karşılıksız çek adet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karşılıksız çek adet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yargıtay Başkanı: Bir senede dosyaları bitirmeyi planlıyoruz

 
Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, ''Bu çalışma temposunda, bu performansla biz bir sene içerisinde hukuk dairelerindeki dosya sayısını bitirmek planındayız'' dedi.
Kaynak, Rixos Otel'de düzenlenen ''Hukuk Muhakemeler Kanunu Tanıtım Semineri'' öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin ''Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusu üzerine Kaynak, bugün katıldığı toplantının konusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ilgili tanıtım toplantısı olduğunu hatırlatarak, ''Mahalli mahkemelerin çalışma tarzlarıyla ilgili olarak şu safhada yargılaması devam eden bir hususta herhangi bir beyanda bulunmamız doğru olmayacaktır'' açıklamasını yaptı.
Kaynak, Yargıtayda biriken dosyaların ne kadarının 2012 yılında tamamlanacağına yönelik soruya da şöyle yanıt verdi:
''Göreve başladığımız mayıs ayından sonra yapmış olduğumuz plan doğrultusunda çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, yılbaşı itibarıyla da sonuçları aldık. Gerçekten de yılbaşı itibarıyla aldığımız sonuçlarda Yargıtayda ayda ortalama 60 bin civarında bir fazlalıkla gidiyoruz. Bu sebeple bu çalışma temposunda bu performansla biz bir sene içerisinde hukuk dairelerindeki dosya sayısını bitirmek planındayız. Ceza dairelerindeki dosyalara gelince; Onun da iki sene içerisinde biteceğini tahmin ediyoruz. Ama bu arada yargıyı hızlandırma projelerinden örneğin Çek Kanunu ile ilgili yapılacak değişiklik, bizim bu dosyaları eritme ve sona erdirmede bize daha yardımcı olacaktır. Çek ile ilgili olarak Yargıtayda 200 bin civarında dosya var. Yerel mahkemelerde de 1,5 milyon dolayında dosya var. Bu dosyaların hepsi çıkacak olan kanundan sonra hakimlerin verecekleri karar sonucu mahkemelerin gündeminden düşecektir.''
Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, ''Bölge Adliye Mahkemelerinin açılması düşünülüyor mu'' sorusunu da ''Bölge Adliye Mahkemelerinin açılması Adalet Bakanlığı ve HSYK'nın çalışmaları arasında devam etmektedir. Onlar kurulduğu takdirde yargının hızlanması daha bir ileri gidecek. Bu arada Yargıtayın işi daha hafifleyecek ve Yargıtay tam bir içtihat mahkemesi hüviyetini alacak'' şeklinde yanıtladı.
Zaman

Çek Kanunu’nun yüz binlerce "çek mağduru" yarattı

 

CHP Ankara Milletvekili Sinan Aygün, karşılıksız çek keşide edenlere hapis cezası yerine "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesini" öngören yasa teklifini TBMM Başkanlığına verdi.

 Aygün, "çek mağdurları" konusunda TBMM Başkanlığına verdiği yasa teklifiyle ilgili basın toplantısı düzenledi.

10 bine yakın "çek mağdurunun" hapiste olduğunu ifade eden Aygün, 45 bin kişinin de devletten kaçtığını söyledi.

Çek Kanunu’nun yüz binlerce "çek mağduru" yarattığını dile getiren Aygün, yerel mahkemelerde 1 milyon 480 bin civarında karşılıksız çek dosyasının olduğunu, 50 bin dosyanın Yargıtay’da karara bağlanmak üzere beklediğini, 110 bin dosyanın da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında incelendiğini bildirdi. Aygün, şunları söyledi: "Yasaya göre; 10 lira borcun varsa ve ödeyememişsen 10 bin lira da devlet istiyor ve borcun 20 bin liraya çıkıyor. Devlete 10 bin lirayı yatırmazsan hapis cezası veriliyor. Borçlu zaten 10 bin lira parayı malı aldığı adama ödeyememiş, bir de devlet 10 bin lira istiyor. Devlet ’10 bini öde çık’ diyor yani rehin alıyor. Devlet burada fidyecilik yapıyor. ’Fidyeyi getir seni bırakayım’ diyor. Hapisteki adam borcunu nasıl ödeyecek? Hapisteki adam boncuk yaparak bu parayı ödeyemez." Aygün, ayrıca "kredi kartları" ve "iş adamlarına yeşil pasaport verilmesiyle" ilgili yasa teklifi hazırladıklarını ve bunları önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi.Aygün’ün teklifi, 5941 sayılı Çek Kanununda değişiklik getiriyor.

Teklifte, karşılıksız çek keşide edenlere hapis cezası uygulaması kaldırılıyor. Bunun yerine "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesi" öngörülüyor.

Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı uygulanan kişilere, bu cezanın infazının ertelenmesi ve kaldırılması konusunda da yeni bir imkan sağlanıyor.

Karşılıksız çekler için bankanın yükümlü olduğu miktar da artırılıyor.

Aygün’ün basın toplantısına katılan Yurdanur Gödek, eşinin çek nedeniyle 7 ay hapiste kaldığını, mağdur olduklarını ve çocuğunu okula yazdıramadığını belirterek, borçlarını hala ödeyemediklerini ve bu durumda binlerce insanın bulunduğunu kaydetti.

Karşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı



Karşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi

04 Kasım 2009


Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,9 artarak 1 milyon 662 bin 781'e çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi.

Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 4,7 artarak 64 bin 315'den 67 bin 319'a yükseldi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 767 bin 371'den 951 bin 141'e çıktı.

YILLIK BAZDA YÜZDE 1,6 AZALIŞ

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 1,6 azalarak 154 bin 277'ye indi. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Ekim ayında 156 bin 888 adet idi.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Ekim ayında, 2008 yılının aynı ayına göre yüzde 81,4 artarak 6 bin 709'den 12 bin 170'e yükseldi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,2 artarak 80 bin 785'den 99 bin 551'e çıktı.

AYLIK BAZDA YÜZDE 8,3 ARTTI

Ekim ayında bir önceki aya göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı yüzde 8,3 artarak 142 bin 502'den 154 bin 277'ye, birikimli karşılıksız çek sayısı yüzde 10,2 yükselerek 1 milyon 508 bin 504'den 1 milyon 662 bin 781'e çıktı.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı yaklaşık yüzde 70,6 oranında artarak 7 bin 133'den 12 bin 170'e yükseldi.

Aynı dönemde, mahkemelerin bildirimleriyle Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan birikimli çek sayısı yüzde 22,1 artarak 55 bin 149'dan 67 bin 319'a, bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı yüzde 22,9 yükselerek 80 bin 975'den 99 bin 551'e çıktı.

Duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra birikimli ödenmiş çek sayısı da yüzde 10,7 artarak 851 bin 590'dan 951 bin 141'e yükseldi.

 AA

Hiçbir şeyden 'çek'medi…


Hiçbir şeyden 'çek'medi…


1 milyon 508 bin 504 "karşılıksız" çek Merkez Bankası'nın listesinde… Mahkemelerce haklarında "çek hesabı açma yasağı" konulanların sayısı 55 bin 149… Bunlar, Ocak-Eylül 2009 aylarını kapsayan veriler.

Çek ile ilgili mahkeme kararlarının 10 yıllık toplamı (2000-2009 Eylül) 629 bin 697… Merkez Bankası'nın listesine giren, yargı kararlarına konu olan yıllık ortalama sorunlu çek sayısı, yuvarlak hesap, 62 bin 970…

Zamanın Adalet Bakanı -halen TBMM Başkanı- Mehmet Ali Şahin'in, CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel'in soru önergesine verdiği cevaba göre (Mart 2009), sadece 2007 yılında asliye ceza mahkemelerinde açılan dava sayısı toplam 158 bin 632… Mahkûmiyetle sonuçlanan dosya sayısı 103 bin 909.

Bu veriler, 2007 yılı itibariyle yargıya intikal etmiş karşılıksız çek keşidesi veya borcun ödenmemesiyle ilgili her 100 davadan 53'ünün mahkûmiyetle sonuçlandığını gösteriyor.

Sorunun derinliği

Görülüyor; ortada sosyal, ekonomik ve hukuk boyutlarıyla koskoca bir "çek sorunu" var! Sorunun çapını kavramak için aktardığım resmi veriler yeterlidir. Bir de sorunun derinliği var.

Derinliği, Türkiye ekonomisinde aradaki birkaç yıl hariç "krizler dönemi" olan 2000-2009 yılları itibariyle ölçebiliriz. Bu sürede Merkez Bankası'nın "kara listesine" giren toplam karşılıksız çek sayısı 15 milyon 666 bin 047.

Soruna "karşılıksız çekin" karşısında alacağını bekleyen taraf açısından da bakmak zorundayız. İyi niyet, kötü niyet; kriz veya başka zorunlu sebepler… Borcunu ödeyemeyip mahkemelere, hapishanelere düşenlere "çek mağdurları" diyoruz.

Tamam da, borçlunun kestiği çeke güvenerek ekonomik, ticari faaliyetini düzenleyen "alacaklılara" ne diyeceğiz; onların hakkı, hukuku yok mu? Elbette var! Son 10 yılı dikkate alırsak sonuç nettir: Yaklaşık toplam 15.7 milyon borçlu "mağdur" varsa, bir o kadar da alacaklı "mağdur" var. Kanun, hukuk, yargı bu kesimin haklarını da korumak zorunda!

Korumuyor, 'çek'tiriyor!

Çek borçlusunu da çek alacaklısını da korumayan bir kanun ve hukuk yapısı bütün ağırlığıyla "çek sorununun" kaynağını oluşturuyor. 1985 yılında çıkarılan, 24 yıldır yürürlükte bulunan 3167 sayılı "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun" da sorunun "merkezinde" bulunuyor.

Avrupa Birliği'ne uyumdu, sahadaki sorunlara çözümdü derken, arada yapılan üç değişikliğe rağmen, sorunu içinden çıkılmaz hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.

İşin tuhafı, mevcut mevzuatın işe yaramadığını siyasetçiler, bilim insanları; iktidar ve muhalefet milletvekilleri, vekilken sorunu kabul edip bakan olunca "şaşanlar" kabul ediyor, fakat, iki yıldır gündemde bulunan yeni "Çek Kanunu Tasarısı" çek suçlarına hapis veya hapse çevrilebilir para cezası "takıntısını" aşıp bir türlü TBMM'den geçemiyor!

Piyasaları koruyun da…

Peki, ne oluyor da tasarı TBMM'de ana komisyon-alt komisyon sarkacında sallanıp duruyor? Tasarıyla ilgili belgeler okunduğunda görülen sebep şu: Hükümet kanadı, özellikle ekonomiden sorumlu bakan veya bakanlar grubu, karşılıksız çekte hapis cezasının kaldırılmasını sakıncalı buluyor.

Sakınca ne? Gelişmiş ülkelerde çoktan tarihe karışan; sadece Arjantin ile Şili'de korunduğu söylenen çekte hapis cezası "Dünyanın 17'nci büyük ekonomisine" sahip Türkiye'de kaldırılırsa, para piyasaları bozulurmuş!

İşte bu kaygı, tasarının Adalet Komisyonu'ndaki müzakere sürecine bir "engel" şeklinde yansıyor. Muhalefetin tüm uyarıları, uzmanların tavsiyeleri, Yargıtay Başkanı'nın uygun görüşü, "çek mağdurları" kesiminden gelen baskılar durumu değiştiremiyor.

Bu sorunlar AKP'den 3, CHP'den 1, MHP'den 1 üyenin katılımıyla oluşan Adalet Alt Komisyonu'nda çözülemiyor. Tasarı derinliğine tartışılamıyor. Komisyon raporuna konulan iki muhalefet şerhi de iktidar kanadının "çek sorununu" pek ciddiye almadığını gösteriyor. Ve ekonomik düzen hiçbir şeyden çekmiyor, 'çek"ten çektiği kadar!

31.10.2009
 TAYLAN ERTEN

Kütahya milletveki Sn Alim Işık'ın soru önergesinin detayları




 

 

 

 


CEZA MAHKEMELERİ 3167SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HAKKINDA KANUN İLE İLGİLİ AÇILAN DAVALAR VE SANIK SAYILARI




CEZA MAHKEMELERİNE 3167 SAYILI ÇEKLE ÖDEMELERİN DÜZENLEMESİ HK. KANUN İLE İLGİLİ ÇIKAN DAVALARDAKİ SANIKLARIN KARAR TÜRÜ



2009 YILINA AİT VERİLER  ADLİYELER ,ÇEK DAVA SAYISI  VE ÇEK TOPLAM BEDELLERİ




 

 

 

 

 

 

 

 





CEZA MAHKEMELERİNE  AÇILAN DAVA VE KİŞİ SAYISI
(HAZİRAN 2009 A KADAR)



 2009 YILINDA (HAZİRAN)3167 SK dan CEZAEVLERİNE GİREN KİŞİ SAYISI





Kaynak TBMM                                                                                                                                  

Çek mağdurları eylem yaptı


Çek mağdurları tepkili: Yeni yasa bir an önce çıkmalı

Ankara'da çek mağduru bir grup, karşılıksız çekte adli para ve hapis cezasının kaldırılması için eylem yaptı.


"Suçlu değil, borçluyuz", "Özgürlüğümüz teminat değildir", "Cezaevinde ıslah edilecek ne yaptık" yazılı dövizler taşıyan çek mağdurları, Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda toplandı.

Hükümlü ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HÜ-DER) Genel Başkanı Şafak Soy, burada yaptığı basın açıklamasında, çek mağdurlarının, ülkedeki çetin ekonomik şartların, krizlerin zarara uğrattığı kişiler olduğunu ifade etti.

Çeklerini ödeyemeyen birçok kişinin hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığını anlatan Soy, "Özgürlüğümüzün, bir borcun teminatı olarak verildiği bir borç ödeme aracı ve sistemi duydunuz mu?" diye sordu.

Soy, "Karşılıksız çekte adli para ve hapis cezasını ortadan kaldıran" yeni çek yasasının bir an önce çıkarılmasını istediklerini söyledi

CNNTURK

KARŞILIKSIZ ÇEKTE CEZAİ YAPTIRIM KALDIRILMALIDIR


Karşılıksız çek de cezai yaptırım kaldırılmalıdır
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yo­luyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî geliş­menin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmek­tedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma so­ruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmekte­dir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişi­lerce rahatça dol­durulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılma­sıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalka­cağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksi­yonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması po­zisyo­nuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşı­lıksız kaldığında cezaî yaptırım olma­yacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul ede­ceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari ha­yatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tü­ken­miş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.

Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şe­kilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf ol­duğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Av­rupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslara­rası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişi­nin borç nedeniyle özgür­lüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hü­kümler bulunmaktadır. Ulusla­rarası hukukta yer alan tüm bu belgeler bir­likte değerlendirildiğinde genel eği­limin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uy­gulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı kar­şıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

Karşılıksız çek suçunun faili, müştekiyle girdiği sürtüşmenin verdiği kız­gınlıkla karşılıksız çek keşide etme suçu nedeniyle Devletin tayin ettiği para cezasını öncelikle ödemeyi yeğlemektedir. Çek lehdarı müştekinin ya­nında, birde Devletin verdiği ceza nedeniyle alacaklı duruma geçtiğini söy­leyebiliriz. Devlete olan borç ödenmediğinde borcun hapse çevrilmesi teh­didi karşısında ve yukarıda belirttiğimiz gibi alacaklıya hûsumeti nedeniyle sanık, Devlete olan ceza niteliğindeki borcu ödeyerek tümden ceza tehdidin­den kurtulmaktadır. Bu durumda ise alacağını alamayan çek lehdarı müşteki için en istenilmeyen sonuç gerçekleşmektedir. Neticede alacaklı olan müş­teki tatmin edilmemekte, borçlu olan sanık ise, Devlete yaptığı ödemeyle kıt olan malvarlığı azaldığı halde ala­caklının icra takibi tehlikesi devam et­mek­tedir. Bu arada mahkemelerimiz, hu­kuk felsefesi açısından toplumun bir sorununu istediği gibi çözemediği gibi, büyük bir iş yükü ile mesaisine de­vam etmektedir. Ayrıca mevcut yasal düzen­lemede borçlu, mahkeme safha­sında alacaklı olan müştekiye, borcun faizi ve masrafından feragat etmesini ayrıca alacağın aslından da tenzilat yapmasını talep ettiği, aksi takdirde Devlete olan bedeli ödedikten sonra kendisine her­hangi bir ödemede bulun­mayacağını beyan edebilmektedir. Uygulamada karşı­laşılan bu durum gös­termektedir ki, onca uğraşıya rağmen bir kıymetli evrak olan çeke cezaî yaptırım ile saygınlık kazandırmak mümkün olamamıştır.

Asliye ceza mahkemelerinin iş yükünün önemli bir bölümünü Çek Ka­nunundan doğan dosyalar oluşturmaktadır. Aşağıdaki tabloda da görül­düğü gibi 1989 yılından 2003 yılına kadar yıllar itibariyle Türkiye gene­linde ceza mahkemelerine Çek Kanununun uygulanması ile ilgili açılan da­vaların önemli bir yekûn tuttuğunu söyleyebiliriz. Çek Kanununda 2003 yılında yapılan deği­şiklikle karşılıksız çek keşide etmek suçuna doğrudan cezaî yaptırımın kaldırıl­masıyla 2003 yılı sonu itibariyle toplam dosya sayı­sının 131.790’a kadar gerilediği görülmektedir.

Tüm ceza mahkemelerine (DGM, çocuk, ağır ceza, asliye ceza, sulh ceza, trafik ve icra ceza) 2001 yılında 3.441.037 dava gelmişken, bunun 307.381’ni (tüm ceza davalarının yaklaşık %10’u) Çek Ka­nunundan ceza mahkemelerine gelen davalar oluşturmaktadır. Bu davalar için savcılık aşa­masından başlayarak sanıkların nüfus ve sabıka ka­yıtları gibi tüm deliller ve bilgiler getirilmekte, bir ceza davası için gereken her şey yapılmakta, onca emeğe rağmen bu davaların büyük çoğunluğu be­raat, davanın düşmesi ve diğer kararlar şeklinde hüküm kurularak sonuçlan­dırılmaktadır. Bu itibarla bor­cun ödenmesi, müştekinin vazgeçmesi veya çekteki şekli şartların eksik­liği gibi sebeplerle çoğunlukla düşme veya orta­dan kaldırma ile sonuçlanan bu davalarda savcılık ve ceza mahkemelerinin soruşturma ve yargılama için ayırdığı emek, mesai ve masrafların karşılığı­nın verimli olarak alındığını söyleyemeyiz. Tablo II’den de anlaşılacağı üzere 2002 yılı itibariyle ceza mahkemelerinde, çocuk mahkemelerinden sonraki en uzun yargılama süre­sinin asliye ceza mahkemele­rine ait olduğunu görmekteyiz.

Asliye ceza mahkemelerinde yargılamanın uzun sürmesinde karşılık­sız çek keşide etmek suçundan kaynaklanan iş yoğunluğunun önemli katkısı vardır. Karşılıksız çek keşide etmek suçlarında sanıkların, ellerinden geldi­ğince, borcu daha sonra ödemek veya borcunu yüksek enflasyonla eritmek düşüncesi­nin borçluda hâkim olması gibi düşüncelerle, yargılamadan kaçma yolunu seç­mesi, mahkemelerin iş yükünü ciddi şekilde arttırmaktadır. 4814 sayılı Kanun sorunu bu yönüyle çözememiştir. 4814 sayılı Kanunla Çek Kanununda yapılan iyileştirmelerin yeterli olmadığını söyleyebiliriz. Çek suçlarından kaynaklanan iş yoğunluğunun çarpıcı bir örneği İstanbul Bağcı­lar Adliyesi Asliye Ceza mahkemelerinin dosya sayılarında kendini göster­mekte­dir. 2003 yılı sonu itibariyle Bağcılar Birinci Asliye Ceza Mahkeme­sinin toplam dosya sayısı 9.080, İkinci Asliye Ceza Mahkemesinin dosya sayısı ise 10.454’dür. Bu mahkemelerin yargı çevresinde bankaların takas mer­kezlerinin bulunması nedeniyle karşılıksız çek keşide etmek suçundan kay­naklanan dosyaların bu mahkemelerin iş yükünü aşırı derecede arttırdı­ğını söyleyebiliriz.

Değerlendirme ve sonuç

Evrensel hukuk kuralları, uluslararası sözleşmeler ve yukarıda açıkla­nan sebeplerle, Çek Kanununun uygulamasından doğan “karşılıksız çek keşide etmek suçu ile çek karnesini süresinde iade etmemek ve yasaklı olduğu süre içinde çek keşide etmek” fiillerinin suç olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Bu amaçla Çek Kanununun yeniden gözden geçirilerek bazı maddelerinin ta­mamen yürürlükten kaldırılması ile bu Kanundan doğan suçlar ortadan kalka­caktır. Böylelikle bu Kanundan dolayı yargıya intikal eden dosya da kalmaya­caktır. Bunun sonucunda çekin itibarını kaybedip kaybetmeyeceği sorusu akla gelebi­lir. Yukarıda etraflıca açıkladığımız gibi çeke cezai yaptırım ile itibar sağlama­nın çekten istenen fonksiyonun sağ­lanmasında faydalı olmadığı görülmüştür. Çekte cezai yaptırımın ortadan kaldırılmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurmak için bankaların sorumluluk alarak garantili çek uygulamasını yaygınlaştıracak­ları değerlendirilmekte­dir. Çeke ancak çeki piyasaya süren bankalar itibar sağ­layabilir. Doğru uy­gulamanın da bu şekilde olması gerektiği değerlendirilmek­tedir.
A.Ç

Alıntı:www.yayin.adalet.gov.tr

Karşılıksız çek sayısında korkutan artış



Krizin yansıması! 2009'da karşılıksız çek arttı



Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47,9 artarak 1 milyon 224 bin 48'e çıktı.

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47,9 artarak 1 milyon 224 bin 48'e çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının ilk yedi ayında 827 bin 101 adet idi.

Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yüzde 2,1 azalarak 46 bin 161'den 45 bin 174'e indi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının ilk yedi ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,2 artarak 536 bin 874'den 688 bin 575 oldu.

YILLIK BAZDA YÜZDE 32,8 ARTIŞ

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32,8 artarak 166 bin 375'e çıktı. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Temmuz ayında 125 bin 299 adet idi.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Temmuz'da, 2008 yılının aynı ayına göre yüzde 50,7 azalarak 8 bin 403'den 4 bin 146'ya geriledi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı Temmuz ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 73 bin 536'dan 95 bin 441'e çıktı.

AYLIK BAZDA YÜZDE 8,4 AZALDI

Temmuz ayında bir önceki aya göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı yüzde 8,4 azalarak 181 bin 552'den 166 bin 375'e, birikimli karşılıksız çek sayısı yüzde 15,7 yükselerek 1 milyon 57 bin 673'den 1 milyon 224 bin 48'e çıktı.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı yüzde 47,5 oranında azalarak 7 bin 891'den 4 bin 146'ya indi.

Aynı dönemde, mahkemelerin bildirimleriyle Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan birikimli çek sayısı yüzde 10,1 artarak 41 bin 28'den 45 bin 174'e çıkarken, bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı yüzde 14,5 azalarak 95 bin 441 oldu. Haziran ayında bu sayı 111 bin 660 idi.

Duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra birikimli ödenmiş çek sayısı da yüzde 16,1 artarak 593 bin 134'den 688 bin 575'e yükseldi.

Karşılıksız çek sayısı patladı KOBİ'leri cezaevi korkusu sardı! - M. Rauf Ateş


Üretimi olan, ürünü müşteri bulan bir KOBİ sahibi düşünün...

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Çekteki karmaşa bitsin



Çekteki karmaşa bitsin

Uzun süredir çek kanunu ile ilgili tartışmalar sürüyor. Biz de bu konudaki gelişmeleri sizlere aktarıyoruz. Fakat kanunun uygulanması yönünde karmaşa devam ediyor. Hergün onlarca okurumuzla görüşüyorum. Türkiye'nin hemen her bölgesinde farklı kararlar veriliyor. Kimi mahkemeler ve savcılıklar eski çek kanununun 31 Aralık 2008 tarihi itibarıyla hükmünün kalktığı yönündeki yorumlara katılıp beraat ya da tahliye kararı veriyor. Kimi mahkemeler ise bu yoruma katılmıyor ve hapis cezalarını uygulamaya devam ediyor. Bu arada daha önce anlattığımız yeni çek kanunu tasarısı ise yasalaşmayı bekliyor. Bu yeni kanunun da aslında mevcut durumu pek değiştirmediği yorumları yapılmaya başladı. Bütün bu gelişmelerden anlaşılıyorki ortada bir hukuki karmaşa var. Bunu ortadan kaldıracak olan da yargı makamları ile kanun koyucular. Bu düzenlemeler geciktikçe mağduriyetler de artıyor. Üstelik hem karşılıksız çek verenler mağdur oluyor hem de bu çekleri tahsil edemeyen alacaklılar.

Alacaklının hukuku
İşin bu yönünden bakarsanız malını satmış ama parasını alamamış binlerce insan da mağdur durumda. Sadece karşılıksız çek verenlerin değil alacaklıların da hakkının savunulması gerekiyor. Onlarda çekleri tahsil edemediği için işyerlerini kapatmışlar, iflas etmişler. Oysa paraları alsalar hiç
sorun yaşamayacaklar.

FARUK ERDEM

ÇEKLERDE İLERİ KEŞİDE TARİHİ (P0STDATE)


* ÇEKLERDE İLERİ KEŞİDE TARİHİ (P0STDATE)

Avukat Şamil DEMİR


Hükümetin piyasaları rahatlatma tedbirleri kapsamında ilginç bir kanun değişikliği yapıldı. Hukukçulara hukuk fakültesi sıralarında yüzlerce kere tekrar edilerek öğretilen, “çekte vade olmaz, ibrazında ödenir” kuralı geçici olarak askıya alındı. Böylece ülkemizde bono gibi vadeli bir ödeme aracı olarak kullanılan çeklerin bu kullanımı kanunlaştırılarak, çeklerin 31.12.2009 tarihine kadar, -vade olarak anlaşılan- keşide tarihinden önce ibrazı “geçersiz” kılındı. Yani elinde ileri tarihe keşide edilmiş bir çek olan vatandaş, bunu bankaya ibraz ettiğinde karşılığını tahsil edemeyecek ve bu çekler o anda kaşılığı yoksa, karşılıksız olduğuna dair şerh verilemeyecek.
Bu düzenlemeyle sakat oluşmuş bir teamülün korunmaya ve çeklerin gününden önce yazılmasının önüne geçilmeye çalışıldığı, böylece ticaretteki sıkışıklığın önüne geçilmeye çalışıldığı açıktır. Ancak bu durum alacaklıların çek alırken dikkate aldığı, ibrazında karşılığını alabilme güvencesini ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. Ticari hayatımızdaki bu sıkıntılı dönemde, borçlusunun zor duruma düştüğünü ve alacağını çekin gününü beklerse alamayacağını anlayan alacaklının hareket alanı daraltılarak, yeni bir ödemeden kaçma ve kaçınma imkanı yaratılmıştır.
Sessiz sedasız getirilen bu düzenleme uygulmada da birçok karışıklığa ve aksamaya neden olacaktır. En başta çeki ibraz eden hamil ile bankalar karşı karşıya getirilerek, ticari hayatta gereksiz bir sürtüşme ve güvensizlik ortamı yaratılmış olacaktır. Kanunun uygulanmasından haberi olmayan memurların karşılıksız olarak arkalarını yazdıkları çekler, icra takibine konu olduğunda, borçlu borca itiraz ederek takibi durdurabilecektir. Geçersiz bir şekilde yazılmış olan bu çekler, kambiyo senedi özelliği taşımadığından birçok itiraza konu olabilecektir. Ayrıca bu çekler hakkında karşılıksız çek keşide etme suçu da oluşmayacağından savcılıklarca takipsizlik karları verilmesi sözkonusu olacaktır. Bu durum mahkemeleri 2009 yılı sonuna kadar oldukça meşgul edeceğe benzemektedir.
Düzenleme 18.02.2009 tarihinde kabul edilen ve torba yasa olarak tabir edilen, 5838 sayılı, “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ‘un” 18. maddesiyle, Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması (!) Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde ile getirilmiştir:

MADDE 18- 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”


* ÇEKLERDE İLERİ KEŞİDE TARİHİ (P0STDATE)

Avukat Rahmi Ofluoğlu
1.
Dünyada bizdeki uygulamanın benzeri yoktur. Bizdeki karşılıksız çek uygulaması hem ceza hem hukuk davaları açısından bir ortaçağ uygulamasıdır. Adli para ve neticede uygulanan hapis cezaları bir garabettir . Size bu konu da Prof. Dr. Hayri Domaniç’in konu ile ilgili makalesini okumanızı öneririm. Benin wordpress blog’da var bu yazı. Ayrıca benim bu konuda yorumlarım aynı sayfada. Postdate çeklerle ilgili size bir bölümünü burada sunacağım.

EK BİLGİ

II. Postdate çeklerde ibraz
1. Genel olarak
İleri keşide tarihli olarak düzenlenen postdate çeklerin de TTK’nın 708 inci maddesinde belirtilen süreler içerisinde ibraz edilmelerinin gerektiği kabul edilmiştir. Ancak postdate çekler açısından bu süreler ne zaman başlayacaktır? Bu soruya hem doktrin(8), hem de Yargıtay(9), TTK’nın 708/5 inci maddesinde belirtildiği üzere, ibraz süresinin keşide tarihinden itibaren başlayacağı şeklinde cevap vermektedir.
2. Keşide tarihinden önce ibraza bağlanan hukukî sonuç
İleri tarihli çekler açısından gündeme gelen bir sorun da, bu çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilip edilemeyeceğidir. TTK’nın 707/2 nci maddesine göre, söz konusu çekler keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilebilecektir. Gerçekten anılan madde hükmü, çek keşide edilmesi sırasında keşide tarihinin değil de, ileri bir tarihin çeke keşide tarihi olarak yazılmasına olanak tanıdığı gibi, bu şekilde düzenlenilen çeklerin belirtilen bu ileri tarih gelmeden önce, bankaya ibraz edilmesine ve karşılığı varsa ödenmesine izin vermektedir. Mehaz kanunda “ödenebilir” (payable, zahlbar), şeklinde kaleme alındığı hâlde, bizim Ticaret Kanunumuzda bu durum “ödenir” şeklinde ifade edilmiştir. Kanunda belirtilen şekilde ifade edilmiş olmasına karşın, genel görüş, “ödenir” kelimesinin ne zorunluluk ne de bankanın inisiyatifine bırakmayı ifade ettiği yönündedir.(10) Bundan anlaşılması gereken, keşide tarihinin gelmemiş olmasının, ödemeye engel teşkil etmediğidir.(11)
a. Karşılaştırmalı hukuktaki durum
Karşılaştırmalı hukuktaki uygulamalara göz attığımızda, Fransız mahkemesi, 1945 yılında vermiş olduğu bir kararında, keşide tarihinden önce ödemeye ibraz edilip de, karşılıksız çıkan ileri keşide tarihli çek hakkında, karşılıksız çek yaptırımlarını uygulamamış, keşideciyi sadece açık kalan tutarın binde altısı oranında bir cezaya mahkûm.(12)
Almanya uygulamasında ise, keşide tarihinden önce ibraz edilen çeklerin karşılığı varsa ödenmekte, yoksa hiçbir işleme tâbi tutulmadan senet hamile iade edilmektedir.(13) Hamil müracaat hakkını kullanamamaktadır.(14)
İngiltere’de Bills of Exchange Act (1882)’in 13/2 nci maddesi, ileri tarihli çeki geçerli saymakla birlikte, doktrin ve mahkeme kararlarında, bu çekin üzerindeki tarihten önceki durumunun açık olmadığı belirtilmiştir. Söz konusu çekler, keşide tarihine kadar ödenmesi mümkün olmayan bir bonoya benzetilmekte ve ileri keşide tarihli bir çeki dikkatsizlik sonucu ödeyen bankacının, hesap sahibini borçlandıramayacağı, çünkü bankanın bu hususta yetkisinin bulunmadığı, ödenmesi durumunda da bunu kendi sorumluluğu altında yapmış olacağı vurgulanmaktadır.(15)
Amerika’da, sonraki tarihli çek, ancak o tarihten sonra ödeme için ibraz edilebilmektedir. Uygulamada daha önce ibraz edilen çekleri, muhatap, ibraz edileceği tarihe kadar hamil hesabına saklamaktadır.(16)
b. Hukukumuzdaki durum
Türkiye’de ise, ileri keşide tarihli çeklerin keşide tarihinden önce ibraz edilmesi durumunda, TTK’nın 707/2 nci maddesi, hükmün amacını aşar şekilde yorumlanarak, söz konusu çekin karşılığının bulunması durumunda. Gördüğünüz gibi muasır medeniyette vadeli çek yok.

www.pressturk.com


http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes