
http://finans.mynet.com/haber/AnaSayfaHaberler/17Ekim2009/O1255762313929/7/Bu-kanun-hayatimizda-herseyi-degistirecek

Karşılıksız çekten yatana tahliye umudu



Karşılıksız çekten yatana tahliye umudu

Karşılıksız çek nedeniyle cezaevine düşen binlerce kişinin gözü TBMM’de. Yasa, usta oyuncu Uğur Yücel’i de kurtaracak. Karşılıksız çek adedi de milyona ulaştı
Karşılıksız çek nedeniyle cezaevine giren binlerce kişinin gözü TBMM’ye çevrildi. Karşılıksız çekten dolayı verilen hapis cezalarını sınırlandıran tasarı ile karşılıksız çek kesenler para cezasını öderse, daha önceden benzer bir suç işlemiş olsa bile hapse girmeyecek. Cezaevindekiler de tahliye edilecek. Merkez Bankası verilerine göre Eylül sonu itibarıyla karşılıksız çek miktarı 1.5 milyon adete ulaştı. Mahkemelerde ise bir milyon çek davası devam ediyor.

Vekil tayin etme dönemi bitti

Mevcut çek yasası ile başı derde giren son isim de usta oyuncu Uğur Yücel oldu. Yücel, 97 bin liralık karşılıksız çek verdiği nedeniyle hapse mahkum oldu. ABD’ye kaçtığı iddialarını yalanlayan Yücel, Tek Faktoring A.Ş.’ye olan borcu nedeniyle icralık olmuş, 97 bin TL’lik çeki de karşılıksız çıkmıştı. Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi Yücel’i çek miktarı kadar para cezasına çarptırdı. Yücel cezayı ödemezse hapse girecek. Bu arada TBMM Adalet Komisyonu bünyesinde oluşturulan Alt Komisyonu’nda ele alınan ve Genel Kurulda da görüşülecek olan yeni yasa tasarısı şu hükümleri getiriyor: Vekalet kaldırılıyor: Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını “vekil” olarak tayin edemeyecek. Yargıtay inceleyecek: Karşılıksız çek keşidesi suçundan dolayı açılmış davalar, asliye ceza mahkemelerinde görülerek sonuçlandırılacak. Yargıtay, lehe olan hükümler yönünden incelemeyi kendisi yapacak. Dosyaları yerel mahkemelere göndermeyecek.

Hapis cezası sınırı indirildi

Her yaprak için bin lira: Bankaların, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu 475 liralık miktar 1000 liraya çıkarıldı. Buna göre, banka, hamiline, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek. Sınır aşağı çekildi: Kısmen veya tamamen karşılığı bulunmayan çekle ilgili olarak talebe rağmen, “karşılıksızdır” işlemi yapmayan banka görevlisi için öngörülen 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasının alt sınırı bir aya indirildi. Banka görevlisi cezası: Tasarıda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi için öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 aydan 2 yıla şeklinde değiştirildi.

www.gazetesok.com

ÇEK'tiren ticarete 5 yıl hapis yerine para cezası geliyor


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, insanların çekten cezaevine girmesini önleyen bir çözüm üzerinde çalıştıklarını açıkladı
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ekonomik kriz nedeniyle ödenmesinde sorun yaşanan çeklerle ilgili Meclis'te bekleyen Çek Yasa Tasarısı'nın bu yıl yasalaştırılacağını açıkladı. Ergin, piyasada dolaşan 200 milyar liralık çek bulunduğunu, alınacak yanlış bir kararın piyasada sıkıntı yarabileceğini belirterek, "Eğer çeke olan güveni azaltırsak insanlar başka bir araca yönelebilir, likidite baskı doğabilir, faizler artabilir. Bu nedenle hem sahte çek vermeyi caydıran hem de insanların cezaevine girmesini önleyen bir çözüm arıyoruz. Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz" dedi.

ÇEKTE PARA CEZASI ARTACAK
SABAH'ı ziyaret eden Ergin, tasarı ile ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile bir çalışma yaptıklarını belirtti. Karşılıksız çek verenler ile çek mağdurlarını rahatlatacak bir yol aradıklarını bildiren Ergin, "Çek suçlarına ekonomik ceza verilmesi üstünde çalıyoruz. Para cezasının artırılmasını düşünüyoruz" dedi.

Tekrarı halinde hapis cezası verilecek
HAPİS CEZASI : Tasarı, karşılıksız çek verenlere uygulanan 5 yıla kadar hapis cezasının kaldırılması ve bunun yerine para cezası uygulanmasını öngörüyor. Bu maddenin geriye yürütülmesi ve karşılıksız çek verenlerin affedilmesini önleyecek bir madde tasarıda yer alıyor. Hapis cezası ise karşılıksız çek verme suçunun tekrarı halinde gündeme geliyor.
İNTERNETTEN TEŞHİR EDİLECEK: Kredi kartı borçluları gibi karşılıksız çek verenler de kara listeye alınacak ve teşhir edilecek.
BANKA 474 LİRA ÖDEYECEK: Çek karşılıksız çıkarsa, çek hesabı açan, veren banka alacaklıya her çek yaprağı için 474 lira ödeyecek.
ÇEKLER İKİYE AYRILIYOR: Çekler, tacir ve tacir olmayan kişilerin çekleri olmak üzere ikiye ayrılacak.
HAMİLİNE ÇEKE SIKI TAKİP: Hamiline çekler için bankada ayrıca bir hesap açılacak. Bunlarda çek defterinde hamiline ifadesi yer alacak.
BİLGİLER 10 YIL SAKLANACAK: Müşteri çek hesabını kapatsa bile bankalar adli ve ticari sicil kayıtlarını en az 10 yıl saklayacak.
BANKALARA YAPTIRIM: Bankalar çekin karşılığını zamanında ödemezse her gün için binde 3 faiz ödeyecek. Çeklerin süresinde ödenmesini sağlayacak bir sistem oluşturulacak ve çekler elektronik ortam üzerinden işleme konulabilecek.

Sabah

"Çek yasa tasarısı çalışmaları başlayacak"


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Adalet Komisyonu gündeminde bulunan Çek Yasa Tasarısı'na ilişkin çalışmaları bir an önce başlatacaklarını bildirerek, ''Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur'' dedi.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu'nda, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çek Yasa Tasarısına ilişkin düzenlemenin, TBMM Adalet Komisyonu'nda bulunduğunu anımsatan Ergin, ''çek mağduru'' ifadesinin kullanılmasının doğru olduğunu belirtti. Ergin, çeki keşide etmekten, ödeyememekten dolayı cezaevinde olan, cezaevine girme tehdidi altında bulunanlara işaret ederek, konunun, sadece çekin borçlusu açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ergin, çekin alacaklısının da bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çek borçlusu, çek alacaklısı, piyasada dönen çek miktarı, çek aracılığıyla temin edilen likitide ihtiyacını etkileme potansiyelini beraber değerlendirme zaruriyeti var. Meclis tatile girmeden önce yapılan değerlendirme toplantısında, piyasada yaklaşık 200 katrilyonun üzerinde likit, nakit para yerine kullanılan çek miktarı olduğu belirtildi. Bu miktarda çekin yerine ikame edeceğimiz bir alternatif koymadan, çeke mevcut olan güveni sarsacak bir tedbiri almanız, piyasadaki faiz oranını, ekonomik dengeleri etkileyebilecek bir hadisedir. Cezaevine düşmüş, düşme riski altında olan insanlarımızın sorunu bizim sorunumuzdur. Komisyonda bekleyen Çek Yasasına ait çalışmaları bir an önce başlatacağız. Hükümetin diğer bakanlıklarıyla koordine içerisinde, komisyonda diğer partilerden üye arkadaşlarımızla mutabakat noktasında arayışımız devam edecek. Umut ediyorum, bütçe görüşmeleri başlamadan önce bu konuda düzenleme bekleyenlere müjde vermek nasip olur. Bununla ilgili gayretimiz, çalışmamız var. Siyasi parti temsilcilerimizle bu diyaloğu önümüzdeki haftadan itibaren devam ettireceğiz.''

Cumhuriyet

Cezaevi koşullarına Batılılar da şaştı.!!



Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi, Türk karakolları ve cezaevlerindeki kötü koşulları rapor etti. Cezaevlerinde kalanların üç yıl içerisinde iki kat artmasına şaşıran heyetin tespitlerine göre birçok tutuklu yere serilen şilteler üzerinde yatmak zorunda kalıyor.

Avrupa Konseyi’ne bağlı çalışan ve cezaevleri ve tutukluluk koşulları konusunda Avrupa’nın devletlerarası referans organı olan Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi tarafından polis ve jandarma karakolları, yabancıların tutulduğu alıkoyma merkezleri ve cezaevlerinde Haziran ayında yaptığı iki haftalık incelemeler, ortaya çarpıcı sonuçlar çıkarttı.

Slovenyalı savcı Ales Butala başkanlığındaki heyet 04-17 Haziran 2009 tarihlerinde aralarında polis merkezleri, jandarma karakolları, kaçak göçmenlerin tutulduğu yabancılar alıkoyma merkezleri, askeri ve sivil cezaevlerinin bulunduğu 33 farklı noktaya haberli veya habersiz ziyaretler gerçekleştirdi.

Gözaltındakiler uyutulmuyor

Heyet, ziyaretleri ile ilgili raporu hazırlamadan önce Türk yetkililerle biraraya gelerek, iki haftalık izlenimlerini paylaştı. Ziyaretleri sırasında polis veya jandarma tarafından gözaltına alınan 200’den fazla kişiyle görüşen heyet, kötü muamelenin görülme sıklığı ve vahametinde bir düşüşü eğilimi olduğunu gözlemledi. Yakalama anında aşırı güç kullanımının sürdüğüne dikkat çeken heyet, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde alıkonulan şüphelilerin uykudan mahrum bırakıldıklarının tespit edildiğini, uykudan mahrum bırakmanın Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yer alan 4 güne kadar alıkoyma yetkisi ile sistematik olarak kullanılmaya başlandığına dikkat çekti. Heyet, ziyaret ettikleri polis ve jandarma kurumlarındaki gözaltı koşullarının genel olarak tatmin edici nitelikte olduğunu vurguladı. Ancak daha önceden gözaltına alınmış olanlarla yaptığı görüşmede ise bugünkü durumun geçmişle kıyaslandığında çok daha iyi olduğunu belirtti.

Doktorlara muayene eleştirisi

Tıbbi muayenelerle ilgili sistemin gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekilen heyet incelemesinde, muayene esnasında polislerin odada bulunması sebebiyle, şüphelilerin doktorlarla özel konuşamadıkları, fiili muayenenin aceleyle yapıldığını veya hiç yapılmadığı belirtilerek, “Bu durum esasen polislerin, doktorun özel olarak tam muayene yapmasına izin vermeyi reddetmelerinden kaynaklanmamaktadır. Neden, bu işi tam olarak yapmaya motive olmayan doktorların kendileridir. ’Gerçek hastaları’na öncelik tanımakta ve polis tarafından getirilen kişilerle ilgili olarak gidebilecekleri kadar kestirmeden gitmektedirler. Hatta bazı doktorlar, şüphelilerden korktuklarından bahsetmiş veya bu kişilere karşı bariz ön yargılarını ifade etmişlerdir” denildi.

Göçmenlere açık hava egzersizi

Yabancılar için oluşturulan alıkoyma merkezlerindeki fiziki koşulları genel olarak kabul edilebilir olarak nitelendiren Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi heyeti, bu merkezlerde kalanlara, günde en az bir saat açık hava egzersizinden faydalanmaları için gerekli önlemleri alma çağrısında bulundu.

Aralarında Hasdal Askeri Cezaevi’nin de bulunduğu 5 cezaevini de ziyaret eden heyet, fiziksel koşulların kötülüğü karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Cezaevlerinde kalanların sayısının 2006 yılından bu yana iki kat arttığına ve 112.000 binden fazla kişinin cezaevinde bulunduğuna dikkat çeken AİÖK heyeti, bazı tutukluların yerde şilteler üzerinde yatmak zorunda kaldığını ve bu durumun endişe verici olduğunu kaydetti.

Çocuk mahkumlar yer yatağında

Batman M Tipi Cezaevi’nde tutulan çocukların içinde bulunduğu koşullara ilişkin ciddi bir endişe taşıdıklarını vurgulayan heyet raporunda, “Söz konusu kuruma yapılan ziyarette, yalnızca 6 yatak ve yerde 12 şilte bulunduğu bir birimde, 22 çocuk vardı. Buna ek olarak bu birimde havalandırma zayıftı. Bu durumun ortadan kaldırılması için acil önlemler alınması gerekmektedir” uyarısında bulundu. Ziyaret edilen cezaevlerinin hiçbirinde, kalanlara kişisel hijyen malzemeleri, temizlik maddeleri veya çarşaf/yastık kılıfı temin edilmediğine dikkat çeken heyet üyeleri, mahkumların, yemek haricindeki kullanılan elektirik dahil olmak üzere bütün masrafları kendilerinin karşıladığını, birçoğunun para kazanma imkanı bulunmadığı için aile desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

1750 tutukluya bir doktor

Cezaevlerinde son yıllarda yaşanan bu hızlı nüfus artışının, yalnızca mahkumların fiziksel yaşam koşullarını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda sağlık hizmetlerini de etkilediğine vurgu yahan heyet, 206 cezaevi doktoru kadrosundan yalnızca 64’ünün dolu olmasını ciddi bir endişe kaynağı olarak nitelendirdi ve “Bu ortalama her 1750 tutukluya bir doktor düşmesi demektir” dedi.

Haber vermeden denetim hakkına sahipler

İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi, Avrupa Konseyi çerçevesinde 1987 yılında kabul edilip 1989’da yürürlüğe giren, “İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onur Kırıcı Muamele ve Cezanın Önlenmesi İçin”, Avrupa Sözleşmesi uyarınca oluşturulan bir insan hakları komitesi. Bağımsız uzmanlardan oluşan üyeler, haber vermeden ve izin almadan istedikleri ülkenin cezaevi ve karakollarını denetleme hakkına sahip. Komitenin hazırladığı raporlar, 47 üyeli Avrupa Konseyi‘nin karar organı bakanlar komitesine sunuluyor. Bakanlar komitesi, görülen eksikliklerle ilgili üye ülkeyi uyarma hakkına sahip.

VATAN

Hapishaneleri karşılıksız çekler doldurdu



Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın soru önergesine verdiği yanıt, karşılıksız çek nedeniyle açılan davaların 2008 ve 2009 yılında arttığını ortaya koydu.



Rakamlara göre, 2008 yılında karşılıksız çek nedeniyle 211 bin 363 dava açılırken, yargılanan kişi sayısı 312 bin 516 oldu. 2009’un ilk altı ayında ise 159 bin 774 dava açıldı ve 221 bin 755 kişi yargılandı. 2009 yılında karşılıksız çek nedeniyle cezaevlerine giren kişi sayısı ise bin 461 oldu.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın çek davaları ve TBMM’de bekleyen Çek Kanunu tasarısına ilişkin soru önergesini yanıtladı. Tasarının 8 Mayıs 2009 tarihinde TBMM’ye sunulduğunu ve Adalet Komisyonu’nda oluşturulan alt komisyona havale edildiğini hatırlatan Bakan Ergin, ceza mahkemelerinde karşılıksız çekle ilgili açılan ve yargılanan kişi sayıları hakkında da bilgi verdi.

6 AYDA 221 BİN 755 KİŞİ MAHKEMELİK OLDU

Bakan Ergin’in Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na ait istatistiklere dayanarak verdiği bilgilere göre, 2009’un ilk altı ayında karşılıksız çek nedeniyle ceza mahkemelerinde 159 bin 774 dava açıldı. Bu davalarda 221 bin 755 kişi hakim karşısına çıktı.

2009’un altı ayında çek davaları nedeniyle bin 461 kişi hapse girdi. Bunlardan 5’ini çekle ilgili ihtara ve yasaklamaya uymama, 67’sini Çekle ödemelerin düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna muhalefet, diğerlerini de karşılıksız çek keşide etme suçu oluşturdu.

EKONOMİK KRİZ DÖNEMLERİNDE KARŞILIKSIZ ÇEKLER ARTTI



Bakan Ergin’in verdiği bilgiler ekonomik krizin yaşandığı yıllarda karşılıksız çek suçlarında artış yaşandığını ortaya koydu. Buna göre 1994 yılında 180 bin 656 dava açılırken 196 bin 494 kişi yargılandı. 1995 yılında 138 bin 165 dava açılırken yargılanan kişi sayısı 150 bin 123 oldu. 1996 yılında 152 bin 29 dava açılırken bu davalarda 162 bin 867 kişi hakim karşısına çıktı.

1998 yılında 262 bin dava açıldı ve 199 bin 810 kişi yargılandı. 199 yılında açılan 320 bin 320 davada 337 bin 69 kişi yargılanırken 2000 yılında 262 bin 611 dava açıldı ve yargılanan kişi sayısı 281 bin 881 oldu. Ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında ise açılan dava sayısı yeniden artarak 307 bin 381’e ulaştı ve bu davalarda 327 bin 306 kişi yargılandı.

2002 yılında 177 bin 910 dava açıldı, 191 bin 40 kişi yargılandı. 2003 yılında açılan dava sayısı 131 bin 790’a düşerken yargılanan kişi sayısı da 142 bin 543 oldu. Karşılıksız çek davalarındaki düşüş 2004 yılında da sürdü. 2004 yılında açılan 123 bin 587 davada 136 bin 502 kişi hakim karşısına çıktı.

2005 yılında 97 bin 275’e gerileyen çek davalarında 112 bin 116 kişi yargılandı.

2006 yılında yeniden artış eğilimi gösteren davalarda 128 bin 653 kişi yargılandı ve 115 bin 76 dava açıldı. 2007 yılında ise 142 bin 174 davada 158 bin 632 kişi yargılandı. 2008 yılında da ceza mahkemelerinde açılan dava sayısı 211bin 363 olurken bu davalarda 312 bin 516 kişi yargılandı.

Kaynak : Anka

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes