cek mağduru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cek mağduru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

"Yeni çek yasası olumlu ama eksik noktalar var"


Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği (KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç, Yeni Çek Kanunu Tasarısı'nı eksiklikleri bulunmasına karşın olumlu karşıladıklarını belirterek, "Verilen çekler, kupon şeklinde yani üzerine miktarlar yazılı olmalı. bir nevi hediye çeki şeklinde ve kredi kartı gibi banka güvencesi altında olmalı" dedi. Özgenç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yeni Çek Kanunu Tasarısı'nın, TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşüldüğünü anımsattı. Tasarıya göre, tarafların anlaşması halinde karşılıksız çek verme suçundan mahkum olanların cezasının infazının ertelenebileceğini veya durdurulabileceğini belirterek Özgenç, "Tasarı yasalaşırsa 2 bin 172 kişi tahliye olacak. Çekten hapis yatanlar borçlu olduğu kişilerle anlaşarak 1 Nisana kadar ilgili makamlara ilettikleri takdirde herhangi bir sorun kalmayacak" dedi. Taraflar arasında anlaşma olmaz ise iki yıl içerisinde ödemesi için ceza infazının ertelenmesinin tanınacağını belirten Özgenç, "iki yıl içerisinde borç yine ödenmediği takdirde borçlu tekrar cezasını çekmek üzere hapse girecek" şeklinde düzenlenen yasa tasarısı, olumlu olmakla birlikte birkaç noksan tarafının da göz önüne alınması gerektiğini bildirdi. Çeki veren bankaların "taraf" olması gerektiği üzerinde duran Özgenç, şöyle konuştu:
"Çünkü çeki düzenleyen ve kullanıma sunan banka, çeki alıp keşide eden borçlu ve diğer tarafta çek karşılığında mal veya hizmet verenler. Yani üçlü sacayağı var. Biri olmadan diğerinin bir fonksiyonu olmaz. Dolayısıyla banka sunmuş olduğu hizmetten sorumlu olmalı. 18 yaşın altındaki kişiye sigara satan büfeye sorumluluk yükleniyorsa, aldığı çek ile piyasayı dolandıranlara bu imkanı sunan bankada birinci derece sorumlu olmalı. Çeki ödeyemediği için soruşturma ve kovuşturma gören ve hapse düşenler mağdur oluyor. Diğer taraftan aldığı çek karşılığında mal verenler çekin karşılıksız çıkması karşısında zor durumda kalarak mağdur oluyorlar. Ama tüm bunlara aracı olan bankaya bir şey olmuyor. Bu böyle olmamalı nasıl ki banka kredi kartı verirken araştırıyor, soruşturuyor ona göre davranıyorsa çek koçanı da verirken aynı istihbarat bilgiler ile çek koçanı vermeli. Bütün bu dengeler iyi gözetilmeli ve yasa adil bir şekilde yapılmalı."
Çeklerin işletmenin ölçeğine göre 4-5 farklı kategoriye ayrılması gerektiğini ifade eden Özgenç, şunları söyledi:
"Bankalarında çek yaprağı karşılığında ödemek zorunda kaldığı miktarlar grubuna göre olmalı. Yani overlokçu ile tekstil sanayicisine aynı çek koçanı verilmemeli. Mikro ölçekli işletmeye verdiği çek yaprağı başına yükümlülüğü en az 2 bin lira olmalı. Orta ölçekli işletmeye verdiği çekin yükümlülüğü 10 misli fazla olmalı ki bir değer taşısın. Ayrıca KOBİDER olarak bir diğer önerimiz ise verilen çeklerin kupon şeklinde yani üzerine miktarlar yazılı olmalı. Bir nevi hediye çeki şeklinde ve kredi kartı gibi banka güvencesi altında olmalı. Çek kullanmanın senetten bir farkı olmalı aksi halde senedin ebadı küçültülerek eskisi gibi piyasalarda geçerliliği sağlanmalı."
Çekte hürriyeti bağlayıcı ceza olmasının, çözüm olmayacağını savunan Özgenç, borcundan dolayı hapse düşen kişinin kendi işi ve düzeni bozulacağı gibi ödemelerini de yapamayacağını söyledi. Art niyetli olmayan, sicili temiz bir şekilde düştüğü zor durumdan dolayı kestiği çeki ödeyemeyen esnafın yerinin hapishane olmaması gerektiğini belirten Özgenç, "Tabii ki önlemler alınmalı. Malı satan esnafta korunmalı ki ekonomik gidişat iyi olabilsin. Aksi bir durumda daha çok mağduriyetlere yol açılabilir" dedi.
 
Anadolu Ajansı 

Dikkat! "Çek"te tahliye şartı 2 yıl


Çek Yasası tahliye imkanı getirdi. Fakat anlaşma şartı var. Anlaşma olmazsa süre 2 yıl. İşte, yasanın detayları.

Önceki gün Adalet Komisyonu'nda kabul edilen çek yasası, hapishanelerde bulunan 2 bin 172 mahkuma tahliye imkanı getirecek. Fakat bu şartlı tahliye, tamamen alacaklı ile borçlu arasında yapılacak anlaşma ve borcun 2 yıl içinde ödenmesi ile mümkün olacak.

6 soruda yasa
1- Şuanda mahkum olanlar çıkabilecek mi? Borçlusu ile anlaşması gerekecek. Borçlusu ile belli vade ile anlaşan hapisten kurtulacak.

2- Hakkında soruşturma olanlar ne yapacak? Hakkında bir kovuşturma olanlar da aynı şekilde alacaklıları ile anlaşırlar ise kurtulacak. Savcılık peşlerini bırakacak. Borçlarını ödemezlerse kovuşturma sürecek.

3- Anlaşmayanlar ne olacak? 1 Nisan 2010 tarihe kadar anlaşma olmazsa da cezaevinde bulunanlar dışarı çıkacak; soruşturma kesilecek. Bu kişiler 2 yılda borcunu ödemezlerse cezaevine dönecek.

4- Vadede sınır olacak mı? Taraflar isterlerse 10 yıllık bir vade yapabilecek. Karşılıksız çek veren ödemeleri aksattığı takdirde ise mahkemeler tekrar başlayacak.

5- Ayrıca para cezası da var mı? Karşılıksız çek veren kişi hakkında hamilin şikayeti üzerine her çekle ilgili bin 500 lira para cezası verilecek.

6- Beraat edenler çek kullanacak mı? Karşılıksız çekle ilgili hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen ya da mahkemede beraat eden kişiler hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kaldırılacak.

87 bin dosya 1 milyon dava
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Tetkik Hakimi Birsen Elmas, Yargıtay gündeminde toplam 87 bin adet çek dosyasının bulunduğunu bildirdi. Düzenlemeden Yargıtay'daki dosyalar da etkilenecek. Tarafların anlaşması beklenecek. Anlaşma sağlanamaması ya da 2 yıl içinde ödeme yapılmaması halinde bu dosyalar ile ilgili işlemler yeniden başlayacak. Soruşturması devam eden ya da mahkeme aşamasında 1 milyona yakın dava olduğu belirtiliyor. Düzenlemeden bunların da yararlanması öngörülüyor. 
 
Takvim
 

"Çek"te ceza ertelemesi bugün görüşülecek



Adalet Bakanı Sadullah Ergin, karşılıksız çek suçunda hapis
cezasının orta vadede kaldırılacağını belirterek, başka düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Eylül ayı itibarıyla bankaların 37 milyon 95 bin yaprak çek verdiğini ifade eden Ergin, “2 bin 172 kişi karşılıksız çek vermek suçundan kesinleşmiş cezasını çekmek için cezaevinde yatıyor” dedi.
Çek Kanun Tasarısı, Adalet Komisyonu’nda görüşülüyor. Tasarıya, “Tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazının ertelenmesi” düzenlemesi bugün verilecek bir önergeyle eklenecek. Tasarının komisyonda kabul edilen ilk maddeleri şu düzenlemeleri içeriyor:
-  Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
-  Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak.
-  Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Banka, karşılığını bulunmaması halinde, çek bedeli 1000 lira veya üzerinde ise 1000 lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek


Milliyet 

Tarihinden önce ibraz edilen çek karşılıksız çıkarsa ceza yok! 

 TBMM Adalet Komisyonunda ele alınan Çek Yasa Tasarısı'nın 2 maddesi daha kabul edildi.
Tasarının kabul edilen maddelerine göre, bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek.
Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkar olanların ise esnaf ve sanatkar sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklayacak. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili olarak Türkiye'de bir adres bildirmek zorunda olacak.
Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri talebi halinde hamiline verilecek.
Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamayacak.
Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmadığını, kendisi hakkında yasak bulunmadığını bankaya yazılı olarak beyan edecek.
Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri verilmeyecek.
Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılacak. Bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılacak ve hamiline d üzenlenecek çeklerin yapraklarında "hamiline" ibaresi matbu olarak yer alacak.
Karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu bankaya ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenecek.
Çek hesabı, ancak sahibinin veya yasal temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat veya katılım fonu zaman aşımı süresinin dolması üzerine kapatılacak.
"Karşılıksızdır" işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yü kümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılacak.
Banka, karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı ile ilgili olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarı, ancak ibraz eden hamile talep ettiği takdirde ödeyecek. Buna göre, banka, hamile, talep ettiği takdirde süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için; karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin lira veya üzerinde ise bin lira, bu tutarın altındaysa çek bedelini ödeyecek.
Karşılığının kısmen bulunması halindeyse banka, çek bedeli bin lira veya altındaysa, çek bedelini aşmamak koşuluyla kısmi karşılığı bin liraya tamamlayacak bir miktarı; çek bedelinin bin liradan fazla olması halinde çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak bin lira ödemekle yükümlü olacak.
Hamilin talepte bulunması halinde, "karşılıksızdır" işlemi, ç ekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu, bankanın yükümlülüğü çerçevesinde ödediği miktar ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak, bu kişinin tüzel kişi adına bedeli tahsil etmesi halinde bu belirtilmek ve kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılacak. Banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilecek. Hamilin imzalamaktan kaçınması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapılmayacak.
Kısmi ödeme kabul edilmiş olsun veya olmasın, çekin tamamen veya kısmen karşılıksız çıkması halinde, "karşılıksızdır" işlemi yapıldıktan sonra ön ve arka yüzün fotokopisi çekilerek bankada saklanacak ve çek hamile geri verilecek.
Banka; çekin karşılığının hesapta bulunmamasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi, kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi hallerinde çek hamiline, her geçen gün için binde 3 gecikme cezası ödeyecek.
Üzerindeki tarihten önce ibraz edilen çekin karşılığının kısmen veya tamamen ödenmemiş olması halinde, bu çekle ilgili olarak hukuki takip yapılamayacak. İleri tarihli çekle ilgili olarak hukuki takip yapılabilmesi için, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması şart olacak.
Komisyonda çek konusunda tacir, taciri olmayan ve hamiline çek şeklinde ayrımına gidilmesi eleştirildi. CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, Türk Ticaret Kanunu Tasarısında benzeri bir ayrım yapılmadığını belirterek, "Bunda sonra uzun boylulara başka, kısa boylulara başka çek ayrımına kadar gidilecek. Ekonomi bitti, deniz görüldü. Çek, kredi kartı gibi kabul görmüyor. Esnaf çek kabul etmiyor, kredi kartı istiyor. Çünkü banka ödüyor. Çekler tefecilerin eline düştü" dedi.
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, "çekte muteberlik sı ralaması yapıldığını" savunarak, bunun doğru olmadığını söyledi. Dü zenlemeye TESK ve TOBB temsilcileri de karşı çıktı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, konuyla ilgili eleştirilere, çekte ayırım yapılmasının amacının statü farklılığı yaratmak olmadığını belirterek, çeke güveni artırmak ve daha fonksiyonel hale getirilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Ergin, 2008 yılında 23 milyon çekin takasa ibraz edildiğini, bunun rakamsal tutarının 234 milyar lira olduğunu kaydederek, bunun 1,5 milyon adedinin karşılıksız çek olduğunu, tutarının ise yaklaşık 15 milyar lira oldu ğunu söyledi. Ergin, en çok keşide edilen çekleri küçük işletme sahiplerinin işini çevirmek amacıyla kullandığına işaret ederek, yapılacak düzenlemelerin buna zarar vermemesi gereğini vurguladı.
Tasarının görüşmeleri yarın 4. madde üzerinde devam edecek.

AA  

Çekte yeni düzenleme


Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın orta vadede kaldırılmasına karşı olmadıklarını belirterek, ancak bunun için başka düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

TBMM Adalet Komisyonunda, Çek Yasa Tasarısının görüşmelerine başlandı. Alt Komisyon metni üzerinden ele alınan tasarı üzerinde söz alan MHP ve CHP'li alt komisyon üyeleri, Haziran ayında yapılan Alt Komisyon çalışmalarını eleştirdi.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Alt Komisyonunun çalışma yöntemini eleştirerek, ''Alt Komisyon Başkanı ve AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü'nün hukuku bir yana bırakarak tek seçici gibi davrandığını'' savunarak, 'Alt komisyon şeklen çalıştı, sonradan imzalar tamamlandı. Esas olan komisyon iradesi değildi.'' dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın toplantıya niçin gelmediğini soran Öztürk, ''Kendisi bankalarla görüştü, bankalara ne taahhüt verdi? Tasarının sahibi bankalar, holdingler ve sermaye mi? Çekten mağdur olan toplumsal gruplar yok mu? Bizler bu tür bir hukuk dışı davranışların oyuncağı, piyonu olmayız. Böylesine bir kepazelik, rezillik yapılmamıştı. Komisyon başkanı buna izin vermemeliydi'' diye konuştu.

AK Parti'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine Öztürk, tasarıda değişiklik içeren önergelerin Komisyon dışında hazırlandığını ileri sürerek, 'Bu önergelerin sahibi Bankalar Birliği, holdingler mi? Önergeler kapalı kapılar ardından Babacan'ın yönlendirmesiyle mi hazırladı?'' diye sordu.

MHP Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın, alt komisyonda usulüne uygun çalışma yapılmadığını belirterek, ''ancak buna takılmaya gerek yok, soruna nasıl çözüm üretileceğini konuşalım'' görüşünü ifade etti.

Alt Komisyonunun çalışmalarını tamamlamasına rağmen konunun bekletilmesini ''işkence'' olarak tanımlayan Yalçın, krizin teğet geçmediğini, binlerce insanın çekin karşılığını ödeyemediği için cezaevinde bulunduğunu, aynı şekilde alacaklının da mağdur olduğunu kaydetti. Yalçın, tasarının her iki kesimi de rahatlatmayacağını belirterek, konuyla ilgili olarak af beklentisinin olduğunu, bu nedenle kısa bir düzenlemeyle yetinilmesi, ayrıntılı düzenlemenin daha sonra yapılmasını önerdi.

CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe de tasarının çek mağdurlarının yoğun baskısıyla gündeme geldiğini ifade ederek, getirilen cezai yaptırımların karşılıksız çek sayısını azaltmadığını tam tersine artırdığını savundu. Bankaların, ''her önüne gelene çek verdiğini'', kime, hangi koşullarda nasıl çek verileceğine dair düzenleme yapılması halinde sorunun tekrar tekrar yaşanacağını kaydeden Ünlütepe, ''Kredi kartındaki uygulamayı buraya da getirelim. Çeki verenin parasını banka ödesin. Sorunun çıkışı ancak böyle mümkün olur'' dedi.

Ünlütepe, CHP olarak çekle ilgili cezaevinde bulunan tüm mahkumları salıverecek bir düzenleme yapılmasından yana olduklarını bildirdi.

CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ise yapılacak düzenlemenin hem yasal hem de meşru olması gerektiğini savunarak, ''Borçlanmak başlı başına bir suçsa, Türkiye'yi borçlandıran Başbakan'ı da içeriye atmak gerekir'' diye konuştu.

-''ÇEKTE BİR TARAF YOK''-

Milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtlayan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, çekin fonksiyonu itibarıyla ödenmemesi ve karşılıksız çıkması halinde müeyyide uygulanması ilkesinin, 2003 yılında yapılan değişiklikle adli para cezası uygulanması, bunun Ödenmemesi halinde ise hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüşmesi şekline dönüştürüldüğünü belirterek, konuyla ilgili tartışmaların ''çekte hürriyeti bağlayıcı ceza ve vade olayının olup olmaması'' noktasında yapıldığını anlattı.

''Çek mağdurları'' ifadesine işaret eden Ergin, şöyle konuştu:

'Çekte bir taraf yok. Çeki düzenleyen ve kullanıma sunan banka, çeki alıp keşide eden borçlu ve çek karşılığında bir nakdi ödeme yapıp çeki alanlar var. Bu üçlü ilişki sonucunda, piyasada oluşan bir hareket var. Ekonominin dengelerini bir miktar etkileyen mekanizma var. Çeki ödeyemediği için soruşturma ve kovuşturma gören ve hapse düşenler kendileri açısından bir mağduriyet yaşadıkları doğru. Ancak, baktığınız zaman bir mal vererek karşılığında çeki alan kişiyi düşündüğünüzde o da kendi açısından mağdur olduğunu ifade ediyor. Karşılıksız çekten hapis yatanlar 'mağdurum, beni kurtarın' diyor, çek mağduru olarak müracaat ediyorlar. Muhalefet daha çok bu pencereden bakıyor. Diğer taraftan alacaklarını alamadıkları için kendi çarklarını döndüremeyen esnaf, KOBİ, ticari erbaplar da 'ben de alacağımı alamadım, ödemelerimi yapamadım, mağdurum' diyor. Bu çarkın dönmesini engellemeyen bir düzenlemeye ihtiyaç var. Hükümet penceresinden bakıldığında; bütün bu tarafların haklarını, hukukunu aynı pencereden bakarak koruma zaruriyeti var. Ben sadece cezaevinde olanların penceresinden bakarak ya da sadece alacaklının penceresinden bakarak bir düzenleme yapamam. Bütün bu dengeleri gözetmek ve işleyişi bozmadan, geleceğe dönük olarak sistemi rehabilite etme zorunluluğumuz var.''

Çekte hürriyeti bağlayıcı ceza olmaması yönündeki görüşlere işaret eden Ergin, ''Bu görüş düşünce olarak yanlış değil. Ancak, bunun önlemlerini almadan, böyle bir hükmü getirirsek, çok daha mağduriyetlere yol açacak endişesindeyim'' dedi.

-37 MİLYON ÇEK-

Ergin, bankaların Eylül ayı itibarıyla kullanıcılara verdiği çek adedinin 37 milyon 95 bin civarında olduğunu belirterek, ''Bu çeklerin yarısının tedavülde olduğunu düşünsek bile, yaklaşık 19 milyona yakın bir çekin olduğunu gösteriyor. Oysa karşılıksız çek nedeniyle mağduriyete uğradığı söylenenlerin sayısının, genel itibarıyla bu çoğunluk içerisinde ne kadarlık yer işgal ettiğini takdirinize bırakıyorum. Şimdi elbette ki mağdur kesimin sorununu düzeltmeye gayret edelim. Ama 37 milyon çek yaprağının da ekonomiyi ve piyasayı düzenleyici etkisini de gözden kaçırmamalıyız'' dedi.

Çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın orta vadede kaldırılmasına karşı olmadıklarını bildiren Ergin, ancak bunun için alt yapıda ve başka bazı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Bu konudaki çalışmalar hakkında da bilgi veren Ergin, şöyle konuştu:

''Bu çalışmalardan biri risk merkezinin kurulması. Merkez bankası bünyesinde olan risk merkezinin Bankalar Birliğine devredilerek, bunun TOBB kullanıcılarının da yararlanmasına sunacak bir yasal düzenleme yapılması, ayrıca ticari risk sigortasının getirilmesi planlanıyor. Daha sonrasında çek alacak kişinin muhatabının durumunu gördükten sonra bu risk merkezi sayesinde takdiri kendisinde olacak. İster alır, ister almaz. Bununla ilgili bir tasarı halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor. Bu şartlarda orta vadede bu alt yapı çalışmaları bittikten sonra çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılması konusunda bizimde bir sakınca görmediğimizi ifade etmek istiyorum. Beni ziyarete gelen esnaf temsilcileri, çekte hürriyeti bağlayıcı cezanın kaldırılmasına yönelik tartışmaların bile çekin ödenmesi konusunda sıkıntı yarattığını söyledi. Bir geçiş süreci öngörerek, gerekli alt yapı ve düzenlemeleri yaparak biz de hükümet olarak bu düşünceye katılıyoruz.''

Ergin, çek ile ilgili olarak dün itibarıyla cezaevinde bulunanların sayısının 2 bin 172 kişi olduğunu belirtti.

Komisyonda, Çek Yasa Tasarısının birinci maddesi kabul edildi. Tasarının ikinci maddesi üzerinde görüşmeler sürerken toplantıya ara verildi. Görüşmeler, öğleden sonra devam edecek.

Çeke hapis cezası tamamıyla kalkıyor


İş dünyasının önemli problemleri arasında yer alan çek için ekonomi yönetimi reel sektörü rahatlatacak bir adım atıyor. Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülen düzenlemeye göre iki yıl içerisinde borçlarını ödemek için savcılığa müracaat edenler cezaevinden çıkacak.
Borcun ödeme vadesini borçlu ile alacaklı belirleyecek. Çek yaprağına ilişkin garanti miktarında herhangi bir değişikliğin düşünülmediği düzenleme ile küçük esnaf rahatlatılacak. Çalışma, bütçenin ardından Meclis'in öncelikli maddeleri arasında yer alacak. Hapis cezasını ilkel bir kural olarak değerlendiren ekonomi yönetimi ise çek borçlarına yönelik hapis cezasını tamamen kaldırmayı planlıyor. Hükümet, iki yıl içerisinde hapis cezasını tamamen kaldırmak için yasal süreci de önümüzdeki yıl başlatacak.
Komisyonda görüşülen tasarı, hamiline yazılan çekleri de yeniden düzenliyor. Bu çeklerin kayıtdışına sebep olduğu dikkate alınarak, banka veya Merkez Bankası hamiline verilen çekler konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı bilgilendirilecek. Öte yandan Merkez Bankası, BDDK, Sermaye Piyasası Kurulu ve Hazine Müsteşarlığı vadeli çeklerin ticari kâğıda dönüştürülmesi konusunda çalışma yapacak. Geçen yıl 34 milyon 936 bin çek kullanılırken, 2009 Ekim sonu itibarıyla bu rakam 37 milyon 790 bin olarak gerçekleşti. Vadesinde ödenmeyen ve dava konusu yapılan çek sayısı ise yılın ilk on ayında 240 bini buluyor. Çek Kanunu'na muhalefetten mahkum olan ve hapis cezası çekenlerin sayısı ise geçen ay sonu itibarıyla 2 bin 116 kişi. Bu yıl verilen mahkumiyet sayısı ise 60 bini buldu.



Zaman

Çekten dolayı hapiste olanlara müjde

Çekten dolayı hapiste olanlara müjde


Çek Kanunu'ndan yapılacak olan düzenlemeyle çek yüzünden hapiste olan kişilere, borcunu ödemeleri için 2 yıl süreyle af geliyor.

Alınan bilgiye göre, TBMM Adalet Komisyonu'nun gündeminde yer alan Çek Kanunu, 'müjde' niteliğinde önemli düzenlemeleri öngörüyor. Komisyon, karşılıksız çek yüzünden hapis cezasına çarptırılan borçluların cezalarını 2 yıl süreyle ertelenmesi konusunda mutabakat sağladı. Düzenlemenin yasalaşması halinde, hapiste yatan kişiler, savcılığa başvurarak hapisten çıkabilecekler. Bu kişiler ya 2 yıl içerisinde borçlarını ödeyecekler ya da alacaklı kişiyle anlaşarak borçlarını yapılandıracaklar. Karşılıklı anlaşma halinde yine hapis cezası durumu ortadan kalkacak. Kişi, 2 yıl içerisinde borcunu ödeyemezse yine kendisine demir parmaklık yolu görünecek.

Adalet Komisyonu'nun öncelikli gündem maddelerinden biri olan Çek Kanunu'nun yakın bir süreçte TBMM Genel Kurulu'na gelmesi ve ardından da yasalaşması bekleniyor.

Öte yandan, çekte negatif sicil listesinin yanında pozitif sicil liste uygulaması da hayata geçirilecek. Merkez Bankası tarafından tutulan listeler, yeni düzenlemeyle Bankalar Birliği'ne geçecek. Bu sayede, çek alanların, çek sahibinin oluru ile sicili hakkında bilgi alması da mümkün hale gelecek. Yetkililer, bu uygulamayla hapis cezasına da gerek kalmayacağı görüşünde.

MALİ KURAL

Hükümet, uzun vadeli bir ekonomik programı da hayata geçirmeyi planlıyor. 'Mali Kural' olarak bilinen programın her hükümet döneminde sekteye uğratılmaması için yasal düzenleme yapılacak. Bunun için bir Anayasa değişikliği ihtimalinin zor olduğunu düşünen yetkililer, Mali Kural'ın kalıcı olması için vatandaşların buna sahip çıkması gerektiğini belirtiyorlar. Ayrıca Mali Kural ile ilgili yasal altyapının Merkez Bankası'nın bağımsız yapısına benzer bir şekilde olması için çalışılacak.

MyNethaber

Çek mağdurlarını bırakın


Anadol, intihar eden, boşanan çek mağdurlarının bulunduğunu vurguladı. 

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, AKP'ye, ''Piyasayı ceza önlemleriyle düzenlemeye kalkmayın, çek mağdurlarını bir an evvel cezaevinden çıkarın, borçlarını ödesinler'' çağrısında bulundu.

TBMM Adalet Komisyonunun CHP'li üyeleriyle birlikte basın toplantısı düzenleyen Anadol, intihar eden, cezaevlerinde yatan, boşanan çek mağdurlarının bulunduğunu vurguladı.

Anadol, Türkiye'de Ekim 2009 itibariyle 1 milyon 662 bin 781 adet çekin karşılıksız çıktığını belirterek, 2006'da ceza mahkemeleri tarafından verilen 1 milyon 572 bin 930 ceza kararının yüzde 7,22'sine denk gelen 113 bin 642'sinin karşılıksız çekle ilgili olduğunu söyledi.

AKP'nin, krize kadar ekonomiyi çok kötü idare ettiğini ileri süren Anadol, şunları kaydetti:

''İktidarları döneminde, sermayeye el değiştirme çabalarıyla uğraşmış, yeşil sermayeyi yaratma, kendi burjuvasını yaratma çabalarıyla uğraşmış, ülke ekonomisini Cumhuriyet tarihinde en fazla borçlanan bir dönem olarak kapatmıştır. Bu yanlış ekonomik politikadan en fazla zarar gören orta sınıf ticaret erbabı, serbest meslek erbabı, KOBİ'ler olmuştur. Karşılıksız çek olayında AKP iktidarı, cezai önlemlerle düzeni sağlamayı ummuş, fakat ekonomik kurallara ters olan bu davranış büyük patlamalara yol açmış, cezaevlerini karşılıksız çek mağdurlarıyla doldurmaktan başka işe yaramamıştır.''

Kemal Anadol, Adalet Alt Komisyonda çalışmaları tamamlanan düzenlemenin, aradan 6 ay geçmesine rağmen kanunlaştırılamamasını eleştirdi.


-''ESKİDEN BOYUNDURUKLA DOLAŞTIRILIRMIŞ...''-

Hükümetin, ''Ermeni açılımı'', ''Kürt açılımı'' ve ''Kıbrıs açılımı'' gibi konularla kamuoyunu meşgul ettiğini ileri süren Anadol, ''Sayın Başbakan, 7 Aralıkta Amerika'ya gidecek. Obama'ya yeni yıl hediyeleri verecek; bir paket Kürt açılımı, öbür paket Ermeni açılımı, diğer paket Kıbrıs açılımı... Ama o açılım paketlerini tedarik etmekle uğraşırken, cezaevlerini çek mağdurları doldurdu'' diye konuştu.

Anayasanın 38. maddesinde, ''Ceza sorumluluğu şahsidir. Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz'' denildiğine dikkati çeken Anadol, şöyle devam etti:

''Eski antik uygarlıklarda tarih kitaplarında okuyoruz, borçlular, borcunu ödeyemeyince arabaya vurulan öküzler gibi boyundurukla dolaştırılırmış sokaklarda. Herkes onun borcunu ödeyemediğini... Böyle bir teşhir sonucunda, insan haklarına aykırı çok kötü bir muameleyle dolaştırılırmış. Bununla kalmazmış tabi... Ağır hapis cezalarına, işkenceye maruz kalırlarmış. Şimdi sene 2009. Eskiden boyundurukla dolaştırılırmış, şimdi çek mağdurlarını cezaevine atıyoruz.

İktidar partisi milletvekillerine hapishanedekilerin eşlerinden çocuklarından feryat dolu şikayetler gelmiyor mu? Hem liberal ekonomi diyeceksiniz, hem de liberal ekonomiyi ceza kanunlarıyla düzenlemeye kalkışacaksınız. AKP iktidarının tam arabesk görüntüsünü simgeleyen bir örnek.''

-''BANKALARIN SORUMLULUĞU ARTIRILMALI''-

Anadol, Çek Kanununda değişiklik öngören tasarının yarın Komisyonda görüşüleceğini, daha sonra Genel Kurula getirileceğini anımsatarak, ''9 Hazirandan bu tarafa Komisyonda çek yasasını uyutanlar, bir takım büyük sermaye örgütlerinin ve banka lobilerinin etkisiyle, onların isteği doğrultusunda çek yasası getirecekler bu Meclise. CHP, karşılıksız çek eylemi nedeniyle hiçbir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının ceza görmesine ve ceza evlerinde bu eylemin karşılığını çekmesine karşıdır. AKP iktidarı, biran evvel bu sorunu çözmeli, güya takip ettiği liberal ekonomiyi, piyasa kurallarına uygulamalı. Birtakım ceza tedbirleriyle düzenleme yapmayı aklından çıkarmalıdır'' diye konuştu.

Anadol, Yargıtayın Çek Kanunu Tasarısıyla ilgili Meclise gönderdiği görüş ve önerilere de dikkati çekti.

CHP'nin görüşünün de Yargıtayın görüşüyle aynı olduğunu kaydeden Anadol, şunları söyledi:

''İktidara bir çağrıda bulunmak istiyoruz; piyasayı ceza önlemleriyle düzenlemekten vazgeçin. Yeni yıla ulaşmadan, cezaevlerindeki çek mağdurlarını bırakın aileleriyle birlikte olsunlar. Çeki, ticaret kanunundaki bir kurum olarak kabul edin. Çek bir ödeme vasıtasıdır, ceza kanununda yeri yoktur. Bir an evvel bankalar lobisinin ve büyük sermaye örgütlerinin etkisiyle yüce Meclisi meşgul etmeyin. Herkes çek mağdurlarının bir an önce cezaevlerinden çıkmasını bekliyor. Çünkü cezaevinde olan bir kişi borcunu ödeyemez. Siz borcunu ödeyemediği için adamı içeri atıyorsunuz, nasıl ödeyecek? İnsan para kazanamayınca, piyasada işlevini yerine getiremeyince nasıl borcunu ödeyecek? Akla, mantığa her şeye ters. Piyasada bir sürü büyük sermaye örgütü, KOBİ'ler, küçük esnaf batıyor, bankaların karı artıyor. Tek kar eden sektör bankalar. Çünkü bankaların kar etmesi için insafsız vahşi kapitalizmin uygulanması lazım, hukukun bir yana atılması lazım.

Piyasayı ceza önlemleriyle düzenlemeye kalkmayın, çek mağdurlarını bir an evvel cezaevinden çıkarın borçlarını ödesinler. Yeni düzenlemede, çek ile ilgili bankaların sorumluluğu artırılmalıdır.''

Bankaların yaptıkları lobilere ilişkin bir soru üzerine de Anadol, ''Sorumlu Ali Babacan'dır. Bana soracağınız soruları kendisine yöneltirseniz memnun olurum. Sayın Ali Babacan, yıllarca yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili tasarı veya tekliflerin Meclis gündemine gelmesine engel oldu. Petrol lobisiyle de arası çok iyi'' diye konuştu. 

Çek hapsine erteleme


Hükümetin Çek Yasa Tasarısı`nda yapacağı değişiklikle tarafların uzlaşması halinde ceza erteleme yoluna gitmesi, iş dünyasında `Artık malı karşılığında çek alan, yıllarca borcun ödenmesini mi bekleyecek?` tartışmasına neden oldu.
Hükümetin Çek Yasa Tasarısı`nda yapacağı değişiklikle tarafların uzlaşması halinde ceza erteleme yoluna gitmesi, iş dünyasında `Artık malı karşılığında çek alan, yıllarca borcun ödenmesini mi bekleyecek?` tartışmasına neden oldu. Uzun zamandır Çek Yasası`nın çıkmasını bekleyen reel sektör temsilcileri, çek nedeniyle verilen hapis cezalarının kaldırılmasını isterken, ceza ertelemenin borcunu ödemekten kaçan kişiler için `kaçırılmaz bir fırsat` yaratmasına da engel olunmasını istiyor.

Yasa değişikliği, çek suçlarından hapis yatanlar için yeni bir dönemin başlangıcı sayılırken, iş dünyasının tepe noktalarında yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi. AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, önceki gün yaptığı açıklamada, Adalet Komisyonu`nun gündeminde bulunan ve bayramdan sonra çıkartılması hedeflenen Çek Yasa Tasarısı`nda `af mahiyetinde olmayan` bir değişiklik yapacaklarını söyledi. Çek Kanunu`na muhalefetten hapis cezası çeken 2 bin 116 kişi için yapılan düzenlemeye göre, tarafların karşılıklı rızasıyla vadesinde ödenmeyen borcun belirli vadelerde ödenmesi konusunda anlaşması halinde yürütülen kovuşturma, soruşturma ve cezanın infazı ertelenecek. Anlaşma sağlanamaması halinde ise yasa ile borçluya belli bir sürede borcunu ödeme imkânı verilecek. Borcun ödenmemesi halinde borçlu yeniden cezaevine girecek.

Top Ali Babacan`da

İş dünyasının önde gelen isimleri ise, hükümetin bu manevrasının `popülist` bir yaklaşım olduğuna ve hapis cezası ertelemenin ticaret hayata ciddi zarar verebileceğine dair kaygılarını dillendirmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, iş dünyasının bu kaygılarını haklı bulan Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da, Adalet Komisyonu`nda görüşülen yasa tasarısında değişiklik yapılması için harekete geçti. Daha önce çek nedeni ile hapis yatılmasını doğru bulmadığını açıklayan Babacan`ın, ekonomi dünyasının taleplerini tasarıya yansıtmak için çalışacağı belirtiliyor.

Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği ve Dalgakıran Kompresör Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, bir sefere mahsus olarak `ceza ertelemesi` uygulaması yapılabileceğini belirterek, `Ancak bu ticari hayatımızdaki sorunlara çözüm getirecek bir uygulama değil. Bizim yasalarımızda iyi niyetli olanlar cezalandırılıyor, kötü niyetlilere ise müdahale edemiyorsunuz. Ekonomik krizden dolayı zor duruma düşmüş ve çekini ödeyememiş insanlara bir şans tanınması doğru. Ama bunu bilinçli olarak yapanlara karşı yapılabilecek bir şey yok` diye konuştu. Devletin söz konusu kendi alacakları olduğu zaman şahin kesildiğini ifade eden Dalgakıran, `Bu uygulama ile malı satanın alacağı neredeyse 4 yıl gecikebilecek hale geliyor. Şirketlerin de mal satarken güvenilir olanlara yönelmesi gerekiyor. Aşırı rekabetten dolayı bazı firmalar ciddi riskler alarak mal satıyor. Bu da ticari rekabeti zedeliyor` dedi.


Bankalar müşteriyi iyi seçmeli

Mevcut durumda çeki verenin de alanın da mağdur durumda olduğunu vurgulayan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Derneği(KOBİDER) Genel Başkanı Nurettin Özgenç de `Elbette art niyetli hareket edenler vardır ve bunlar bir şekilde tespit edilip cezalandırılsın. Fakat hapis cezası sorunu çözmez. Bankalar, çek verirken bakkalla grosmarketi aynı kefeye koymamalı. Nasıl kredi kartı limitini verirken birine 1000 TL, birine 10 bin TL veriyor, çek konusunda da böyle olmalı` dedi. Özgenç, birçok KOBİ`nin kriz döneminde zor duruma düşüp çek borçlarını ödeyemediğini hatırlatarak, `Bu insanlarımızın borcunu ödemesine fırsat verilmelidir. İnsanları hapse doldurmanın bir anlamı yok` şeklide konuştu.

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu(TUSKON) Başkanı Rıza Nur Meral ise Çek Yasası`nı desteklediklerini vurgulayarak, `Dürüst, borcuna sadık tüccarla, kötü niyetli tüccarın farkının olması lazım. Olağan dışı bir dönemden geçerken, bu tür uygulamaların yararlı olacağını düşünüyorum. Çek, Türkiye`de çok önemli bir ticari enstrüman. Tedbirli tüccar da bundan sonra borçlusu iyi tahlil etmeli` değerlendirmesinde bulundu.


Çek mağdurları tasarıya karşı

Öte yandan, çek mağdurları da yasa değişikliğinin sorunların çözümüne katkı sunmayacağını düşünüyor. Çek nedeni ile hapis cezası yatanların yakınları tarafından kurulan www.cekmagdurları.com sitesinin kurucusu Emre Birsel, `Türkiye`de herkesin borcu var. Borcu olmayan kimseyi bulamazsınız. Ama neden sadece çek borcu olana hapis cezası uygulanıyor, anlamak mümkün değil` dedi. Hükümetin 1,5 yıldır Çek Yasası`nı çıkarmaya uğraştığını hatırlatan Birsel, `Artık kimseye güvenimiz kalmadı. Erteleme kararı ile insanların ağzına bir parmak bal çalıyorlar. Bu insanlar her şeyini kaybedip, hapse girdi. İki yıllık bir sürede tüm işlerini toparlayıp, borcunu ödemesi mümkün mü? Biz borç ödenmesine değil, borcun hapisle cezalandırılmasına karşıyız` diye konuştu.


Refersans

Erteleme çözüm değildir !

Erteleme çözüm değildir!



Karşılıksız çek cezalarını “erteleme” yahut “şartlı salıverme”, mevcut problemi “halı altına süpürmek”ten ibarettir.
Açık bir hukuka aykırılık mevcutken, bunu görmezden gelip, sadece haklı tepkileri susturmak üzere düşünülmüş geçici ve hukuka aykırı bir çözümdür.
Hukuki bir problem, ekonomik gerekçelerle çözümsüz bırakılamaz!
Çeke güvenin sağlanmasının bedeli, insanların hürriyetinin bağlanması olamaz!
Bir veya iki yıl içinde hapse sebep olan borcun ödenmesi karşılığında sağlanacak olan şartlı salıverme, zaten zor durumda olan, işi, düzeni, şahsi/ailevi hayatı hasar görmüş, bunun üstüne de hürriyeti elinden alınmış ve hürriyeti karşılığında neredeyse önüne uzatılan her maddeye imza atacak hale gelmiş borçluyu, alacaklı karşısında mevcut durumundan daha mağdur bir duruma sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu durumdaki borçlunun, alacaklının dikte ettireceği şartları kabullenmekten başka bir şansı yahut pazarlık gücü var mıdır?
Karşılıksız çeke hapis cezasının devamını isteyenler kimlerdir?
Sözü dolaştırmadan ve adını koyarak teşhir ediyoruz: İlk grup, rasyonel projelerin ve ekonomik performansın kredilendirilmesini beceremeyen , bu konuda yeterli bilgi birikimine sahip olmayan ve proje değerlendirmesi yapma zahmetine katlanmayan “BANKALAR”dır. Proje ve performans değerlendirmesi yapmaktan aciz bankalar, yıllardır sadece gayrimenkulleri kredilendirmekte, ticari kredi verdikleri müşterilerden (yasal olmamasına rağmen) ek teminat olarak vadeli çek almaktadırlar. Arkasında hapis cezası olan bir ticari enstrumandan daha güçlü teminat olabilir mi?
“Çek”in ihdas edilme amacına aykırı olan “vadeli çek” uygulamasını destekleyen sadece bankalar değildir. Diğer grup, hayat damarları “vadeli çek”ten ibaret ve varoluş gerekçeleri karşılıksız çeke hapis cezası uygulaması olan “FACTORING ŞİRKETLERİ”dir. Kanunla tayin edilmiş prosedürlere aykırı olarak, faturalı alacakların temlik edilmesi karşılığında finansman ve tahsilat hizmeti sunmak yerine, vadeli çek karşılığında “tefecilik” yapan factoring şirketleri, karşılıksız çeke hapis cezası kalktığında ya gerçek fonksiyonlarını icra edecek yahut finans piyasasından silineceklerdir. Kolay yoldan para kazanmaya alışmış ve sistemini “sömürü” esasına göre kurmuş olanların gerçek fonksiyonlarını icra etmeye asla niyetli olmadıklarını tahmin etmek zor olmasa gerek! O halde ne yapıp edip, varlık sebepleri olan karşılıksız çeke hapis cezasının devam etmesini sağlamaları gerekiyor.
Biz, yasama organına “yüce” sıfatını layık gören bir milletin fertleri olarak, o “YÜCE MECLİS”in herhangi bir üyesinin bu haksız ve hakkaniyetsiz talepleri dikkate aldığına inanmak istemiyoruz.
İleri sürülen “ekonomik gerekçe” yanlıştır!
Şayet iç hukuku ve uluslararası sözleşmeleri bir tarafa bırakıp “ekonomik gerekçe” konuşulacaksa, gelin meselenin can damarını sorgulayalım:
Türkiye, küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansmanın oldukça kıt olduğu bir ülkedir. Şahsi kabiliyetleri ve girişimciliği en büyük sermayesi olan “esnaf” ve “KOBİ” statüsündeki işletme sahiplerine, kabiliyetlerini ve girişimci performanslarını kredilendirebilecek bir finansal/ekonomik yapı kurmak yerine, karşılıksız çıkan çeki sebebiyle hapishanenin yolunu göstermek, ekonominin gerçek mimarlarını aslanların önüne atmak değil midir? Yıllardır karşılıksız çek sebebiyle hapis yatan, kaçak dolaşanlar, çoğu “üretici” statüsünde, esnaf ve KOBİ ölçeğindeki işletme sahipleridir.
Şimdi, akıl ve vicdan sahibi herkesi yeniden bir muhasebe yapmaya davet ediyoruz. “Çeke olan güven azalırsa piyasalar bundan etkilenir” tezini savunanlara soruyoruz: “Piyasalar”dan kasıt sadece bankalar ve factoring firmaları mıdır? Şayet değilse -ki değil- piyasanın gerçek aktörlerine, esnafa, KOBİ sahiplerine, daha büyük ölçekte iş yapanlara sorulsun : ”Karşılıksız çeke hapis cezası olsun mu olmasın mı?” Mesele bu kadar basittir.. Bağımsız araştırma şirketleri böyle bir anketi başarıyla uygulayabilirler. Bakalım etkileneceği varsayılan piyasanın aktörleri ne diyecekler. Öyle ya, şayet çek mal ve hizmet piyasasında elden ele dolaşıyor ve ödeme aracı olarak fonksiyon icra ediyorsa hem müşterisinden çek alan hem de tedarikçisine çek veren, kısacası çekin gerçek taraflarına soralım bu soruyu! Sakın birileri bütün aktörlerin yerine yanlış varsayımlarda bulunuyor olmasın? Çeke güvenin yolu sadece arkasındaki hapis tehdidi ise, cezayı müebbete çıkardığınızda , çeki “hazine bonosu” statüsüne mi kavuşturmuş olacaksınız?
Sonuç olarak, şayet üstün olan hukuksa, hukukun gereği yerine getirilmeli ve karşılıksız çek hapsi, ceza hukukumuzdan tamamen silinmelidir. Hukuk bir kenarda dursun, ekonominin gereklerine bakalım deniyorsa, “çek”in bütün muhataplarının fikri alınmalı, yanlış varsayımlardan vazgeçilmelidir.

                                                                                                          
ANKARA HUKUKLU

Çekini ödemeyene hapis doğru değil


Çekini ödemeyene hapis doğru değil

Devlet Bakanı Babacan, esnafın çekini ödemediği için hapse atılmasına karşı olduğunu belirterek, 'Bu uygulama sadece Türkiye'de var' dedi



Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çekin piyasanın ekonomik faaliyeti açısından faydalı bir enstrüman olduğunu belirterek, çekini ödemeyene hapis cezası verilmesinin Türkiye'ye özgü bir uygulama olduğunun altını çizdi. Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çekini ödemeyenin hapse atılması uygulaması sadece Türkiye'de var. ABD'de vergi borcu nedeniyle yargılanabiliyor. Başka yok. Ama çek ödemedin diye hapis cezası olmaz. Uluslararası hukuk sistemi bunu kaldırmaz. Çeki alanın dikkat etmesi lazım." Çek yasasıyla ilgili düzenlemenin sadece hukukçuların bakış açısına göre oluşturulduğunu, yasanın ticari perspektifini eksik bulduğunu belirten Bakan Babacan, "Çekle alakalı insanların kredi geçmişini tutan ve bankalar istediği zaman veren şirketlerin olması lazım. Çünkü sicil affı fiilen uygulama bulamıyor. Çekin yaptırımı, insanın ticari kredibilitesini, kredi sicilini bozan bir sistem olmalı. Bir ya da birkaç kredi izleme merkezi kurulabilir. Çeki alan dikkat edecek. ”

ABDÜLKADİR SELVİ
ANKARA
Alıntı
http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/

Karşılıksız çeke hapis ve mağdurlar edebiyatı


Karşılıksız çeke hapis ve mağdurlar edebiyatı


Rivayet muhtelif, karşılıksız çekten hapiste 1500 kişi olduğunu da 2 bin kişi olduğunu da söyleyenler var.
Hapistekilerden çok daha fazlası da bir yolunu bulduklarından içimizde dolaşırlarken onların hapse girme becerisini nasıl gösterdiklerini merak etmiyor değilim hani!
Öyle ya!
Mevcut yasalarla ve mevcut hukuk düzenimizle karşılıksız çekten hapse girmek hayli beceri gerektiriyor olmalı.
Ocak-Ekim 2009 döneminde 1.6 milyona yakın karşılıksız çek Merkez Bankası listesinde yer almış ve bu rakam giderek artıyor. Yaklaşık 55 bin kişi çek hesabı açma yasağı ile mahkemelereverilmiş.Bir kısmı muhtemelen hapis cezası alacak. 2007 yılında 158 bin 632 dava açılmış, 104 bini mahkûmiyetle sonuçlanmış. Son 10 yılda bu suçtan 15.7 milyon kişi Merkez Bankası kara listesine girmiş. Bir başka ifade ile nüfusun yüzde 22'si çek özürlü. Çocukları, yaşlıları ve iş hayatında olmayanları çıkarırsak iş hayatı nüfusunun yüzde 70'inden fazlasında çek problemi olmalı. Bir hâkime günde ortalama 30 çek davasının düştüğü ve bir çek davasının yine ortalama 2 yıl sürdüğü bir ortamda bu soruna adalet aranıyor olması da ayrı bir konu.
Rakamlar böyleyse ve dahi doğruysa hapisteki 1500 veya 2 bin kişi sayısı hayli az görünüyor.
Demek ki, yasalar yetersiz, hukuk gerektiği gibi işlemiyor, hapis cezası da caydırıcı olmuyor.
Adı, "Yeni Türk Ticaret Kanunu" olacak kanun (TTK) 4 yıldır TBMM'de görüşülmekten eskidi bile.
Türkiye için hayati önemdeki yasalar, bazen görüşülerek bazen atlatılarak bazen de gece baskını ile bir çırpıda yasalaşırken TTK üzerine ne tür hesaplar yapılıyorsa yasalaşması uzadıkça uzuyor.
Bu yasa içerisinde tabii çek yasası da karşılıksız çekten hapis yatanların durumları da görüşülüyor.
Görüşmeler uzadıkça onların durumları da netleşemiyor, alacaklılarının durumları da.
Bu suçtan hapse düşen iki tip mağdur (!) var.
Daha doğrusu birincisi mağdur falan değil, bal gibi suçlu.
Onun işi dolandırıcılık.
Yani nitelikli suç denilen tipten.
Organize bir şekilde, üçkâğıt işine soyunmuş, çapmış, çırpmış, yakayı ele vermiş, içeri girmiş.
Diğer tipin durumu hayli karışık.
O biraz sistemin bozukluğundan, biraz da kendi hatasından önce mağdur olmuş, sonra suçlu konumuna düşmüş.
Ya, onun da çekini ödememişler, o da çekten gelecek paraya güvenerek kendi çekini yazmış, beklediği çek ödenmeyince onun da çeki karşılıksız çıkmış.
Ya, bankalar aniden kredisini kesmişler, o da çekini ödeyememiş, suçlu duruma düşmüş.
Ya da işletmesini gerektiği gibi yönetememiş batmış.
Onlar da içerde, onlar da mapus damında.
Dolandırıcılar, üçkâğıtçılarla beraber aynı koğuşta, aynı muameleyi görüyorlar, aynı avluda volta atıyorlar, yan yana veya alt üst ranzalarda yatıyorlar, aynı karavanaya kaşık çalıyorlar.
Hoş bir durum değil tabii.
Dediğim gibi TTK 4 yıldır Meclis'te görüşülüyor.
TTK ile beraber son 2 yıldır "karşılıksız çekte hapis cezası olsun mu, olmasın mı" konusu da tartışılıyor ve ilginç görüşler ileri sürülüyor.
"Hapis cezasını kaldıralım, para cezası verelim" diyenler çıkıyor ortaya.
"Eee kardeşim adam zaten parasızlıktan çekini ödeyememiş, para cezasını nasıl ödeyecek" diye soran olmuyor.
"Bankalara daha çok sorumluluk verelim" düşüncesi ağır basıyor.
Banka lobileri bu düşünceye direniyorlar. Her çek yaprağından sorumlu oldukları 475 liranın 1000 liraya çıkarılmasına da karşı çıkıyorlar. Oysa çeki veren bankalar. Doğal olarak ilk sorumluluk da onların olmalı. Dahası,her çek yaprağındaki maddi sorumlulukları daha da yükseltirlerken karşılıksız çekten de masraf almamalı veo masrafı bu fondan karşılamalıdırlar.
"Çeki veren banka yetkilileri de hapis cezası ile cezalandırılmalıdır" deniliyor.
Bu görüş çok doğru bir görüş. Ancak bankalarca prensipte kabul edilse de süresi üzerinde pazarlık yapılıyor. İşte bu yanlış. Yanlış çünkü bankalar sorumluluk duymazlarsa karşılıksız çek asla önlenemez. Konu bu kadar açık ve netken pazarlık ne manadır?
"Modern hukukta böyle bir ceza yok" iddiasında olanlar var.
Modern ülke örneği gösterilirken o ülkelerdeki çek yasasının yasada yazıldığı gibi uygulandığından, ancak bizde tamamen dejenere edilerek kendimize özgü bir hale getirildiğinden ve sorunların bu nedenle arttığından kimse bahsetmiyor.
"Piyasalar bozulur" denilerek konu sulandırılıyor.
Böyle bir sav ileri sürülürken son 30 yıl içerisinde çek yasasının nasıl içine edildiği, her siyasi iktidarın popülizm uğruna o yasayı nasıl delip işlerine geldiği gibi kullanılmasına göz yumdukları hiç konu edilmiyor nedense. 3167 sayılı Çek Yasası'nın ibrazından ödenir niteliğinin kaybedilip, üzerine konulan vadelerle bir kredi vasıtasına dönüştürülerek kuşa çevrilemesi sonucunda piyasalar zaten bozulmuş durumda. Her gün konuştuğumuz, "çekte hapis-çek mağdurları-para cezası-modern hukuka karşı- piyasalar bozulur" gibi konular piyasaların bu bozuk düzeninin sonuçları değil mi?
Biraz da "çek mağdurları" ifadesi üzerine konuşalım.
"Mağdur" kelimesi çok ilginçtir çekini ödemeyenler için kullanılıyor.
Peki çekini ödemeyen mağdur ise çek alacağını alamayan nedir o zaman?
Sebebi ne olursa olsun ortada ödenmeyen bir çek varsa, öte yanda da o çeki tahsil edemediğinden kendi çekini, senedini veya diğer ödemelerini yapamayan eşit sayıda alacaklılar da olacaktır doğal olarak.
Asıl mağdurlar onlar değil midir?
Onların haklarını kim, nasıl ve ne şekilde koruyacaktır?
"Hukuk herkes içindir, gün gelir lazım olur" diyenlerden geçilmiyor da!
"Yeni Türk Ticaret Kanunu" neden 4 yıldır TBMM'de süründürülüyor" diye soran yok.
Tuhaf değil mi bu?

12.11.2009
Şevket Sürek

11 kasım Çarşamba çek ile ilgili meclis tutanakları


11 kasım 2009 çarşamba günü TBMM de borçlar kanunu görüşmelerinde çek mağdurları hakkında ki görüşler ve Adalet bakanı Sn  Sadullah Ergin'in cevabı....





RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur)
 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önergeyle dilin sadeleştirilmesini talep ediyoruz.

Kabul edeceğinizi zannediyorum.

Değerli arkadaşlarım, Borçlar Kanunu'nu görüşüyoruz. Geçen gün sizlerle çek mağdurlarıyla ilgili gelen mesajları paylaşmıştım. Bunu duyan Konya'dan bir vatandaşımız bir mektup yazmış. O mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:

"Muhterem Vekilim, en içten saygılarımı arz ederim. Oğlum bir arkadaşıyla panjur imal eder, Türkiye'nin dört bir tarafına pazarlardı. Pazar paylaşımı yüzünden daha dişli rakip firmaların ayak oyunuyla battılar. Büyük balık küçük balığı yuttu. Oğlum ve şirketi iflas etti. Çeklerini ödeyemedi. On üç aydır günlüğü 100 lira karşılığında hapishanede yatıyor. Sanki borcundan eksilme olacak gibi.

Yetmiş bir yaşındayım. Emekli ilkokul öğretmeniyim. Kurtarabilir miyim ümidiyle, iki evim vardı, ikisini de sattım, kurtaramadım. Kalbim kan ağlıyor. Düşenin dostu da olmazmış. Meclisteki düşenden yana konuşmanız, biraz olsa da, yangına su serpti. Allah razı olsun, bin kere. Demek ki düşküne sahip çıkan iyi insanlar da varmış.

Tekrar tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Emekli ilkokul öğretmeni

Seyit Gazi Dündar

Meram-Konya."

Değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarını paylaştık. Duyarlı iktidar milletvekillerinin yarısı burada. Sizleri kutluyorum. Teşekkür ederim, gecenin bu vaktinde buradasınız. Gerçekten takdire şayan ama bu sorunları çözmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım, çek mağdurlarının sorunlarını.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bu ülkede Hükûmet yetkililerinin, bakanların, vekillerin çocukları bu kriz ortamında mağdur olmuşlar mıdır? Bir tartalım hep beraber.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Fırsata dönüştürdüler.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) - Ama icra takibinde olanları var mıdır? İşini kaybeden var mıdır? Bu ülkede, değerli arkadaşlarım, kırk yıl, elli yıl çalışan düzgün şirketler vardı. Bunlar şu anda iflas ediyor, batıyor, cinnet geçiriyor, intihar ediyor. Böyle bir durum sizlerin camiasında var mıdır, merak ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, zalim oldunuz, zulüm yapıyorsunuz, ah alıyorsunuz. Ben size şu dörtlüğü hatırlatmak isterim:

"Zalimin zulmünü bir ah keser, mani rızk olanın rızkını Allah keser."

Takdirlerinize sunuyorum.




MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 321 sayılı Borçlar Kanunu Tasarısı'nın 53'üncü maddesinde istediğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değişiklik teklifimiz, verilen önergemizde belirtilmiştir. Çok değerli arkadaşlar, bu Hükûmetin Türkiye'nin sorunlarının çözümüne yönelik bir kaygısı bulunmamaktadır, göz boyamaya yönelik, günü kur-tarma kabilinden yapılan icraatlarda duvara toslamıştır. Bakın, Merkez Bankası tarafından bankalara duyu-rulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,9 arta-rak 1 milyon 662 bin 781'e çıkmıştır. Bu rakamlar, bize her üç çekten bir tanesinin karşılıksız çıktığını göstermektedir.

Bugün, birçok esnaf battığı için çeklerini ödeyememiş, hapishaneler çek mağdurları yüzünden dol-muştur. Bu çek mağdurlarının büyük bir bölümü küçük ve orta esnaftır. Şimdi, bu Hükûmetin günü kurtar-maktan başka bir kaygısı bulunsaydı, yedi yıllık iktidarları boyunca en basitinden vatandaşlarımızın aşının ve işinin artması gerekirdi.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) 
 - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 58'inci maddede verilen değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

58'inci maddenin değişiklik önergesine ilişkin gerekçelerimize çok ayrıntılı bir şekilde önergemizde yer verilmiştir, merak eden arkadaşlarımız okuyabilirler. Burada esas olarak borçlar hukuku kurumuna daha henüz girmemiş, tam oturmamış "kişilik hakkının zedelenmesi" tanımının Borçlar Kanunu'na girmiş olması nedeniyle bunun değiştirilmesini önerdik, daha ziyade "kişilik hakkının saldırıya uğraması" tanımının daha doğru olduğunu söyledik. Bu konuda zaten 56'ncı maddedeki değişiklik önergesi ayrıntılıdır.

Ben bu vesileyle hemen şunu belirtmek istiyorum: Tabii Meclis Başkanımız izin verirlerse, çekle ilgili de düşüncelerimizi söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, hukuksuzluğun kural hâline geldiği bir ülkede hukuku inşa etme görevinin başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli görevi olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız lazım. Çünkü, millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek organ Türkiye Büyük Millet Meclisiyse eğer, bu ülkede de hukuksuzluklar kural hâline gelmişse, buna öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi karşı çıkacak ve dolayısıyla da Türkiye Büyük Millet Meclisinin her üyesi buna karşı çıkmak durumundadır. Bundan rahatsız olmamak gerekir. Aksine, hukuksuzluklara karşı çıkmak bence saygı duyulması gereken bir tavırdır. "Yok gündemle ilgili değildir gündemle ilgidir, yok şununla ilgilidir, yok bununla ilgilidir." gibi birtakım suni şeylerle insanların söz haklarını kesmek doğru değildir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bakın burada çok ciddi bir Kanun'u görüşüyoruz, Borçlar Kanunu. Tabii ben üçüncü bölüm üzerindeki görüşlerimi açıklayacağım, bu kanunun neden ihtiyaç hâline geldiğini, o konuda düşüncelerimi söyleyeceğim ama bugün toplumun temel ihtiyacı olan bir durum söz konusu. Bugün gerçekten toplumda çek mağduru denilen karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı hapse girmiş, evinden barkından ayrı yaşayan hatta kaçak durumda yaşayan insanların durumu sizin içinizi hiç acıtmıyor mu?

Şimdi çekle ilgili olayı ekonominin dalgalanmaması adına karşılıksız çek keşide etme suçunu savunmak mümkün mü? AKP'deki hukukçu arkadaşlarıma soruyorum: Bu karşılıksız çek keşide etme suçunu getirmeye çalışan ceza hukuku hocasını komisyonda sordum. Hatta Türk Ticaret Kanunu'nun Bilim Komisyonu Başkanı Ünal Tekinalp'in geçen gün Dünya Gazete'sinde bir beyanatı var: Karşılıksız çek keşide etme suçunun "çağ dışı" olduğunu söylüyor.

Şimdi değerli arkadaşlarım

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne zaman konuldu bu suç?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Ne zaman konulduğunu açar okur, bakarsın. Sağa sola laf atacağına bunlara bakarsın. Biraz da böyle sağa sola şey yapacağına biraz okuyacaksınız. Madem milletvekili oldunuz okuyacaksınız.

Değerli arkadaşlar, bakın, bakın değerli arkadaşlar

RECEP KORAL (İstanbul) - Sen biliyor musun onu?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - Dinlersen anlatırım, sen öğrenirsin.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, Türk Ticaret Kanunu'nda çek tanımlanmıştır. Çek, Türk Ticaret Kanunu'nda kayıtsız ve şartsız olarak belirli bir bedelin ödenmesi emrini içerir. Bono ise kayıtsız ve şartsız olarak belli bir bedelin ödenme taahhüdünü içerir. Yani her ikisi de Türk Ticaret Kanunu'nda tanımlanmış kambiyo senedi niteliğindedir. Birisi, taksitli ve vadeli alışverişin ödeme aracıdır yani bono. Diğeri ise, çek ise nakit yerine geçen hemen ödeme dediğimiz bir araçtır. Uygulamada çekin sanki taksitli veya uzun vadeli bir alışverişin aracı olarak kılınmış olması yasanın çeke tanıdığı, yüklediği yükten daha fazla bir yükün yüklenmiş olması alışılmış, kural hâline getirilmiş. Şimdi çeki biz Türk Ticaret Kanunu'ndaki anlamını çekmeye çalıştığımızda, oradaki görevini yüklemeye çalıştığımızda, çekin ekonomiyi allak bullak edeceği söyleniliyor.

Şimdi, bu komisyonun Adalet Komisyonu Başkanı dâhil, Adalet Bakanlığı dâhil -yanılmıyorsam- karşılıksız çek keşide etme suçunun suç genel teorisi içerisinde yeri olmadığını, modern ceza hukuku içerisinde yeri olmadığını kabul ediyorlar ancak Ali Babacan Beyefendi, istemediği nedenle karşılıksız çek keşide etme suçunun suç olmaktan çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Gerekçe ne? Gerekçe, ekonomide dalgalanmalar olmasın.
Değerli arkadaşlarım, çekin alacağın tahsilini garanti altına alma gibi bir fonksiyonu yoktur. O zaman bononun alacağını nasıl garanti altına alacaksınız? Hatta çekten ve bonodan daha kuvvetli bir belge niteliği taşıyan mahkeme ilamına bağlı alacağı nasıl garanti altına alacaksınız?

Şimdi, burada düşünülmesi gereken şey şudur

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Öztürk, lütfen tamamlayınız.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - 1985 yılına kadar Çek Kanunu yoktu yani karşılıksız çek keşide etme diye bir suç tanımlanmamıştı. Peki, 1985 yılına kadar bu ülkenin ekonomisi yok muydu, ülke allak bullak mı oldu? 1985 yılında bu Çek Kanunu çıkarıldı, üç kez değişiklikler yapıldı. Sorun çözüldü mü değerli arkadaşlarım? Sorun çözülmedi. Demek ki mesele, ceza getirmek değildir. Bugün, Şili, Bolivya ve Arjantin dışında hiçbir modern ülkede, çağdaş ülkede karşılıksız çek keşide etme suçu yoktur.

Bakın, bugün, Yargıtay 10. Ceza Dairesinde 2008 yılından devreden dosya sayısı 25.683 olmuş, 2009 yılında karara bağlanan 12 bin olmuş, 2009 yılında gelen dosya 9.579. Şu anda -tabii temmuz ayı rakamları bunlar, Sayın Bakanlık öyle verdi- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bekleyen, hâlâ inceleme bekleyen dosya sayısı 58.188.

Değerli arkadaşlarım, mahkemeler keza öyle. 81.540 dosya karara bağlanmış, temyiz edilmemiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) - 170.608 dosyada hâlen yargılama devam ediyor.

Şimdi, ekonomi allak bullak olacak gerekçesiyle -hiç de doğru bir gerekçe değil- bunda ısrar etmek doğru değildir. Karşılıksız çek keşide etme suçu suç olmaktan çıkarılarak Çek Kanunu Meclise getirilmelidir. Acilen getirilmelidir, halkın beklentisi karşılanmalıdır diye düşünüyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler  Kabul etmeyenler  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup işleme alıyorum:


ŞEVKET KÖSE (Adıyaman)
- Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, karşılıksız çekler nedeniyle cezaevinde kaç hükümlü yatmaktadır?

İkinci olarak: Karşılıksız çeklerde cezayı kaldırmayı düşünüyor musunuz? Eğer düşünmüyorsanız geçici bir çözüm olarak böyle bir çalışmanız var mıdır?



ADALET BAKANI SADULLAH ERGİN (Hatay)
- Değerli arkadaşlar, gene bu soruşturmayla ilgili, hâkim, savcıların soruşturmasıyla ilgili konu bu şekilde.

İfade ettiğim gibi 1982 Anayasası ve 2802'ye göre yirmi yedi yıldan beri yapılan uygulama bugün de yapılıyor, herkese aynı uygulama yapılıyor.

Onun dışında, bir sayın milletvekilimiz "Bu tarihi itibarıyla, bugünkü tarihi itibarıyla cezaevlerinde karşılıksız çekten dolayı ne kadar hükümlü, tutuklu var?" diye sordular. 5 Kasım itibarıyla 2.155 kişi cezaevlerinde şu anda. Bu konuya ilişkin olarak da Adalet Komisyonumuz zannediyorum önümüzdeki hafta siyasi parti temsilcilerimizle bir değerlendirme yapacak. Ondan sonra komisyonda bekleyen tasarıyla ilgili olarak seri şekilde adım atmayı planlıyoruz.

Burada, evet, çıkıp gelen mesajları okuyup oradan yardım isteyen insanların mesajını aktarmak hoştur. Onların takdir ve teşekkürünü almak iyi bir şeydir ama öbür taraftan, alacaklı olan, alacağını alamadığı için kendisi de takibe uğrayan diğer esnafın durumunu da göz ardı edemeyiz. Ekonomik çarkın dönüşünü engelleyecek, sistemi tıkayacak bir düzenlemeyi yapmak mümkün değil. Burada hem borçlunun yararını hem alacaklının yararını hem de ekonomik sistemin dönebilmesi için, kendini çevirebilmesi için gerekli güvenceleri korumak zorundayız diyorum, tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar.)

Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te


Çek mağdurlarının gözü kulağı Hükümet’te

Metris Cezaevi’nde karşılıksız çekten dolayı yatan birisinden mektup aldım. Çek mağduru olduğunu ısrarla savunan bu kişi, haksız yere hapis yattığını, kendisi ile aynı durumda olup da yargı sonucu serbest kalanlar olduğunu savunuyor ve “Ekonomik kriz sonucu işimi ve barkımı kaybettim. Çok değerli gayri menkullerim ipotekli bulunduğu bankalar tarafından yok fiyatına satıldı, dolayısıyla borcumu ödeyemedim. Kestiğim çeklerden ötürü yargılandım. Bazılarından mahkeme beraat kararı verdi. Bazılarından ise ceza yedim. Aynı şekilde benim durumumda olduğunu bildiğim bazı kişiler ise yargılama sonucunda ceza almadan kurtuldular. Madem kanun aynı. Neden mahkemelerden farklı karar çıkıyor” diye dert yandıktan sonra “Beni içeri attılar, peki o çekleri kim ödeyecek? Beni içeri atacaklarına dışarıda bıraksalardı çalışıp belki borcumu ödeyebilirdim” diyor. Şunu da eklemiş: “Türk Ticaret Kanunu’na göre çek de kıymetli evrak, senet de. Senedini ödeyemeyenler hapse girmiyor. Fakat çekini ödeyemeyenler içeri giriyor. Bu nasıl adalet!”

Diğer taraftan, müşterisinden aldığı çekleri tahsil edemediği için iflas bayrağı çeken mağdurlar da var. Bakın onlardan biri ne diyor: “Müşterilerimden aldığım çekler karşılıksız çıktığı için o meblağları kendi öz kaynaklarımdan karşılamak zorunda kaldım. Fakat artık karşılıksız çıkan çekleri ben de ödeyemeyecek duruma geldim. Bankalar çek karnelerini müşterilerine bu kadar kolay vermemeli. Müşterisini seçerek çek karnesi vermeli veya müşterisinin kestiği çek karnesinin en azından yarısını banka karşılamalı ki, her önüne gelene çek karnesi vermesin. Adam eline geçirdiği çeki sanki başkası ödeyecekmiş gibi sorumsuzca kesiyor. Sonra vadesi gelince de ödeyemiyor. Bunun bir cezası olmalı. Madem çekin altına imza atıyorsun, o zaman imzana sahip çık. Çıkmıyorsan CEZAEVİNE girmelisin.”

İki, taraf da çek mağduru. Biri altına imza koyduğu çeki ödeyemediği için hapis yatıyor. Diğeri aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu iflas bayrağı çekmiş. Hatta o da hapse girmek üzere. Şimdi hangisi haklı?

Karşılıksız çek kesen çekini ödemediği için hapse girmeli mi, girmemeli mi? Çok ince bir çizgi...

Bildiğim kadarıyla Hükümet’in çekle ilgili bir düzenlemeye gitme hazırlığı var. Ama araştırdım, Hükümet’in de üzerinde mutabakata vardığı bir taslak henüz ortada yok. Alternatifli metin taslağı hazırlamış. Bir alternatife göre, karşılıksız çek kesenler cezaevine girmeyecek. Diğer alternatife göreyse girmek zorunda. Anladığım kadarıyla bu konu daha çok tartışılacak. Ve karar ne olursa olsun, herkesi memnun etmeyecek. Çekini ödeyemediği için hapis yatan kurtulacaksa, çekini tahsil edemediği için zor durumda kalanlar bundan memnun olmayacak. Karşılıksız çek kesenler ceza evine girecekse de bu kez onlar memnun olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, kimse hapse girmeyi göze alıp bile bile karşılıksız çek vermez. Diğer taraftan da nakit akışınızı aldığınız çeklere göre düzenlerseniz ve burada aksama olursa perişan olursunuz. Durum altından kalkılabilecek gibi gözükmese de cezaevlerinde yatan binlerce çek mağduruyum diyenin gözü Hükümet’in bu konuda atacağı adımda.

İnşallah ekonomi düzelir de ne çek yüzünden kimse cezaevine girer ne de kimse çekini tahsil edemediği için mağdur olur.

O günleri görebilecek miyiz?

Aydın Ayaydın
aayaydin@gazetevatan.com

Meclis’te ‘çek yasası’



Meclis’te ‘çek yasası’ çatlağı


Karşılıksız çeke hapis cezasını kaldıran yasayı bekleyenlere kötü haber...




Mecliste görüşülen yasanın bankalara yeni sorumluluklar getiren hükümleri Babacan’dan veto yedi. Hapis cezasının kaldırılmasının da piyasada dalgalanmaya yol açacağı fikri hakim olmaya başladı. Halen çek suçu nedeniyle 1.500’e yakın kişi cezaevinde, 55 bin 149 kişi ise yargılanıyor

Hükümetin 2010 başında yasalaştırmayı planladığı Çek Kanunu konusunda kabinede anlaşmazlık çıktı. Meclis’e sevkedilen ancak bazı önemli hükümlerle ilgili karar verilemediği için uzadıkça uzayan Çek Kanunu’yla ilgili çalışmada Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankalara getirilen yükümlülüklere karşı çıkınca, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le anlaşmazlığa düştü. Çek Kanun tasarısının bankalara yeni yükümlülükler getiren hükümlerine itiraz eden Babacan’ın karşı çıktığı noktalar ise tasarının temel hükümlerini oluşturuyor. Buna göre bankaların karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü oldukları 475 TL’lik miktarın 1000 TL’ye yükseltilmesi, bankacılara 3 yıldan 1 yılı kadar hapis cezası getirilmesi ve bankaları, her çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol etme, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmak ve belirlemekle yükümlü tutulması bankacılık sisteminde endişe yaratıyor. Babacan’ın da bu hükümlerin değiştirilmesini istediği belirtiliyor. Öte yandan çek suçlarında hapis cezasının kaldırılmasına ekonomi yönetimi “kaldırırsak piyasalarda yeni dalgalanma yaratır, likiditeyi daraltır” endişesiyle karşı çıktı. Merkez Bankası ve Hazine’nin yürüttüğü çalışmada da bu noktaya dikkat çektiği belirtiliyor.

Halen çek suçu nedeniyle 1.500’e yakın kişinin cezaevinde olduğu belirtilirken, mahkemelerdeki dava sayısının ise 55 bin 149 olduğu ifade ediliyor. Bu rakamlara rağmen hükümet, “çekte hapis cezasına” çözüm bulamıyor.

Piyasa itibar etmez

Merkez Bankası ve Hazine Müsteşarlığı’nın bu konuyla ilgili yürüttüğü çalışma kapsamında, çekle ilgili cezaların kaldırılması yerine, çek tutarının belirli bir kısmını ödeyenlere, verilecek adli para cezasının bir miktar düşürülmesi önerisi de yer alıyor. Ekonomi yetkilileri, adli para cezasının kaldırılmasına “piyasa çeke itibar etmez” diyerek itiraz ediyor.

Gülümhan GÜLTEN
VATAN

Gönderilen her dilekçe özgürlüğe bir adımdır.

 Evet arkadaşlar hakkınızı yasal yollardan arayın   bilgi alın adalet bakanlığı,ekonomi bakanlığı ve milletvekillemize gönderin ...

 Gönderilen her dilekçe özgürlüğe  bir adımdır.






Sn ………………………………….




Ülkemizde aylardır süre gelen ve bir türlü her kişi ve kurumun kabul ettiği fakat ne hikmetse hiçbir kurumun ve kişinin çözüm konusunda bişeyler yapmadığı,ağırdan aldığı ÇEK lerini ÖDEYEMEDİĞİNDEN dolayı önce adli para cezası ve maliyeye yatırılması gereken bu parayı ÖDEYEMEDİĞİNDEN hapis cezası alarak cezaevine girmek zorunda kalan binlerce hatta onbinlerce insanın bu sorununa EKONOMİ bozulur diyerek sürekli ertelenmesini tekrar dile getirmek için bişeyler yapmanın kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.


Ülkemizde çekten mahkumiyet alanların sayısına baktığımızda Adalet Bakanlığının verilerine göre sadece 2007 yılında mahkum olan insan sayısı 104 bin civarındadır.Bu sayı böyle olduğu halde milletvekillerinin verdiği soru önergelerine verilen cevaplarda sayılar 1500 olarak ifade edilmektedir.Bu 1500 sayısının doğru olmadığı aşikardır.


Şüphesiz sonucu İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanması olan bir kanun öncelikle HUKUK kuralları dikkate alınarak yapılmalıdır.Ancak basında çıkan haberleri takip ettiğimiz zaman,yaşama hakkından sonra en önemli hak olan özgürlük hakkı EKONOMİ ortaya getirilerek HUKUK bir kenara atılmakta,bu kadar ciddi bir konu ÇEK denilen özünde nakittir denilen fakat kullanımda vadeli olarak kullanıldığı TBMM tarafından da yasa çıkartmak suretiyle kabul edilen bir kağıt parçası,putlaştırılarak insanların hayatlarını karartmakta ,aileler dağılmakta sosyal bir felakete doğru hızla ilerlemektedir.


Türk Ceza Kanunun 5. maddesi herkesin artık bildiği gibi 01.01.2009 tarihinde,2 defa süreli yasalarla uzatıldıktan sonra yürürlüğe girmiş ve 3167 sayılı kanunun bir çok maddesinin ceza kanunlarının anayasası sayılan TCK ile ya tamamen zıt ya da çeliştiği birçok hukuk profösörü tarafından kabul edilmiş ve 3167 sayılı kanunla cezaevinde bulunan insanların salıverilmesi gerektiği basında defalarca yazılmıştır.Bu durumu Adalet Komisyonu Başkanı gazatecilerle yaptığı röportajlarda dile getirmiştir.Durum bu kadar açık iken,okuma yazma bilen herkesin bir hukuksuzluğun yaşandığını anlayabildiği halde konuyu EKONOMİ gerekçelerine bağlayarak bu zulümü devam ettirmek ne kadar HUKUK DEVLETİ kriterlerine uygun taktiri size bırakıyorum.Fakat şu bir gerçektir ki bu yasadan dolayı ceza alan hapis yatan ve kaçak yaşayan insanlar ve bu insanların aileleri şu anda verilen bu cezanın ADİL olmadığını biliyor ve şu andaki çaresizliklerinden dolayı kanuni haklarını sınırlı olarak kullanabiliyor.Bakanlığınızın bu kanunsuz ceza uygulamasına son vermek için gerekeni yapmasının HUKUK’i ve VİCDANİ olarak çok ACİL olduğunu bir defa daha bilirtiyor.SAYGILAR SUNUYORUM.

TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri
TBMM Milletvekilleri bilgi ve eposta adresleri

Cemil Çiçek Mecliste yaptığı konuşmada..





Üçüncüsü, Çek Yasası'yla ilgili, Sayın Ünlütepe, biliyoruz ki Adalet Komisyonunda bir düzenleme var toplumun değişik kesimlerinden gelen taleple ilgili olarak. Tabii karşılıksız çıkan her çeki de ekonomik sıkıntıya düştü de bundan dolayı ödemedi tarzındaki bir kanaate varmak da doğru değil çünkü bu çekin bir de alıcısı var. İçerdekini düşüneceğiz, eğer hakikaten elinde olmayan sebeplerden dolayı içeri düşmüşse ona bir imkân getirelim, onun çıkmasını temin edelim ama öbür tarafta bir kısım konuları, bir kısım durumları, bir kısım gelişmeleri istismar ederek alacaklıyı da dolandırdıysa, bunun ikisinin ayrımını yaparak bir kanun çıkarmak gerekir, bir dengeye oturtmak gerekir aksi takdirde çekler gelişigüzel… Çünkü bir güven meselesidir. Çeke güvenmeyecekse, başka bir şeye güvenmeyecekse bu çok doğru olmaz. Onun için, doğruyla yanlışı belli bir adalet ölçüsü içerisinde denkleştirmek lazım zaten biz de bu kanıya vardık ki bir Çek Yasası'nda düzenleme yapalım. Nitekim Adalet Komisyonunda epey görüşüldü, tartışıldı, tartışılıyor. Zannediyorum bu hafta içerisinde veya önümüzdeki hafta komisyonda bir uzlaşmaya varılırsa, yani bir taraftan içerde yatanların talepleri var, öbür taraftan da "Aman ha, bunları çıkardığınız takdirde biz alacağımızı nasıl alırız?" düşüncesiyle bir öbür taraftan da baskı geliyor. Onların da kendilerine göre haklı tarafları var. Dengeyi sağlamak lazım. Ama Meclisimizin gündemindedir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede bunları sağlamak mümkün, dengeye oturtmak mümkün olacak.
Kaynak Meclis tutanakları

Karşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı



Karşılıksız çek Ekim ayında yüzde 34 arttı

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi

04 Kasım 2009


Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı, 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,9 artarak 1 milyon 662 bin 781'e çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılının on ayında 1 milyon 241 bin 317 adet idi.

Aynı dönemde, mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre ise, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da yaklaşık yüzde 4,7 artarak 64 bin 315'den 67 bin 319'a yükseldi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı 2009 yılının on ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 767 bin 371'den 951 bin 141'e çıktı.

YILLIK BAZDA YÜZDE 1,6 AZALIŞ

Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 1,6 azalarak 154 bin 277'ye indi. Karşılıksız çek sayısı 2008 yılı Ekim ayında 156 bin 888 adet idi.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı da Ekim ayında, 2008 yılının aynı ayına göre yüzde 81,4 artarak 6 bin 709'den 12 bin 170'e yükseldi.

Bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı Ekim ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,2 artarak 80 bin 785'den 99 bin 551'e çıktı.

AYLIK BAZDA YÜZDE 8,3 ARTTI

Ekim ayında bir önceki aya göre Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı yüzde 8,3 artarak 142 bin 502'den 154 bin 277'ye, birikimli karşılıksız çek sayısı yüzde 10,2 yükselerek 1 milyon 508 bin 504'den 1 milyon 662 bin 781'e çıktı.

Mahkemeler tarafından yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan çek sayısı yaklaşık yüzde 70,6 oranında artarak 7 bin 133'den 12 bin 170'e yükseldi.

Aynı dönemde, mahkemelerin bildirimleriyle Merkez Bankasınca duyurulan yasaklanan birikimli çek sayısı yüzde 22,1 artarak 55 bin 149'dan 67 bin 319'a, bankalarca Merkez Bankasına yapılan bildirimlere göre, Merkez Bankasınca duyurusu yapılan karşılıksız kaldıktan sonra ödenmiş çek sayısı yüzde 22,9 yükselerek 80 bin 975'den 99 bin 551'e çıktı.

Duyurusu yapılan, karşılıksız kaldıktan sonra birikimli ödenmiş çek sayısı da yüzde 10,7 artarak 851 bin 590'dan 951 bin 141'e yükseldi.

 AA

Çek mağdurlarının meclis görüşmesi..


 Jenardi ve bir grup çek mağduru 03 kasım 2009 günü meclisi ziyaret ettiler...

İYİ AKŞAMLAR.ANKRADAN ŞİMDİ DÖNDÜM.İLGİ KİRLİLİĞİNİ GİDERELİM...ANKARADA SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI VE ZYARETÇİ AKINI YÜZÜNDEN ÇALIŞMALARIMIZ BİRAZ GEÇ BAŞLAYABİLDİ.BAŞBAKANI GRUP TOPLANTISINA İNERKEN YAKALADIK.BAYANLAR HEMEN ATILDILAR.AĞLAMAYA BAŞLADILAR. TABİKİ DİKKATİNİ ÇEKTİ.NEDİR MESELE DEDİ.ANLATTIK DURUMU.BİR ARKADAŞIMIZ CEBİNDE TOMARLA ÇEKLERİ ÇIKRIP GÖSTERDİ. BEN ESNAFI DAVA ETMEDİM ETMEM DE DEDİ. BİZLERİ DAVA EDENLER FACTORİNGCİLER TEFECİLER FAİZCİLER DEDİ.

BAŞBAKAN BU KONUDA KENDİSİNİNDE HASSAS OLDUĞUNU,KARŞI TARAFI DA DÜŞÜNEREK BİR ŞEYLER YAPMAK LAZIM GELDİĞİNİ,ÇEKİN NAKİT OLDUĞUNU, KONU HAKKINDA ARKADAŞLARININ BÜYÜK BİR UĞRAŞ VERDİĞİNİ SÖLEDİ.YANLARINDA BEKİR BOZDAĞ,MUSTAFA ELİTAŞ,AYŞENUR BAHÇEKAPILI VARDI.ONLARDA KULAKLARINA FISILDAMA YOLU İLE OLANI BİTENİ SÖLEDİLER.TASARIYI 1-2 GÜN YADA 1-2 HAFTA İÇERİSİNDE GENEL KURULA GETİRİRİZ KISMINI TAM ANLAYAMADIM.AMA ARKADAŞLAR 1-2 HAFTA DİYEREK DUYMUŞLAR.

SAAT 16 GİBİ YALNIZ BAŞIMA KALDIM.TÜM MAĞDUR ARKADAŞLAR GİTTİ.ALİRIZA BEYLE KARŞILAŞTIM.DURUMU ANLATTIM.YANIMIZA MUSTAFA ÖZYÜREK VE ÇETİN SOYSAL DA GELDİ.ÇOK SAMİMİ BİR SOHBET YAPTIK MECLİS KULİSİNDE.BU İŞİ NE YAPARIZ DA MUHALEFET-İKTİDAR ÇEKİŞMESİ OLMADAN ÇÖZEBİLİRİZ ? İN YOLLARINI ARADIK.SAATLERCE KONUŞTUK.BURDAN ÇIKAN SONUCU MAALESEF PAYLAŞAMAM.

ALİ RIZA BEY YANIMIZDA AHMET İYİMAYA YI ARADI. AHMET İYİMAYANIN ŞÖLE DEDİĞİNİ İŞİTTİM.. ALİ RIZA BEY NE YANİ YASA HAPİSLE Mİ GELSİN GENEL KURULA BUNU MU İSTİYORSUNUZ DEDİ. ALİ RIZA BEYDE NASIL GELECEKSE GELSİN BAŞKANIM DEDİ BİZ GEREKLİ ÖNERGELERİMİZİ ZATEN VERECEZ DEDİ.YÜZÜNE KAPADI.

BURHAN KAYATÜRKLE GÖRÜŞTÜM.BAŞBAŞA YEMEK YEDİK SOHBET ETTİK.KONUYU ENİNE BOYUNA BAŞBAKANA ANLATTIĞINI SÖLEDİ.BEKİR BEYİ ADRES GÖSTERMİŞ BAŞBAKAN.BEKİR BEYLE DE GÖRÜŞMÜŞLER. NELER GÖRÜŞÜLÜP NE SONUÇLAR ALINDIĞI YADA ALINACAĞINI,BURHAN KAYATÜRKÜN BİZLERE ISRARLA VERMİŞ OLDUĞU TAVSİYELERİ MAİLLERİNİZDE GÖRECEKSİNİZ.

HAKKI SÜHA OKAY,AHMET İYİMAYA,KEMAL ANADOL,KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞÜLDÜ AYRICA.BAŞBAKANLA GÖRÜŞMEMİZİN VERMİŞ OLDUĞU BİR NUMARA HİSSİ,MAALESEF ARKADAŞLARIMIZIN HEMEN ORADAN AYRILMASINA NEDEN OLDU.

ASLINDA ŞU BİR GERÇEK YASA AHMET İYİMAYANIN ÖNÜNDE.ALT KOMİSYONDAN HAVALESİ YAPILMIŞ.EKONOMİ KURMAYLARINDAN GÖRÜŞ BEKLENİYOR.EKONOMİ KURMAYLARIDA MYK VE AKPARTİ GRUP BAŞKAN VEKİLLERİNDEN GÖRÜŞ BEKLİYOR.BUNLARDAN DİREK BAŞBAKANA BAĞLI AMA İÇLERİNDE BU FERYATLARIMIZIN BASKISIYLA BAŞBAKANI RAZI EDEBİLECEK BİR ÇOK İSİM VAR.

HER NE KADAR BAŞBAKAN 1-2 HFTA İÇERİSİNDE GNEL KURULA GETİRECEĞİZ DESE DE GÜNDEMİ GÖRDÜĞÜMDE BUNA İNANASIM GELMEDİ AÇIKCASI.BURHAN KAYATÜRKTE BENLE AYNI GÖRÜŞTE.YANİ 2010.

2010 DA 12 AY VAR DİKKAT!!! 3167 ZATEN YARGITAY KARARI İLE YÜRÜRLÜLÜKTE.

VEKİLLER ÇOK SIKILMIŞLAR.ÇOK BUNALMIŞLAR AMA BİZİM BASKILARIMIZDAN DEĞİL.BU İŞİN VEHAMETİNDEN. BİZİM BASKILARIMIZ SANKİ ONLARA SİNEK VIZILTISI.ÇOK TELEFON GELİYOR ARKADAŞLAR.HERŞEYDEN ÖNEMLİSİ ÖNEMLİ BİR KAÇ ADAMI YUMAŞATAMADIK. NE OLDU BİZE YAW.

HÜKÜMET BİLE NE YAPMASI GEREKTİĞİ İNANIN HALEN BİLMİYOR.BUNCA FERYADU FİGANA KAYITSIZ KALAMAZLAR.HAPİSTEKİLERİ SALABİLİRLER AMA NASIL? ERTELEMEYLE Mİ? KONTRATLA MI? TAAHHÜTLE Mİ? 2 YILLIĞINA MI? TÜMDEN Mİ?
BUNU ONLARDA BİLMİYOR.NE YAPACAKLARINI KİME AKIL DANIŞACAKLARINI ŞAŞIRMIŞ VAZİYETTELER.

GELİN AKILLARINI ALALIM. SÖKELİM YERİNDEN BEYİNLERİNİ.. HER DAKİKA ARAYALIM. HR DAKİKA BASKI KURALIM.VEKİLLERİMİZİN VE BURHAN KAYATÜRKÜN VERMİŞ OLDUĞU TİYOLAR VE ADRESLER DOĞRULTUSUNDA NERELERE YÖNELECEĞİMİZ VE KİMLERİ ARAYIP KİMLERE BASKI KURACAĞIMIZ MAİLLERİNİZE GÖNDERELİCEKTİR..

SAYGILAR

JENARDİ

Karşılıksız çekde önce para cezası sonra hapis


02.11.2009 - 09:01

3167 sayılı kanunda değişiklik yapılmasını öngören yeni "Çek Kanunu Tasarısı" 2 yıldır TBMM'de komisyonlar arasında dolanıyor. Bu yasama yılında da gündeme giremedi.

Karşılıksız çek nedeniyle hapiste yatanların sayısını ben bulamadım. Ama çok olduğu söyleniyor. Hapistekiler ve hapse girecekler feryat ederken, kim olduğu belirsiz güçler, hapis şartlarının ağırlaştırılması için TBMM'nde lobi yapıyor.

DÜNYA'da 28 Ekim 2009 tarihinde çok güzel bir haber analiz vardı. Başlığı "Herkes karşı ama çeke hapis cezası tasarıdan çıkarılamıyor" idi.

Karşılıksız çek konusunda kafalar karışık . Önce neyin ne olduğunu özetleyeyim. Sonra iki mektuptan aktarmalar yapayım.

1) Karşılıksız çek nedeniyle mahkemeye düşenleri mahkemeler borçlarını ödemedikleri için yargılıyor ve de hapis cezası veriyordu.

Bu uygulama uluslararası hukuk ilkeleriyle çelişiyordu. Borcunu ödemeyene hapis cezası bizden başka sadece Fransa'da vardı. O da kaldırıldı. Sadece çok özel kasta bağlı suçlarda hapis söz konusu. Dünyadaki bu gelişmeye benzer şekilde bizde de kanun değişikliği yapıldı ve karşılıksız çekte, borcunu ödemeyenlere (alacak senetlerinde/bonoda olduğu gibi) hapis cezası verilmemeye başladı.

2) Bu defa bizde yeni bir uygulama ortaya çıktı. Karşılıksız çekten yargılananlara mahkemeler, ödenmeyen miktara göre, "adli" para cezası hükmediyor. Bu "adli" para cezasını ödeyemeyenlere ise para cezası güne çevrilerek hapis cezası veriliyor.

Uygulamada parası olmayana ve bu nedenle çekini ödeyemeyene devlet para cezası kesiyor. Parası olmadığı için bu cezayı da ödeyemeyenler, ceza miktarı kadar hapis yatıyor. Dikkat buyurulursa, bu cezanın karşılıksız çekin ödenmesiyle hiçbir ilgisi yok. Çünkü para cezasına hükmedilenler bir yerlerden para bularak para cezasını devlete ödeyebilseler de, karşılıksız çekten alacağı olanın eline bir kuruş geçmiyor. Cezayı ödeyemediği için hapis yatan kişiler işlerini ve para kazanma imkanlarını kaybettiğinden, alacaklılar paralarını tahsil ümidini hepten yitiriyor.

3) Burada bir açıklama daha yapmak gerek: Borç-alacak ilişkilerinin yasal belgesi borç senedi/bonodur. Dünyanın her yerinde borç-alacak ilişkileri bonoyla yürür. Borç senedini/bonosunu gününde ödemeyen hakkında kanuni takibat yapılır. Bu tür kanuni takibatta icra-iflas vardır ama hiçbir şekilde hapis yoktur. Sadece kötü niyetli uygulamalarda (dolandırıcılık suçlarında) hapis gündeme gelebilir.

4) Çekin vadelisi olmaz. Çek, ibrazında ödenmesi gereken bir belgedir. Bizde, kanuna karşı bir şekilde gelişen vadeli çek uygulaması piyasadan borç senedini/bonoyu kovdu. İç piyasa vadeli çekle işler hale geldi.

Önce bir genç kızımızdan mektup aldım. Genç kızımız mektubunda şunları yazıyordu:

"Sayın Hocam, babam 65 yaşında. Otuz yıldır gıda işi yapıyordu. Yanında 10 kişi çalıştırıyordu. Bugüne kadar hiçbir sigorta ve vergi borcu olmadı. Kriz çıkınca babama borçlu olanlar 1 milyon 200 bin TL tutarındaki vadeli çekleri ödeyemedi. Bu durumda babamın da 375 bin TL tutarındaki vadeli çekleri karşılıksız kaldı. Babamı mahkemeye verdiler.

Mahkeme para cezasına hükmetti. Bu para cezasını ödeme imkanımız olmadığı için her günü 100 TL'den sayarak babama 5 yıl hapis cezası verdiler. Babam şimdi hapiste. İşyeri kapandı. Yanında çalışanlar işsiz. Babam hapiste ama biz ne alacaklarımızı alabiliyoruz, ne de borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Açık anlatımıyla, babamın hapiste yatmasının borçlulara yararı yok. İşyeri kapanmasaydı, alacaklarını alamasa bile borçlarını zamanla ödeyebilirdi. "

Genç kızımızın mektubundan sonra babası da hapishaneden mektup gönderdi. Babası ise şunları yazıyordu:

"Metris Cezaevi'nde öyle arkadaşlar var ki, 73 yaşında yüksek inşaat mühendisi, TOKİ'den parasını alamamış, borcunu ödeyememiş burada.

46 yaşında babadan kalan çorapçılık, kumaş ve iplik boya fabrikası sahibi batmış.

Ve de kuş gribinde yaptığım tavukçuluk sektöründe batan, yanında yüzlerce işçi çalıştırmış, SSK, gelir vergisi vs. gibi vergilerini ödemiş, varlıktan, patronluktan düşmüş ve hapse düşmüş olan 65 yaşında çek mağduru olan ben.

Bizler yani. Sadece Metris'te yüzlerce kişi.

Şu anda varlığı tartışılan ama olmayan 3167 sayılı yasadan dolayı hapisiz. Eğer, (Siz bunu gayet iyi bilirsiniz) 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini ve 5237 sayılı yasanın (Yeni TCK) 5. maddesini peş peşe okursanız ne demek istediğimi anlarsınız. Şu anda yeni TCK uygulanmıyor. 31.12.2008'de miyadı dolmuş 3167 sayılı yasa uygulanıyor. Adalet Bakanlığı, çözüm üretemeyen, kanunları, yönetmeliklerle idare eden bir bakanlık oldu.

Şöyle ki: (Kısaca) "Cezasının beşte birini, kapalı cezaevlerinde geçiren, herhangi bir vukuatı olmayan mahkumlar, yol parasını peşin olarak öderlerse, açık ceza evlerine gitmeye hak kazanırlar." Kanun böyle diyor. Ben cezamın beşte birini çektim, dilekçe yazdım. Gelen cevapta: "50 bin TL'yi geçen adli para cezasına çarptırılanlar, açık ceza infaz kurumuna ayrılmazlar yönetmeliğinin 10. maddesinin son fıkrasına göre açık cezaevine gidemezler". Cevap olumsuz.

Halbuki, geçen gün iki sevgilisini de boğazlayıp öldüren seri katil, 6 yıl ceza yemiş ve açık cezaevinden kaçmış. Katil 6 yıl ceza alıp açık cezaevine gidebiliyor, hayret! İşte TC kanunlarının adaleti!

Bu Çek Yasası'nın arkasındakiler faktoringler, yani tefeciler ve bankalar.

Bu Çek Kanunu derhal kalkmalı, karşılıksız çekleri bankalar ödemelidir. Sanki geriye dönmeyen kredi gibi düşünsünler. Bakalım ne oluyor?

(1) Önlerine gelene koçan, koçan çek veremeyeceklerdir.

(2) Böylece garanti para yerine geçecek çekler piyasayı rahatlatacaktır. Ne dersiniz?

Benim piyasadan 1 milyon 200 bin TL alacağım var, 2004 yılından beri alamadığım ve bir türlü nedense yakalanmayan bana borçlular. 375 bin TL borcum var. Maalesef kaçmayı düşünemedik şimdi hapisteyiz. Nasıl iştir? Çözümü hapis midir? Liberal ekonomilerde alacak, verecek işine devlet karışır mı? Devlet iki tüccar arasındaki alış verişten nemalanmaya çalışır mı? Aynı çatı altındaki mahkemeler ayrı, ayrı karar verebilir mi?

Misal: Çekler hakkında Şişli 6. Asliye Ceza Mahkemesi beraat kararı verirken, aynı semt, aynı bina, aynı statüdeki Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi verdiği hapis kararından dönmüyor.

Demek ki, hukukta 2 doğru var. Öyle mi?

Bu kağıda yazdığım için kusuruma bakmayın. Bu şartlarda ancak bu kadar oluyor. Vaktinizi aldım, ama hiç değilse yazarak içimi boşalttım. Siz anlarsınız herhalde. Size saygılarımı sunarak mektubuma son veriyorum. Sağlık ve esenlik dilerim." İşte bu da hapishaneden gelen mektup.

Hem iktidar hem muhalefet çekte hapis cezasına karşı. Ama Çek Kanunu Tasarısı, TBMM'de gündeme gelemiyor.




Tevfik GÜNGÖR / OLAYLARIN İÇİNDEN
gungoruras@superonline.com

http://www.wikio.comFriendFeed'de bana abone olAdd to Technorati FavoritesPowered by  MyPagerank.Net web siteleriEconomics Blogs - BlogCatalog Blog Directory

powered by Blogger | WordPress by Newwpthemes