ÖZGÜRLÜKLERİN GENİŞLETİLMESİ
-
*Genel Kurul'da yeni yasama dönemiyle ilgili bir sunuş konuşması yapan
Meclis Başkanı Şahin, Türkiye'nin terör başta olmak üzere ülkenin
gelişmesine enge...
hükümet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hükümet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çek borçlularına iyi haberler…
4:22:00 ÖS
User
Yayınlanan
çek,
habertürk,
hükümet,
karşılıksız çek,
karşılıksız çek mağdurları,
nuri nencan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

Bu yazı, kanun tasarısı hazırlanmış bulunan, Çek Kanunu’ndan kaynaklanan, 405 bin 704 davayı ve Yargıtay’da mahkumiyetle sonuçlanması beklenen 217 bin 165 karşılıksız çek davasını gündemden düşürecek haberi kapsamaktadır.
Ayrıca 2009’da 1 milyon 910 bin 650, 2010’da 900 bin 272 adet çekin karşılıksız olduğu Merkez Bankası’na bildirilmiştir. Tasarı, borçları değil hapis cezalarını kaldırmaktadır.
Bu tasarı ile Yargıtay’daki 217 bin zanlı rahat bir nefes alabileceği gibi hapishanedekiler kurtulacak, polisten kaçanlar da huzura kavuşacak.
Ayrıca Yargıtay derin bir nefes alacak, çek mağdurlarını da kurtaracak.
Çekle ödemeler ve çek hamilleri hakkında 3167 sayılı ilk kanun, 1985’te neşredildi.
Bu özel kanundan evvel karşılıksız çek keşide edenlere (eski) Ceza Kanunu’ndaki dolandırıcılık suçunu nizamlayan maddeler uygulanıyordu.
3167 sayılı kanunla karşılıksız çek keşide etmek, bağımsız bir suç olarak nizamlandı.
Bu kanun ve aşağıda anlatacağımız diğer kanunlar, pek çok işadamının ölümüne, intiharına, batmasına, şirketlerinin dağılmasına, ailelerinin sönmesine sebebiyet vermiştir.
‘Yargıtay’ımız, ‘Anayasa’mız, “Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonamaz” şeklindeki 38/8 Madde’ye uygun olarak, “Çekin bankaya ibrazından oluşan yaptırımı, özgürlüğü bağlayıcı ceza olan ve objektif sorumluluk esasına dayanan bir suç olduğundan Anayasa ile çeliştiği için sanıklar hakkında ceza uygulamasına gitmemiş ve Anayasa Mahkemesi, 17 Mart 2011 tarihinde cezalandırma şeklini yasa koyucunun takdirine bırakmıştır.”
Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, “Karşılıksız çek suçları gerçek ve tüzel kişilerin ticari ilişkilerinden kaynaklanan ve edimin yerine getirilmesine yönelik yaptırımları içermektedir. Bir ticari ilişkiden kaynaklı borcun yerine getirilmemesi ve suç olarak tanımlanması mümkün görülememektedir” diyerek görüşlerini açıklamıştır.
Daha sonra çek yasalarında çeşitli değişiklikler yapılmıştır; çek mağdurları bunları çok iyi biliyor.
Şikayet üzerine savcılar çeklerini ödeyemeyenler aleyhine kamu davaları açmışlardır.
Mahkemeler, karşılıksızlığa sebebiyet verdikleri için çek tutarı kadar çek keşidecilerine hapis cezası yerine idari para cezalarına hükmetmekteydi.
Bu para cezalarının, taksitle veya bir yıl süre içinde ödenmesi isteniyordu. Ödenmediği takdirde üç yılı geçmeyen hapis cezaları uygulanıyordu.
Peki… Ödenirse ne oluyordu?
Çek alacaklısının eline bir şey geçiyor mu? Hayır, sadece hapisten kurtuluyor. Borç, faizleri ile beraber kalıyordu.
Hemen şunu söyleyelim: AB ülkelerinde karşılıksız çekle ilgili hürriyeti bağlayıcı ceza yoktur. Sadece sembolik idari para cezaları vardır.
Bu da yüzde 2 ile yüzde 10 arasında değişmektedir. Bu cezalar da ödenebilirse devlet alıyor, ödenemezse hava alıyor. Nasıl bizde 6183 sayılı kanuna göre tahsilat yapılıyor; borçlu da bir şey yoksa devletin tahsilatı sıfır oluyorsa aynen öyle.
1985’ten bugüne kadar 3167 sayılı çek kanunu ve bu kanunu değiştiren çeşitli kanunlar hiçbir fayda sağlayamamıştır. Şahısları hapishanelere kapatarak onların çalışmaları engellenmiş, ödeme imkanları ellerinden alınmış, kurumlar, şirketler batmış, alacaklıların eline de hiçbir şey geçmemiştir.
Gerek dünyada gerekse ülkemizde ekonomik kriz, ticaret hayatını sıkıntılara sokmuş; alacaklı firmalar, ticari alacaklarını tahsil edememişler. Sonuçta kendileri de ödeme problemi içinde sıkışmış ve sorunlu bir döneme girerek çek ve senetlerini ödeyememişler. Hem icrai hem de cezai kıskaç altında kalmışlardır.
Bütün dünya bilir ki Türk taciri, borcuna son derece sadık bir terbiyeye sahiptir.
İdari para cezasına mahkum olanlar ödeme imkanını bulsa dahi (ki bu parayı ilişkisiz olmasına karşın) devlet almaktadır. Borç aynı kalmaktadır.
Bundan evvelki yazılarımda ifade etmiştim; Bir ticari senet ile bir çek arasında ne fark var?
Her ikisi de borç ödeme vasıtası. Her ikisi de ticari bir işlem.
Biri protesto edilir. Diğeri bankadan karşılıksız kaşesi yer.
Her ikisi de icraya verilebilir.
Takip yapılabilir. Ama sadece ‘çek’te hapis yatmak vardır.
Sorumlu
Evet sorumlu bankalardır. Tıpkı, şimdi yaşadığımız kredi kartı furyasında olduğu gibi… Bankalar hiçbir soruşturma yapmadan, hatta müşterisini hiç mi hiç tanımadan çek karnelerini sorumsuzca vermiştir. Kendilerinin birkaç yüz liralık hukuki sorumluluğundan başka cezai sorumlulukları yoktur. Hiçbir hassasiyet ve özen göstermezler.
Çek konusunda en büyük mağduriyeti ise küçük esnaf yaşamıştır.
Yazımın sonuna gelirken çok yakından tanıdığım İzmir Kemeraltı’ndaki bir esnafın hikayesini anlatacağım.
İzmir, İstanbul, Hatay, Almanya’da satış reyonları, üç tane imalathanesi, otomobilleri, evleri vardı. Oğlu İngiltere’de okumuştu. Alacaklarını tahsil edemedi. Bankaların en iyi müşterisiydi. Hemen her banka, kendisi ile çalışması için kapısını çalıyordu.
Şimdi 81 çekten dolayı aranıyor. Bütün mal varlığı gitti. Hapse girmemek için iki yıldır Dr. Ceykıl gibi kaçak. Bu yazıyı ‘o’na adadım. Çekten hapis kalkmalı. O da işinin, dükkanının başına dönerse çok sevineceğim.
Hem onun için hem de yüz binlerce çek mağduru için…
Devlet aradan çıkınca borçlar daha kolay, daha çabuk ödenecektir.
Not: Teşekkürler. Sayın Şükrü Kızılot’un rehberliği ve sayın Dr. Serkan Ağar’ın engin müsamahası ile…
Nuri Nencan
14 Kasım 2011 Pazartesi, 12:09:05
nnencan@htgazete.com.tr