sadullah ergin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sadullah ergin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cezaevleri tıklım tıklım doldu






80 bin tutuklu ve hükümlünün konulabileceği cezaevlerinde, sayı 120 bine dayandı. Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki doluluğa çare için “Denetimli Serbestlik” uygulamasını yaygınlaştırmayı planlıyor. Bazı suçlarda 5 yıla kadar hapis cezaları da kamuda ve işyerlerinde çekilecek.
Cezaevleri tıklım tıklım doldu, Adalet Bakanlığı soruna çözüm bulmak için ceza infaz sisteminde değişiklik çalışmasına hız verdi. Bu kapsamda, “Denetimli Serbestlik” likten 2 yıla kadar hapis cezası olanlar yararlanırken, bunun 5 yıla çıkarılması öngörülüyor.  Koşulları sistemden yararlanmaya uygun olanlara elektronik kelepçe de takılabilecek.
“Denetimli Serbestlik”  olarak nitelendirilen yani cezaların bir bölümünün evde çekilmesi uygulamasının kapsamının genişletilmesiyle, cezaevlerinde de rahatlama olması amaçlanıyor. Adalet Bakanlığı’nın öngördüğü değişikliğin Bakanlar Kurulu ve TBMM’den geçmesi halinde halen cezaevlerinde bulunan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmış olanlardan cezasının yarısını çekenlerden isteyenler, tahliye edilecek ve kalan cezalarını kamu kuruluşlarında çalışarak, evinde ya da işyerinde geçirecek. Yetkililer, “Bu konuda yasa değişikliği gerçekleşmeden kimsenin umutlanmaması gerektiğini” de belirttiler.
İnfaz sisteminde mahkûmun cezaevinde geçirdiği gün sayısının artması, mala karşı işlenen suçlardaki patlamalar nedeniyle 2005 yılında 52 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 120 bine ulaştı. Yetkililer, bu durumun cezaevlerinde odalara yeniden ranza konulması, odaların küçük koğuşlar haline gelmesine, yatacak yer olmaması yüzünden mahkûmların nöbetleşe uyumalarına neden olduğunu söylediler.
2 YIL, 5 YILA ÇIKARILIYOR
BAKAN: ALTYAPISINI HAZIRLADIK

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CNNTürk'te katıldığı ''Eğrisi Doğrusu'' programında alternatif ceza infaz yöntemlerini açıkladı.
Bakan Ergin, çalışmayla ilgili şunları söyledi:
Alternatif ceza infaz yöntemleri üzerinde çalışıyoruz. Kamuda çalışmak yöntemi ya da bir aşama sonra elektronik kelepçe yöntemiyle kişileri evlerinde ya da belli adreslerde bulunmasına imkan sağlayacak şekilde serbest bırakma olabilir. Bunun altyapısını hazırladık, taslağını hazırladık. Bu yıl sonu gelmeden de bunu yargı dünyasının eleştirilerine açacağız.

Denetimli Serbestlik Yasası’nda öngörülen değişiklik taslağı planlandığı gibi kabul edilirse halen 2 yıl hapis cezası alanlar için uygulanan cezasının yarısını evinde çekmesi uygulaması, 5 yıla kadar olan hapis cezalarını da içine alacak biçimde yaygınlaştırılacak. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi bir milletvekili, yürütülen çalışmalarla ilgili olarak “hurriyet.com.tr”ye şunları söyledi:

- 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılanlar, cezalarının yaklaşık 2,5 yılını cezaevinde çekecek, isterlerse kalan süreyi denetimli olarak evinde ya da işyerinde çekebilecek

- Halen “Denetimli Serbestlik” uygulamasından yararlananlar günde 4 saat kamu hizmetinde çalıştırılıyor. Bunda değişiklik yapılacak. çalışma süresi 4 saatten 2 saate indirilecek. Kamuda çalıştırılacak yerler bölgenin özelliğine göre değişecek. Bazı yerlerde belediyelerde, okulların badana-boyası, onarımında çalıştırılacakları gibi ormanlık bölgelerde orman işlerinde de çalıştırılabilecekler.
- Mahkûm, kamu hizmeti çalışma süresinin dışında cezasını işyerinde de çekebilecek.
Cezaevlerinde incelemeler yapan Hayat Boyu Eğitim Derneği’nin Genel Başkanı Adem Solak da denetimli serbestlik uygulamasında ceza süresinin 2 yıldan yukarıya çekilmesi halinde cezaevlerinde kısmi bir rahatlama olacağını söyledi.
Tutuklama rekoru Türkiye’nin
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de yakındığı tutuklukta geçen sürelerin uzunluğu, Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi’nin araştırmasıyla da belgelendi. Ülkemizdeki tutuklanma oranlarını, yabancı ülkelerle karşılaştırdı ve en çok tutuklamaların Türkiye’de olmasına rağmen tutuklananların en az mahkumiyetinin de ülkemizde olduğunu ortaya koydu.
Tutuklamalarla ilgili Türkiye Birliği İnsan Hakları Merkezi’nin raporu üzerine Baralor Birliği Başkanı Ahsen Coşar, “Ne yazık ki, ülkemizde mahkemeler tarafından çok sık ve çoğu zaman da keyfi olarak tutuklamalar yapılıyor. Tutuklama kararları önlem olmaktan çıkarak kurala  ve hatta cezaya dönüştü. Yargı karar” dedi.
Coşar, tutuklamaya ilişkin yargı kararlarında “keyfilik” ve “çifte standart” yaşandığını öne sürdü, bu durumun ülke kamuoyu gündemine oturduğunu söyledi.
Komisyonun tutuklamalarla ilgili eleştirileri raporda şöyle belirtildi:

1- Özel yetkili savcılık, hakimlik ve mahkemeler tarafından yürütülen adli süreçlerde tutuklamaya ilişkin olarak yaşananlar “hatalı uygulama alışkanlığı” dışında “yargıya müdahale” ya da “yargıda siyasallaşma” gibi olgularla ilişkili olduğu görülüyor.

2- Türkiye'de tutuklu sayısı hükümlülere göre giderek artıyor. Dünya standartlarında 3 kişiden biri tutuklu, ikisi hükümlü olmasına rağmen, biz de bu oranın uzağındayız. Şu anda 119 bin mahkumdan yüzde 51’i olan 60 bin kişi tutuklu olmasına rrağmen yüzde 49’u olan 58 bin mahkum hükümlüdür.

3- Ülkelere göre mahkumiyet oranları incelendiğinde, Türkiye’nin yeri de en aşağıdadır. Örneğin Japonya, Çin, Kore, Fransa, Almanya, İsveç, İngiltere gibi ülkelerde mahkumiyet oranı yüzde 90’ın üzerinde olmasına rağmen ülkemizde itham edilen 100 kişiden ancak 70’i mahkum oluyor. Beraatle sonuçlanan davaların çokluğu da haksız tutuklamaların büyüklüğünü gösteriyor.
4- “Tutukluluğun devamı” yönünde verilecek karar “yeni bir karar” olarak değil, önceki kararın otomatik devamı” olarak algılanıyor. Doyurucu gerekçeler yerine “kuvvetli suç işleme şüphesinin devam ettiği” gibi soyut ve içeriksiz açıklamalarla yetiniliyor.
5- Yasada tutukluluk süresinin uzunluğunu değerlendirebilmek için bir ölçüt bulunmuyor. Yasada düzenleme yapılıp tutukluluğun makul süreyi aşamayacağına ilişkin hüküm getirilmeli.
6- Temyiz incelemesinin uzun sürmesi de sorunlar yaratıyor. Sanıklar, “koşullu salıverme” hakkına göre fazladan hapis yatabiliyor. Kimi durumlarda ise fazladan hapis yatılmazsa bile temyiz nedeniyle sanık hakkındaki hüküm kesinleşmediğinden İnfaz Kanunu’nun tanıdığı bir kısım haklardan yararlandırılamıyor. Bu yüzden kimi sanıklar, suçsuz da olsalar temyiz haklarından vazgeçiyor.
7- Gizli tanık anlatımları tutuklama kararlarına dayanak yapılıyor. Sadece gizli tanık üzerine kurulan ceza soruşturması ve kovuşturması hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
8- Özel yetkili mahkemelerin “tutuklama önlemine” sık başvurması, diğer mahkemeleri de olumsuz yönde etkiliyor. Kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ad değişikliğinden öte başkaca yapısal farklılık göstermeyen özel yetkili mahkemeler kaldırılmalı.
9- Yakalama kararı, kendisine mahkeme tarafından ulaşılabilir olan ve hiçbir durumda “kaçak” sayılmayacak kişiler hakkında uygulanmamalı.

Saygı Öztürk/Hürriyet

"Çek"te ceza ertelemesi bugün görüşülecek



Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çek suçunda hapis
cezasının orta vadede kaldırılacağını belirterek, başka düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Eylül ayı itibarıyla bankaların 37 milyon 95 bin yaprak çek verdiğini ifade eden Ergin, “2 bin 172 kişi karşılıksız çek vermek suçundan kesinleşmiş cezasını çekmek için cezaevinde yatıyor” dedi.
Çek Kanun Tasarısı, Adalet Komisyonu’nda görüşülüyor. Tasarıya, “Tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazının ertelenmesi” düzenlemesi bugün verilecek bir önergeyle eklenecek. Tasarının komisyonda kabul edilen ilk maddeleri şu düzenlemeleri içeriyor:
-  Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
-  Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak.
-  Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Banka, karşılığını bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek


Milliyet 

Tarihinden önce ibraz edilen çek karşılıksız çıkarsa ceza yok! 

 TBMM Adalet Komisyonunda ele alınan Çek Yasa Tasarısı'nın 2 maddesi daha kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek.
Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkar olanların ise esnaf ve sanatkar sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklayacak. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye'de bir adres bildirmek zorunda olacak.
Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri talebi halinde hamiline verilecek.
Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmadığını, kendisi hakkında yasak bulunmadığını bankaya yazılı olarak beyan edecek.
Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek.
Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak. Bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılacak ve hamiline d üzenlenecek çeklerin yapraklarında "hamiline" ibaresi matbu olarak yer alacak.
Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu bankaya ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek.
Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zaman aşımı süresinin dolması üzerine kapatılacak.
"Karşılıksızdır" işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yü kümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılacak.
Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Buna göre, banka, hamile, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin lira veya üzerinde ise bin lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.
Karşılığının kısmen bulunması halindeyse banka, çek bedeli bin lira veya altındaysa, çek bedelini aşmamak koşuluyla kısmi karşılığı bin liraya tamamlayacak bir miktarı; çek bedelinin bin liradan fazla olması halinde çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak bin lira ödemekle yükümlü olacak.
Hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işlemi, ç ekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi halinde bu belirtilmek ve kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılacak. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilecek. Hamilin imzalamaktan kaçınması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmayacak.
Kısmi ödeme kabul edilmiş olsun veya olmasın, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapıldıktan sonra ön ve arka yüzün fotokopisi çekilerek bankada saklanacak ve çek hamile geri verilecek.
Banka; çekin karşılığının hesapta bulunmamasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hallerinde çek hamiline, her geçen gün için binde 3 gecikme cezası ödeyecek.
Üzerindeki tarihten önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamayacak. İleri tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması şart olacak.
Komisyonda çek konusunda tacir, taciri olmayan ve hamiline çek şeklinde ayrımına gidilmesi eleştirildi. CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, Türk Ticaret Kanunu Tasarısında benzeri bir ayrım yapılmadığını belirterek, "Bunda sonra uzun boylulara başka, kısa boylulara başka çek ayrımına kadar gidilecek. Ekonomi bitti, deniz görüldü. Çek, kredi kartı gibi kabul görmüyor. Esnaf çek kabul etmiyor, kredi kartı istiyor. Çünkü banka ödüyor. Çekler tefecilerin eline düştü" dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, "çekte muteberlik sı ralaması yapıldığını" savunarak, bunun doğru olmadığını söyledi. Dü zenlemeye TESK ve TOBB temsilcileri de karşı çıktı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, konuyla ilgili eleştirilere, çekte ayırım yapılmasının amacının statü farklılığı yaratmak olmadığını belirterek, çeke güveni artırmak ve daha fonksiyonel hale getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Ergin, 2008 yılında 23 milyon çekin takasa ibraz edildiğini, bunun rakamsal tutarının 234 milyar lira olduğunu kaydederek, bunun 1,5 milyon adedinin karşılıksız çek olduğunu, tutarının ise yaklaşık 15 milyar lira oldu ğunu söyledi. Ergin, en çok keşide edilen çekleri küçük işletme sahiplerinin işini çevirmek amacıyla kullandığına işaret ederek, yapılacak düzenlemelerin buna zarar vermemesi gereğini vurguladı.
Tasarının görüşmeleri yarın 4. madde üzerinde devam edecek.

AA  

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes